Albert EİNSTEİN (Tanrı Var Mıdır...)

Bir universite profesoru öğrencilerine şu soruyu sorar;

-'Var olan herşeyi Tanrımı yarattı?'

Cesur bir oğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.

-'Evet herşeyi Tanrı yarattı!'

Profesör sorusunu yineler ve oğrenci yine 'evet efendim' diye yanıtlar.

Profesör devam eder;

-'Eğer herşeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna gore şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız 'Kesinleştirme' prensibine göre de Tanrı şeytandır.Öğrenci böyle bir önerme karşısında şasırır ve yerine oturur. Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanrının icindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukca mutludur.Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve

- Bir soru sorabilirmiyim profesor? der. Pr
ofesorde sorabilecegini söyler.

Ogrenci ayaga kalkar ve 'Soğuk varmıdır? diye sorar.

Profesor;
-'Nasıl bir soru bu böyle,tabiki vardır ' diye yanıtlar. 'Sen hiç soğuktan üsümedin mi?'

Ogrenci ;
-'Aslında, fizik yasalarina gore soğuk yoktur. yaşamda/realitede biz soğuğu sıcaklıgın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya
bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin,Absolute 0 (-460 derece F)
sıcaklığın kesin yokluğudur (hic olmadigi seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca
sıcaklığın yokluğunda duyumsadiklarımızı tarif etmek icin yarattığımız bir kelimedir' der ve devam eder,

- Profesor, karanlik varmıdır? profesor ;
-'Tabiki vardir'. Ogrenci yanitlar,

-'Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,Karanlik ta yoktur. Yasamda / realitede karanlik ışıgın yoklugudur. Biz ısık uzerinde calısabiliriz ama karanlıgı calisamayız. Gercekte, biz Newton'un prizmasini kullanarak beyaz ısıgı kırar ve renklerin cesitli dalga uzunluklari uzerinde calısabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz.Bir basit ışık isini karanlik bir mekani aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani
karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isıgin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degilmi?
Karanlik insanlik tarafindan , ısıgin olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir. Son olarak ogrenci profesore gene sorar;

-'Efendim seytan varmıdır? Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar;

-'Tabiki, acıkladıgım gibi, biz onu her gun ,her yerde goruruz. Seytan/kötülük bir kisinin baska bir kisiye her gun sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir.O , dunyadaki islenmis tum suclarda,siddette yer alır. Bunlarin tumu şeytanın
kendisinden baska bir sey de degildir.' der.

Ogrenci devam eder;

-'Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi basına yoktur. Seytan basit olarak Tanrının yoklugudur. O aynen karanlık ve soğuk ta olduğu gibi insanın tanriının
yokluğunu tarif etmek üzere yarattigi bir kelimeden ibarettir.Tanri şeytanı yaratmadı. Seytan/kotuluk insanın tanrısal sevgiyi yüreginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da ısıgın olmadigi yere gelen karanlik gibidir. 


Profesor yerine oturur. Genc ögrencinin adi ALBERT EİNSTEİN'dir.

ALINTIDIR...

Babil Halkına Göre Vampir İnanışı

Babil halkına göre vampir inanışları


  Vampirler adına ilk yazılı kayıtların ve heykellerin bulunduğu dönem babil dönemidir. Babil halkına göre vampirler Öldükten kısa bir süre sonra dirildikleri öne süren yazıtlarda belirtilmiş ve özellikle orta çağda vampirler tam bir efsane haline gelmiştir. Tarihte en eski vampir kemikleri Prag'ta bulunmuştur. 
  Gömülen insanların vampir olup olmadığı, mezar içerisinde taş dolu olması yada farklı olarak gömülmesine bağlı olarak belirleniyordu. Özellikle yeryüzüne dönememesi için ters olarak gömülürlerdi. Babil halkının diğer bir inanışı ise ölen vampirleri mezardan çıkartıp tekrar delik deşik edildikten sonra gömülmesiydi. 

Vampirlerin porfiria hastası olduğu düşünülüyor

Porfiria hastalığı nadir görülen bir cilt hastalığıdır. Tende kanlı olarak kızarıklıklara neden olan hastalık, delirmeye de neden olabiliyor. Bu hastalığın Dracula'nın taşıdığına inanılıyor. Porfiria hastalığını taşıyan bütün insanlar vampir özelliklerini taşırlar.

