çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Truva Tarihi

tarihi truva kenti

Homer'in epik şiirinde anlattığı Truva Savaşı bölgesi olarak bilinen antik kenti İlyada , 1998 yılında Dünya Mirası Listesi'nde yazılıydı. M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanıyor. Çanakkale ili sınırları içinde eski İda Dağı. Dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biridir.

Truva, ilk olarak Homer'in epik şiirinde , Troya Savaşı'nın antik bölgesi olarak tanımlandığı İlyada anılmıştır . Trojan Efsanesi'ne göre, deniz tanrıçası Tethys ve Atlantik Denizi'nin titanı Oceanus'un Electra adında bir kızı vardı. Electra, Zeus'un karısı olacak ve Dardanus'u doğuracaktı. Dardanus'un oğlu Tros, Truad adında bir şehri, oğlu Ilus ise Truva şehrini bulacaktı. Truva Savaşı'na yol açan rezil güzellik yarışmasının alanı İda Dağı'na yakındı. Yarışmanın üç güzeli Hera, Athena ve Afrodit idi ve Paris yargıçtı. Paris, Afrodit'i seçti, Afrodit, Paris'e Sparta kralının karısı Helen'e sevgisini vaat etti. Paris, Helen'i kaçırdı ve savaşı kışkırtarak onu Truva'ya götürdü.



Truva 9 arkeolojik katmana sahip olduğu bilinmektedir ve bugüne kadar çeşitli kurumlarda ev temelleri, tiyatrolar, hamam evleri, bir kanalizasyon sistemi ve çeşitli eserler bulunmuştur. Truva'daki kazılara göre, şehir tarihinde birçok kez kuruldu ve yıkıldı. Sonuç olarak, 1-9 ile işaretlenmiş yerleşim katmanları aynı anda enine kesitlerde görülebilir. Truva atları, Herakleid hanedanının Sardis sattıklarının yerini aldı ve Lidya Kralı Candaules'ın saltanatına kadar (M.Ö. 735-718) 505 yıl boyunca Anadolu'yu yönetti. Arkeolog Schliemann'ın 1871'de başlayan kazılarında, 9 antik kent ve 42 konut kalıntısı ortaya çıkarılmış ve bu kazılarda Truva'nın hazinesi de bulunmuştur.

Assos Tarihi

Assos ve behramkale tarihi

Assos veya Behramkale, Türkiye'nin Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesinde bulunan küçük fakat zengin bir kasabadır. Assos'un ilk Tunç Çağı'nda oturduğunu gösteren bazı kanıtlar vardır. Antik kaynaklara göre, Assos 7'de Midilli Adası Methymians tarafından kurulmuştur.

Klasik dönemde Assos Lidya ve Fars kontrolü altındaydı. MÖ 300 yılında Eubolos ve daha sonra onun kölesi Hermeias tarafından yönetildi. Platon'un öğrencisi olan Hermeias, Aristoteles'i ve Atina'dan Aristoteles, Xenokrates, Erastus, Coriscus ve Theophrastus gibi diğer filozofları davet etti; MÖ 347'de Assos'ta bir akademi kurdu. Aristo, Hermeias'ın yeğeni Phthias ile evlendi ve Assos'ta üç yıl yaşadı. Bu kısa sürede, Aristoteles bir Mantıksal Düşünce Okulu açtı.

Assos'un altın çağı Perslerin gelişiyle aniden sona erdi. Şehir, M.Ö. 334'te Makedon Kralı Büyük İskender tarafından ele geçirildi ve kenti M.Ö. 241-133'te Pergamon yönetimi altına aldı. Bergama kontrolünü kaybettikten sonra, şehir Roma İmparatorluğu'na girdi. Assos daha sonra MS 395'te başlayarak Bizans tarafından yönetildi. Şehir 14 yılı başında bir Osmanlı kenti olmuş inci yüzyılda.



Bölgenin kültürel zenginliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra korunmaya başlamıştır. Romalılar kalıntıları geride bırakırken, en önemli arkeolojik sit alanları Helenistik dönemden önce inşa edildi. Arkaik Dönem'de inşa edilen Athena MÖ (M.Ö 540-530), çift şehir surları tarafından savunulan Assos akropolünün tepesinde görülebilir. Bu tapınak, Anadolu'daki Dor düzenindeki tek örnektir. Kısa kenarlarda 6, dışarıda binayı tek sıra halinde çevreleyen uzun kenarlarda 13 sütun vardır. Tiyatro kalıntıları Akropolis'te de görülebilir.
Tem Elektromekanik

Tarihe Hükmeden Şehir; Çanakkale




 Çanakkale, eski çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan Çanakkale M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı olarak bir çok tarihi olaya tanıklık ederek günümüze kadar ayakta duran efsane şehirdir. Çanakkale'nin en büyük tarihi oluşum nedeni, Çanakkale boğazının olması ve boğazın  Anadolu ile Avrupa ve Akdeniz ile Karadeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan iki geçit bölgesinden birisi olması büyük etken oluşturmuştur.