Dünyada Duyulan Garip Sesler

Tüm dünyada duyulan garip seslere Nasa açıklaması

 
  Hatırlayacağınız üzere 2008 ve 2013 yılları arasında Türkiye'de dahil olmak üzere tüm dünyada garip sesler duyulmuş ve sosyal medya ve haberlere konu olmuştu. Bende bu sesi duyanlardan birisiyim. Gece gerçekten çok garip bir uğuldu ve boru sesini anımsatan kulağı son derece rahatsız eden bir sesti. 
  Üzerinden bu kadar yıl geçmesine rağmen ve bu kadar araştırma yapılmasında bile sonuç elde edilemeyen bu seslere anca Nasa'dan cevap gelmesi seslerden bile daha garip olduğunu düşünüyorum. Saten bunca yıl geçmiş ve herkes tarafından unutulmuştu. O dönem ise ortaya bir çok teori atılmasının da sebebi olmuştu. Şimdi aklımıza gelen iki ihtimal oluyor. Birincisi unutulan bir olayın nasa aracılığı ile tekrardan neden gündeme geldiğidir. Diğeri ise teknolojisinin yardımı ile konuyu gerçekten çözmüş olması mı ? 

Nasa'nın açıklaması:

  Dünya Üzerinde bulunan radyo istasyonları, telefon görüşmeleri, tektonik plakaların hareketleri ve denizaltı, uçakların yaydığı frekansların bazı insanların duymaya daha yatkın olması sonucu bu sesleri duyuyor olmasıdır. Eğer insanlarda kulak yerine radyo anteni takılı olsaydı. bu sesleri sürekli duyuyor olurduk. Açıklaması beni tatmin etmedi sizleri eder mi ? Bilemem...

Rüyada Ağladığını Görmek

 
  Rüyalar insanlar için pek önemli gibi görülmese de aslında ciddi anlamda hayatımızı etkilerler. Hatta bazen gördüğümüzü rüyalar o kadar etkiler ki, günü rüyayı düşünerek tamamlarız. Rüyalar alemi aslında bizlerin ruh halini bize yansıtırlar.
  Rüyada ağladığını görmek, genelde iyiye yorumlanır ve nedense rüyaların tersine çıktığı düşünülmektedir. Bana sorarsanız rüyalar ne tersine çıkar nede rüyada ağlamak iyiye yorumlanır. Rüyaların en önemli özelliği zaman içerisindeki ruh halinin sıkıntısını yada gelecekte ruh halinin sıkıntıya düşeceğini net bir şekilde ortaya koyar. Diyeceksiniz Allah'tan başka kimse geleceği göremez. Saten rüya görmek gerçek anlamda da yarı ölmektir. Bedenin yetkisinin bittiği, ruhun hüküm sürdüğü kayb alemidir ve bu yüzden Allah'ın huzurudur. Geleceği göremezsiniz ama ip uçları barındırır.
  İşin özü şudur. Rüyada ağladığını görmek gerçekten sıkıntı yaşadığının bir işareti yada ileri zamanda sıkıntıya düşeceğini gösterebilir. Tabi ki tam olarak gerçeği sadece Allah bilir. Unutmadan artık lütfen rüyalar tersine çıktı gibi gereksiz düşünceleri bir kenara bırakalım. Rüyalar yaşamımızın aynası değil sadece ruhumuzun varlığıdır.

Cinlerin Özellikleri

  Cinler, insanoğlu gibi topraktan yaratılmamıştır. Dumansız ateşten yaratılmış bir maddeye sahip olmayan enerji yüklü varlıklardır. Bu yüzden biz insan gözü ile onları göremeyiz ve dokunamayız. Bir elektrik akımı düşünün veya dünya üzerinde manyetik enerjiyi, her ikisini de göremeyiz. Aynı dünya üzerinde yaşadığımız halde sadece boyut farkı bizleri birbirimizden ayıran bir çizgi oluşturur.

  Lakin cinleri ne kadar göremesek de onları hissedebiliriz. Enerjik varlıklar olduğu için bizden farklı özelliklere ve güçlere sahip varlıklardır. Cinlerde bizler gibi kendi özgür iradeleri ve düşünceleri vardır. Bizim gibi Allah tarafından sınava tabidirler. Unutmayın ki insanlardan önce dünya üzerinde 300 yıl hüküm sürerek yaşamışlar ve çok kan döktükleri için dünya üzerinde bulunmaları yasaklanmıştır.
 
  Cinlerin özellikleri, bizlere göre farklıdır. Işık hızında hareket ederler, şekil değiştirebilirler ve gayb alemini yanı geçmişi görebilirler ve daha önce ki konumda anlattığım gibi 5. boyutta yaşıyor olma ihtimalleri çok güçlüdür. İnsan çizgiyi geçmedikçe insana zarar vermezler. Anlayacağınız birisi sizin evinize habersiz girse tavrınız ne olurdu işte büyü ile ve benzeri faaliyetler ile onlar ile iletişim kuranlar izinsiz evlerine girmiş olurlar ve bedelini de öderler.

Kızıl Yağmurlar

  2001 yılında Hindistan'a yağan yağmurun kırmızı olmasının sırrı hala çözülemiyor. Kızıl yağmurlar,  ilk olarak bilim adamlarının ve yetkililerin aklına gelen uzaydan bulaşmış mikrop olma ihtimali veya biyolojik denge bozukluğu oldu. Tüm araştırmalara rağmen her iki ihtimalin olmadığı anlaşıldı.

  2006 yılında ise Gandh üniversitesi araştırma üyeleri uzaydaki gök taşı yada kuyruklu yıldızın bıraktığı biyolojik atom yapısı olma ihtimali var deyince konu tekrar gündeme geldi. Diğer karşıt görüşlü bilim adamları ise kızıl yağmurların dünyaya ait olduğunu ve her nasıl olmuş ise hücrelerin ve organik maddelerin yağmur bulutlarına karışarak yağmurun kızıl yağmasına sebebi olmuş olabilir görüşünde. Son olarak ta bilinen şu ki dedikleri gibi yağmur taneleri dünyaya ait hücreler ve bu gizemli olayın en büyük sırrı bu hücrelerin gökyüzüne çıkararak yağmur bulutlarına nasıl ulaştığı ve nasıl ürediği. Günümüz teknoloji le hala araştırma sürdürülse de bir sonuca varılamamıştır.

Yeni Neslin Kaybedişi (Yaratıcıyı Sorgulama)


 Evet başlıkta ki gibi yeni neslin çok zor günler bekliyor diyebilirim. İnancı olmayan toplumlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. Allah'a inanıp sürekli varlığı sorgulamak insanoğlunda bir alışkanlık edinmiş gibi gözükmekte. Ben bu duruma yeni neslin kaybedişi adını verdim. Halbuki yaşam sürecimizde yaşadığımız en ufak olaylarda bile Allah'ın izi vardır ve var olduğunu bizlere net olarak açıklar. Sizlere sadece başımdan geçen bir olayı anlatacağım.
  Uzun zamandır maddi sıkıntılar içerisindeydim. Artık o kadar uzun sürdü ki dualarımda para ister, huzurun ise para ile ölçüştüğünü düşünmeye başladım. En önemlisi bu kanıya neden geldiğimi de gerçekten bilmiyorum. Daha iki gün önce ise hiç beklenmedik bir yerden para tüm borçlarımı kapatacak parayı elde ettim. Eve dönerken keyif içerisinde ağzımdan şu dua çıktı. "Allah'ım ne büyüksün sıkıntılarım bitti. Para olmadan yaşamak ne zormuş ve bu gece huzurlu uyuyacağım" ve sadece aradan 1 saat geçti. Çok sevdiğim 6 yıldır yanıma gelen bir amca vardı ve dedemden bile daha çok seviyordum. Gece çalan telefon ile bir irkildim, telefona cevap verdim işte o han bırakın parayı dünya benim olsa ne fayda. Araba çarpmış ayağında birden çok fazla kırık ve sakat kalacaktı. Saten yaşı yetmişti. Sadece oturdum ve düşündüm. Hadi uyusana huzur içinde diye kendime sövdüm. Kaderinde kaza geçirmek varmış ama benim parayı öven tavrımdan sadece bir kaç saat sonra olması bir rastlantı olamazdı. Rabbim yine varlığını en net şekilde hissettirmiş ve uyarısını yapmıştı. Her gün hepimizin başına bu tarz olaylar mutlaka gelir sadece yapmamız gereken farkına varmaktır. Allah bize nefesimizden bile daha yakın her saniye varlığının kanıtları etrafımızda ve hala nasıl varlığından şüphe edildiğini, sorgulandığını aklım almıyor.