 Yörede ve şehir içerisinde yaşayan topluluklara ekonomik ve askeri üstünlük sağlamış, onlar da uygarlık alanındahızlı bir ilerleme kaydetmişlerdir. Ancak bu durum bir çok başka uygarlık tarafından rahatsız edici bir güç olarak görülmüş, yöreyi çeşitli göç ve istila hareketlerinin hedefi haline getirmiştir. Çanakkale sadece savaşlar ile değil farklı bölgelerden gelen yağmacılar tarafından da çok sıkıntılar çelmiştir.

Çanakkale Karanlık Dönemi

  Çanakkale'de karanlık dönem başlangıcı M.Ö. 1200'lerde kuzeyden gelen "Deniz Kavimleri"nin göçü ile bölgede ve Anadolu'da yazılı tarih açısından karanlık dönemin ilk başlama nedeni olmuştur. Bölge  Lydia Krallığı'nın egemenliğine girmiş ve hemen ardından da Perslerin gelmesiyle tabiri caizse kaos yaşanmaya başlanmıştır. Çok geçmeden Pers'ler ile Spartalılar ile yapılan Kral barışı anlaşması ile bölgeye Persler tamamen hakim olmuşlardır. Ancak Çanakkale bu gibi ağır olumsuzlukları daha atlatamamışken hemn ardından Makedonlar, Bergama Krallığı, Galat saldırıları başlamıştır. Anlayacağınız bir ufo'lar kalmış Çanakkale'ye hucum etmeyen dersek yanlış söylemiş olmam. :))



  Bir dönem karışık bir dönem geçiren Çanakkale, Roma tarafından alınarak tam hüküm sahibi olmuştur. Bu dönem Osmanlı hükümdarlığının kuruluşunun başlangıç tarihine denk gelmektedir. Osmanlıların Akdeniz'de egemenlik kurma istekleri, onları Balkan Yanmadası'ndaki fetihlere, Gelibolu ve yöresinden başlamaya yöneltmiştir. Gelibolu'da bir tersanenin kurulmasıyla birlikte Çanakkale'deki Osmanlı egemenliği daha da artmıştır.

Korku hikayesi Bölüm 1 (Şeytan Adası)

  Merhaba arkadaşlar bugün bir korku hikayesi serisine başlıyoruz ve bölüm bölüm sizlere aktaracağım. Yazımızın ismi Şeytan geçmesi.
  Asırlar önceden beri şeytan adası söylentileri Murat'ın aklına iyice yatmaya başladı. Murat son zamanlarda sadece bu konu üzerine yoğunlaşarak hikayeleri takip ederek araştırmaya başladı. Ege açıklarında küçük bir ada olan şeytan adası, harita da bile yeri bilinmemekte olup ada içerisinde yaşayan insanların olmadığı da biliniyordu. Murat araştırdıkça daha da ilgisini çekmeye başladı ama tek sorun murat varlığı bile belli olmaya bu adaya nasıl gidecekti. Araştırmalarını tamamlarken eski bir yazıya denk geldi. Yazıda şeytan adasında yaşananları ve bulunması için bir kaç ip ucu barındırıyordu.
  Şeytan adasında yaşayan insanların bir anda kaybolmaları ve eşek adasında bulunan bir tünelin 12 kilometrelik yolun sonunda şeytan adasına vara bileceğini anlatan yazı Murat'ın yola çıkmasına yetecek değere sahip kaynak olmuştu. Lakin kafasını kurcalayan bir soru vardı bir ada da nasıl tünel olur ve 12 kilometre gidilebilirdi. Denizin içerisinden yüzerek mi yol alacaktı yoksa koca ege denizinin altında bir tünel mi vardı. Murat çok geçmeden kafasında ki soruları bir kenara bırakarak eşek adasında ki tünel ve girişleri araştırmaya başladı ama turistlerin bildiği ve değeri olmayan sonuçlara vardı. Artık çaresi yok Murat o adaya gidecek ve ne pahasına olursa olsun bu tüneli bulacaktı. İçinde hem korku hemde heyecan barındırıyor, hemde bu yeni keşfi yapmayı ölümüne arzuluyordu.
  Murat eşyalarını toplamaya başladı. Sabah yola çıkacaktı. Oturduğu yer İstanbul'du ilk olarak eşek adasına geçmek için gerekli hazırlıklarını yaptı. O gece heyecandan sabaha kadar uyumadı. Sabah olduğunda ise usulca eşyasını alarak evden çıktı. Yol üzerinde bir börekçide ufak bir atıştırma yaparak sigarasını yaktı. Artık yepyeni bir yolculuğa çıkacak ve yeni bir ada keşfetme hayali ile son nefes sigarasını alarak otobüsüne binmek üzere ayağa kalktı. 7 saatlik yolculuğun üzerine Çanakkale'ye ulaştı ilk olarak yapması gereken boscaada'da ulaşması gerekecekti ki saten kısa bir yolculuk içerisinde boscaada ya ulaşım kolaydı. Çanakkale'de biraz mola verdikten sonra geyikli giden araca binerek 2 saatlik yol ardından iskeleden boscaada ya gidecek olan gemiye bindi. Eşek adasına oradan geçecek ve birazda diğer adaları dolaşarak yöre alkından şeytan adası hakkında bilgi toplayacaktı.

Korku hikayemizin ilk bölümü burada bitiyor devamında görüşmek üzere..