Cinler Ve Beşinci Boyut Teorisi


  Merhaba sayın doğaüstü okurları. Bu yazacaklarımın tamamı bana ait ve sadece bir teoridir. Yıllardır uzayın derinliklerinde bir umut olmamasına rağmen solucan deliği aranıyor. Bu arayış için müthiş paralar harcanıyor. Solucan deliği teoride uzayı büken kestirme bir yol yani bir sayfa kağıdı düşünün bir uçtan bir uca gitme uzaklığı matematiksel olarak hesaplanabilir ama kağıdı ikiye büküldüğünde zaman kavramı yok sadece 5 boyuta geçmiş olur ve direk varış noktası hesaba girer. Amaçlanan da uzayda insan ömrü ve teknoloji ile gidilemeyecek uzaklıkta ki galaksilerde yaşanacak yeni dünya arayışıdır.
  Şimdi gelelim benim teorime, diyeceksiniz ki cinler alemi ile ne alakası var. Şöyle açıklayayım uzayda 5. boyuta geçmenin yollarını arıyoruz ya saten 5 boyut bizim zamanımızda ise ve 5 boyutta mekan kavramı yoktur sadece ışınlanma geleceğe dönebilme yani zamanda yolculuk yapılabilir. Peki ya cinler saten bu saydıklarımızın hepsini yapmıyorlar mı ? Bir cin dünyanın etrafını sadece saniyeler içinde dönebilir. Çoğu insan cinlerden medet umarak geleceği öğrenmeye çalışır ama cin inatla geçmişi söyler ve doğru tahmin eder. Bunun sebebi cinin boyutunun geçmişe dönmeye müsaait olmasıdır. 5. boyutta olanlar 3 boyutta yaşayan herkesi görebilir ama bunun tam tersi mümkün değildir. Cinlerde bizi görebilir ama onlar 3 boyuta geçmeden biz onları göremeyiz.
  Sonuç olarak solucan deliğini ve 5 boyutu neden yıldızlarda arıyoruz ve bize nefes kadar yakınsa evet arkadaşlar bu sadece şahsi düşüncemdir. Sadece bir teoridir. Sizlerde bilginizi paylaşmak isterseniz yorum yazabilirsiniz.
 

Pearl Harbor Gizemi

 
Amerika, Japonya'ya yaptığı pearl harbor saldırısından sonra gök yüzünde bu garip uçan cisimi gördü. İlk başta Japonya'nın intikam almak için yolladığı ajan uçaklardan bir tanesi sanıldı ve tam 15 bin mermi ile karşılık verildi. Daha sonrasında uçağın enkazını aramaya başlayan Amerika askerleri ne bir uçak parçasına nede bir askere ulaşabildi. Hemen ardından Japonya ile irtibata geçilerek uçağın onlara ait olduğu teyit edilmek istense de Japonya'nın böyle bir durumdan haberdar olmadığı kesinleşti. Amerikalı yetkililer konuyu derinlemesine incelese de hiç bir sonuca varılmadı.
 15 bin mermininde açık şekilde gökteki gizemli nesneyi vurduğunu ve ıskalanmadığınıda kesin olarak biliniyor. Peki hangi teknoloji bu kadar ağır silahlara karşı dayana bilirdi. Pearl harbor savaşından bu yana bu gizem hala sırrını koruyor. Bu gibi olaylar yıllardan beri bir çok ülkenin başına geliyor ve yetkililer olayları açıklayamıyor ama belki de Nasa bir gün ne olup bittiğini açıklar ve bizde öğrenmiş oluruz. 

Süper Dişi Sendromu

 Şimdiden kulaklarım çınlar gibi oldu. Bu nedir ? Diyenleri duyabiliyorum. Maalesef ki günümüzde böyle garip bir rahatsızlık mı desem gariplik mi pek bilemedim ama var. süper dişi sendromu, erkek ve kadının birleşme esnasında döllenme olurken katına ait olan xx kromozomlarının birinin yeter yav diyerek birinin isyan etmesi gerekirken vazgeçip ayrılmama kararı alıp xx kromozom yumurtasının  x kromozomlu sperm ile döllenmesi sonucu ortaya çıkıyor. Böylece kadın 47 kromozoma sahip oluyor.

Rüyalarda Kör Nokta

  Kör nokta dediğimiz bir sınır vardır. Genel de bu noktaya ulaşmak için deneyimli bir astral seyahat denemelerini sürekli tekrarlayan kişiler gerektirir. Daha açıklayıcı anlatmam gerekir ise bir takım çalışmaları yapmış yani motivasyon tam olması şarttır.
Rüyalar aleminde
 Daha önce ki konumda bahsettiğim gibi uyku ile uyanıklık arasından geçiş yapıldığında sınırlarımızı zorlamamız gereken o yere kör nokta diyoruz. En fazla korkulup ta vazgeçilmesine sebebiyet veren durumlardan birisidir. Kör noktada karanlık hüküm sürer ve beynimizin uyuştuğu aynı zamanda vücudumuzun hareket ettiremediğimiz zamandır. Uyanmak isteyip de yapamadığımız için buna karabasan denilmektedir ve bir çok insan bilinçsiz bir şekilde bu noktaya geldiği için bu korku dolu ana karabasan denmiştir. Tecrübeli insanlar için ise sadece geçiş kapısıdır. Sonrasında rüyalara hakimiyet gelir. Unutmayın ki ruh hiç bir şekilde arada kalmaz ya kör noktayı aşar hedefinize ulaşırsınız yada karabasan denilen bilinçaltının yarattığı sahte felçlik durumunu yaşarsınız.

Küçük Kıyamet Alametleri

 İnsanoğlunun hayatta var olma amacını şaşırması ve amaçlarının ötesine geçmesi kıyametin bir adım daha yaklaşmasına sebeb oluyor. Yüce Rabbimin de bildirdiği gibi kıyametin zamanı belirsiz olması yanı sıra aslında tetikleyen de bizim olduğumuza inanıyorum ve bu şahsi düşüncemdir. Bizlere başta Kuran'da olmak üzere bir çok hadiste küçük kıyamet ve büyük kıyamet alametleri bildirildi. Bunlar gerçekleşirken belki zamanıdır deyip geçen insan olacak vew bence tam aksine biz dünya üzerinde ki sınavımızda başarısız oldukça küçük kıyamet alametleri belirgin hal almaya başladı. Yani başlangıcın başı olduğumuz gibi sonumuzun da sorumlusuyuz. Rabbim bizi her konuda özgür irade ile donatmış ve kaderimize hakim olmayı uygun görmüş.

 Küçük Kıyamet Alametleri

İnsanlar arasında fitne, iftira artacak: Sanırım bunu açıklamama gerek yok her gün ya biz yada etrafımızdaki insanlar bunu sürekli yapıyor ve rahatsız olmadan gerçekleşiyor
Büyük binaların yükselmesi: Her gün çevremizde görüyoruz ve her yerde yeni binalar var. Bu alamette açıklanmak istenilen bence kişisel düşüncem. Binaların yüksekliğinden çok insanların yaşam alanının kısıtlanması ve nüfusun dünya üzerine sığmamaya başlaması olarak düşünüyorum.
İnsanlar ölenleri imrenecek: Bu alamette artık gerçekleşmiş durum da intiharların artması da saten kanıtlamış oluyor. Bu alamet hayatın ne kadar zorlaşacağını ve kötülüğün hayat içerisinde her yere savrulup yaşanmaz hale getireceğini anlatır.
Dinlerin Çarpışması: Her iki cemaate aynı dine inandığı halde senin benim dinimden daha üstün diyecek. Gerçekleşti mi diye sorarsanız bu cevabı siz verin benim cevabım açık :)
İnsanlar cahilleşecek: Bu alamet net açıktır. Soruyorum sizlere ülkemizde siyasetten bilime kadar birbiri ile anlaşabilen insan kaldı mı ? Sırf gündemde olabilmek için her sahtekarlık olmayan ibareler ortaya atılmadı mı ? Bir ata sözü vardır affınıza sığınarak tan imam .... cemaat ne yapsın değil mi ? 

Melisa Otunun Faydaları

 melisa otunun faydaları adlı makalemde sizlere anlatmaya çalışacağım. Melisa otu, yöre ve bölgelere göre farklı isimler ile anılır ve diğer yaygın ismi ise oğul otudur. En büyük özelliği kış mevsimlerinde yani tamda bu dönemlerde imdadımıza yetişen bir bitki türüdür melisa otu. Grip, soğuk algınlığı, nesle, vücut yorgunluğu gibi bir çok rahatsızlığa iyi gelir ve balgam söktürücü olarak ta bilinir. Daha kendim de deneme fırsatı bulamadığım için anlatılanlardan yola çıkarak yazıyorum ve hatam olursa af ola şimdiden.
Merhaba arkadaşlar adını sıkça duyduğum ve faydalarından bahsedilen
 Erken cilt yaşlanmasını önleyen bitkiler arasına giren ve kırışıklar üzerinde de doğal etkisi olduğu içinde kadınlar tarafından da mümkün oldukça kullanılan bir bitkidir. Kan şekeri düşürücü etkileri vardır. Kan şekeri yüksek kişilerde kan şekerini düşürmek için yardımcı ilaç görevi görür. Özellikle uykusuzluktan şikayetçi olanlar için önemli bir bitkidir. bünyemizde rahatlatıcı etkisi bulunduğu için iyi ve kaliteli uyku uyumamıza olanak tanır. Tabi ilk kullanışta etki gösterir mi bilinmez ama siz siz olun yinede zararı var mı ve ya yan etki oluşturur mu diye araştırmadan sıkça tüketmeyin.

Rüyaların Gerçek Anlamı

 Rüyalar alemi, insanoğluna aslında bir çok şey anlatır ve en önemlisi kişiliğimizi, dünya üzerinde ki yanlış ve doğrularımızı bize bir ayna gibi bizlere yansıtır.
Geceleri hepimiz hatırlasak ta hatırlamasak ta rüya görürüz ve sizce bu kadar basit mi yani sadece görürüz ve gün devam eder. Aslında durum bundan çok daha heyecan verici ve merak uyandırıcıdır.

Rüya Nedir ?

 Rüya gayb alemine açılan bir kapıdır ve iki şekilde oluşmaktadır. Bilinç altı rüyaları ve dünyada ki karşıt aynamız olan rüyalar. Rüya görmek insanı dış alemden iç aleme kadar kendisini tanımaya yardımcı olur. Bazen çok şiddetli korku dolu rüyalar görürüz ve unutmakta bile güçlük çekeriz. Gün içerisinde kendimizi sorguya çekmemize neden olur. Rüyaların diğer en büyük özelliği müjdeleyici olmalarıdır. Çok sıkıntılı günlerimizde ve stres dolu hayatımızda ki o kişilerden birisiyim ve rüyalar bize mesaj yolu ile bir çok sıkıntımızdan kurtulmanın yolunu aslında bizlere gösterir. Doğrusunu söylemek gerekirse maddi sıkıntılarım da hiç bir işe yaramadı. Burada dikkat edilmesi gereken rüyanın bilinç altı mı yoksa karşıt aynamız olan iç alem rüyası mı olduğudur.

Dini Rüyalar 

Sürekli kabus gören kişilerin manevi hayatının iyi olmadığı ve değiştirmesinin gerektirdiği bir uyarı rüyalarıdır. Bu tabi ki kesinlikle kötü oldukları anlamında değildir. Belli yanlışlar içerisinde seyir ettiğinin işaretidir. Bazı halimlere göre sürekli rüya görmek ve bu iç alemlerde dolaşma şansı verilmesi demektir. Sevgili okurlarım sizlere bir ayet ile açıklamam gerekirse "Allah insanların ruhlarının öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerininkini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna kadar) bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." Düşündüğümüz zaman rüyalar alemi o kadar anlamsız gelmiyor artık değil mi ?

Bilinç Altı Rüyaları

Bilinç altı rüyaları, Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde sürekli takıntı yaptığımız, etkilendiğimiz ve çok üzeride durduğumuz konuların bilinç altımız da yer edinmesi sonucu rüyalarımızda tekrarlanması anlamına gelir. Dini rüyalardan çok farklıdır. Genelde üzüldüğümüzde ve heyecanlandığımız konular üzerine yoğunlaşır. 

Gizemli Evin Laneti Gerçek mi ?

Amerika'nın Teksas eyaletinde 1978 yılında bir ev içerisin de ölü bulundu. Konuyu araştıran polisler çok ilginç detaylar ile karşılaştılar. Evin sahipleri hiç bir sebebi yokken yanarak can vermişler. Olayın ilginç iç yüzü ise evin içerisinde hiç bir eşyanın tek bir yanık lekesi olmamasıdır. Polis konuyu derinlemesine incelese de ne bir katil nede ölümler ile ilgili bir ip ucu bulabilmiştir.
 Eve başka bir ailenin taşınmasından sonra ev içerisinde ayak sesleri ve garip gölgelerin dolaştığını bildirmişler ve tekrar yapılan araştırmalarda hiç bir şey bulunamamıştır. Çok zaman geçmeden ailenin en küçük üyesi olan Tom kayıplara karışır ve bir daha haber alınamaz. Bu üzücü olaydan sonra aile evi terk eder. Bunca yıl geçmesine rağmen ne yanan ailenin katili bulunmuştur nede kaybolan çocuk. Gizemli ev hala orada durmaktadır.

Şifalı Bitkiler (Ada Çayı)

 Günümüzün en kolay bulunan ada çayı şifalı bitkiler türündendir. Siz kolay bulunmasına aldırmayın o kadar çok faydası olması şaşırtıcıdır. Öncelikle kalp krizini önlemede en iyi ilaç rolünü oynar. Aşırı terleme sorunu olanlar için tavsiye edilir. Ada çayı sadece içilerek değil, böcek ısırmalarına karşı toz olarak ta kullanılır.
 Gün içerisinde bir fincan ada çayı tükettiğinizde sindirim sisteminizdeki rahatlamayı fark edeceksiniz. Şişkin ve sert karında yumuşamaya etki edecektir. Ele ki kış aylarında grip, nesle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklardan kurtaracak iyi bir şifalı bitkidir.

Rüyalar Alemi


Bugün rüyalardan yani rüyalar alemi söz edeceğiz ve karmaşık bir dünyanın içerisine gireceğiz. Şimdi bütün sitelerdeki anlatılanları unutun ve yaşadıklarımı aktaracağım. Ne kadar iyi açıklarım orasını bilemiyorum. Uyku halinde çok sık rüya gören birisiyim ve neredeyse hepsini hatırlarım. Gerçekten de etkisinde kaldığım ve gerçek ile ayırt edemediğim bir çok rüyam olmuştur.
 İlk zamanlar pek aldırış etmediğim bir kaç olaya tanıklık ettim. İlk başta gerçekten keyif verici hissettirdi ama ya sonrasında ? İşte muamma, açıklamak gerekirse zamanla rüyalarımı ciddiye almaya başladım ve bir gece rüyada olduğumun farkına vardığımda cidden garip olaylar içerisinde bulu verdim kendimi. Rüyamın kontrolü elimin altındaydı ve ne istersem yapabiliyordum. Bunu fark ettiğimde sürekli olarak her gece tekrarlamaya başladım. Her şey güzeldi ama sadece sabahları çok yorgun uyanmak haricinde keyifliydi. 
 Gel zaman git zaman içerisinde rüyalar yerine sadece karanlık, mezar, ölüler görmeye başladım. artık bırakın rüyaları kontrol etmeyi uyanmakta bile zorluk çeker oldum. Garip anlamsız gölgeler, sürekli kabuslar ve anladım ki bilinç altımda nasıl bir dünya yarattıysam canıma okumaya başladı. Nasıl yaptığıma gelince yatakta rahat yatabildiğim bir pozisyon da gözlerim kapalı sadece karanlığa odaklanarak daireler çizdim ve tam uyku ile uyanıklık arasında dairenin içine odaklanarak uyuya kalmam yeterli oluyordu. İleri zamanda sadece yatağa yattığım gibi olduğu da olabiliyordu. Bu sebebe gelmemi iki yolla açıklayabilirim. Birincisi bilinç altım diğeri cinler yani sanırım olmadık bir şey yapmış olabilirim. Artık kurtuldum sadece istesem de artık yapamıyorum. Denemek isteyen olursa dediğim yöntem kesinlikle etkili olacaktır. Unutmayın rüyalar alemi sadece bizim değil ve dikkatli olun.

Doğa Üstü Güçler

Psişik Güçler (Telekinezi)


Merhaba değerli ziyaretçiler bugün ki konumuz doğa üstü güçler olarak tanımladığımız psişik güçler hakkında olacak. Hepimizin aslında fark etmediği bazı psişik güçleri vardır ve sadece bilincinde değilizdir. Bilimsel olarak mümkün neden derseniz beynimiz keşfedilmemiş bir okyanus gibidir. Daha tam olarak neler yapabildiği ve enerjisi keşfedilememiştir. Hepimizin başına mutlaka farkında olmadan bazı cisimleri hareket ettirmiş veya elinde durduk yere bardak kırılmıştır. Hemen akla ilk gelen nazar oldu değil mi ? :D Ama daha ötesi olduğuna inanıyorum yani nasıl nazar var ise psişik güçlerde bence vardır. 
 Öncelikle sabahları uyandığımızda kafamız boş olur ve o anlarda hiç birşey düşünmeyiz. İşte biz buna beynin boş anı yani telekineziye hazır olduğu dönem deriz. İnanın bana sabah haricinde kafamızın içini boşaltmak neredeyse imkansızdır ve telekinezi yapacak arkadaşlar bu anı yakalayabilmek için uzun süre çalışmaları gerekecektir. Her neyse, sabah uyandığınızda elinize bir sayfa kağıt alın ve kağıdın elinizde nasıl iki büklüm olduğunu göreceksiniz. Psişik güçleri bir çok şekilde sınıflandırabiliriz ama önemli olan farkına varmaktır veİşin özü Rabbim bize öyle bir beyin nasip etmiş ki yapamayacağı hiç bir şey yok sadece hayatın verdiği yorgunluk, sıkıntı, dertler beynimizi bunları yapamaz hale getiriyor. Evet arkadaşlar takipte kalın tek tek her şeyi anlatacağım. Başlangıç olarak bu kadar yeterli buluyorum. Kendinize iyi bakın

Astral Seyahat Nedir ?

 Merhaba arkadaşlar uzun süredir bilim açısından ve de dini olarak tartışılan bir konu var. Bu konu Astral seyahat adı verilen ruhun beden dışına çıkması olarak nitelendirilen doğa üstü bir olaydır. Peki temelini kapsayan ve gerçekliği ne kadar bilinmektedir ?
 Özellikle metafizikçilerin en merak ettiği konu olmuştur ve tabi ki benimde, hatta bir çok defa deneyip yarı başarılı oldum diye bilirim. Doğruyu söylemek gerekirse bedenimi bir oda içerisinde görmedim ama odanın içinde duvarlara dokunma şansını yakaladım. Bir daha ki yazımda bunun nasıl gerçekleştiğini sizlere detaylı olarak yazarım. Şimdi dönelim konumuza, Astral seyahat gerçekten ruhun bedenden çıkması ve dolaşmasımı yoksa gerçekten bilimsel bir teorimi ? Daha bilinmesede Amerikalı bir nörolog bu konu hakkında hızlı bir çalışma başlattı. Nörolog önce hastaların beyninde bazı sinirleri uyararak hastaların sanki vücudunun dışında olması hissini yarattı. Buraya kadar bilimsel olarak normal ama hastaların bulundukları yerin kokusunu aldık demeleri ile işler iyice karıştı. Bilimsel olarak beyin her türlü oyunu oynayabilir ama var olamayan kokuların taklitini bizlere yapamaz ve nörologlar hala bu işin sırrını çözmeye çalışıyorlar. Bir gelişme olduğunda hiç merak etmeyin hemen burada aktaracağım.

Doğa Ötesi Nedir ?

 Merhaba ziyaretçi bu ilk yazımda sizlere doğaüstü yani doğa ötesi nedir onu açıklamaya çalışacağım. İlk olarak aramızda inanmayanlar olacak ki haklıda sayılacaklar ama bizim gibi gayb aleme veya bilimin açıklayamadığı gibi olaylara şahit olanlar çıkacaktır.
 Hepimiz aslında gün içerisinde bir çok farklı gizli olaylara tanıklık ederiz ama sadece farkına varamayız. Bunun sebebi bilincimizin bu gibi doğa ötesi olaylara kapalı olmasıdır. Aynı bakar kör misali diyebilirim. Her şey gün içerisinde öylece olur ve biter! Ya sizce biter mi ? Hiç dikkatinizi çekmedi mi ? Bir anda hayatımız düzelir ve hemen ardından terslikler üst üste sıralanır, hemde anlam veremediğimiz şekilde garipçe zaman sanki oyun oynarcasına gelir üzerine işte bu zaman diliminde hiç mi düşünmediniz bunun nedeni nedir ? İşte değerli ziyaretçi bizde bu blog içerisinde en doğru bilgi ile en doğru bilgiler ile kaynaklar ile yaşanmışlıklar ile bu gibi doğa ötesi olayları açığa kavuşturmaya çalışacağız. Unutmayınız ki sorularınız ve yazılarınız bize ve ziyaretçilerimize yardımcı olacaktır. Şimdiden iyi bloglar dileği ile...