bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Andromeda Galaksisi Büyük Bir Tehdit Mi?

Andromeda'nın büyük olasılıkla son birkaç milyar yıl içinde birkaç yıldız gök ada yediğini ve büyük yıldız akışlarında kalanlar olduğunu buldu.

en büyük galaksiler


Çalışmayı Sydney Üniversitesi'nden Profesör Geraint Lewis ile birlikte yürüten ANU araştırmacısı Dr. Dougal Mackey, uluslararası araştırma ekibinin Andromeda'nın daha önce, belki de 10 milyar kadar geriye yuvarladığı daha küçük galaksilerin çok hafif izlerini bulduğunu söyledi. ilk biçimlendiği yıllardı. Samanyolu, Andromeda ile yaklaşık dört milyar yıl süren bir çarpışma rotasında. Öyleyse galaksimizin ne tür bir canavara dayandığını bilmek Samanyolu'nun nihai kaderini bulmakta faydalı oluyor” dedi. Astronomi ve Astrofizik  Andromeda, Samanyolu'ndan çok daha büyük ve daha karmaşık bir yıldız halkaya sahip ve bu da daha büyük olan galaksileri ya da muhtemelen daha büyük olanları yok ettiğini gösteriyor dedi.

Antik ziyafetin işaretleri, Andromeda yörüngesindeki yıldızlara, eski yok ediş zamanlarını ortaya çıkarmak için küresel kümeler olarak bilinen yoğun yıldız gruplarını inceleyen ekiple yazılmıştır. Dr. Mackey, "Bu küçük gök adaların soluk kalıntılarını gömülü yıldız kümeleriyle izleyerek, Andromeda'nın onları içine çektiği ve nihayetinde farklı zamanlarda saran yolu yeniden yarattık. Keşif, iki farklı galaktik beslenme kaynağının tamamen farklı yönlerden gelmesiyle birlikte birçok yeni gizem sunuyor. Sidney Astronomi Enstitüsü ve Sidney Fizik Okulu'ndan Profesör Lewis, "Bu çok garip ve ekstragalaktik öğünlerin evreni bağlayan maddenin 'kozmik ağı' olarak bilinen şeyden beslendiğini öne sürüyor. Daha da şaşırtıcı olan keşif ise antik beslenmenin yönünün, Andromeda yörüngesinde yörüngedeki cüce gök adaların beklenmedik bir hizalaması olan tuhaf“ uydular düzlemi ile aynı olduğunun keşfedilmesi olmuştur.



Daha önce bu türlerin kırılgan olduğunu ve birkaç milyar yıl içinde Andromeda'nın yerçekimi tarafından hızla tahrip edildiğini keşfeden bir ekibin parçasıydı. Bu galaksinin genç olması gerektiği için gizemi derinleştiriyor, ancak eski cüce gök adalarının beslenmesiyle uyumlu görünüyor. Belki de bu kozmik ağ nedeniyle içinden çıkılamaz bir hal aldığı biliniyor.

Dünya'nın karbonunu depoladığı yerler

İşte Dünya'nın Karbonu Depolama Yolları

İnsan kaynaklı karbon kirliliği dünyamızın olumsuz etkilemekte ve tropik mercanların ağartılmasından kutup buzullarının erimesine kadar küresel iklimde büyük hasara yol açıyor. Ancak, Dünya okyanuslarında ve atmosferindeki karbon miktarı gezegenin engin karbon rezervuarlarının yüzeyini tekrar oluşturmaya çalışıyor.

Dünyamızda son on yılda, uluslararası Deep Carbon Observatory'ye bağlı araştırmacılar, Dünya'nın karbonunu nerede tuttuğu ve gezegenin genelinde karbonun nasıl dönüştüğü konusunda envanterini çıkardılar. Her ne kadar Dünya'nın karbon döngüsü, yeraltındaki en ufak karbon parçasının dışında kalan her şeyi elinde tutsa da, asteroit etkileri ve büyük volkanik püskürmeler bazen atmosfere felaket miktarda karbon saldı.
dünyada nerelerde karbon üretilir


Bu seninin ekim ayında Elements’te yayınlanan bir dizi makalede belirtilen bu tarihi olumsuzlukları araştırmak, günümüzde yaygın karbon kirliliğinin sonuçlarına dair bir fikir verebileceği açıklandı. Yeryüzünün yukarısında yaklaşık 43.500 milyar mt karbon bulunur. Dünya'nın manto ve kabuğunda stoklanan 1.845 milyar milyar ton ile karşılaştırıldığında. Fayetteville'deki Arkansas Üniversitesi'nden Derin Karbon Gözlemevi jeolog Celina Suarez, “Dünya'nın çekirdeğinin karbon içeriği hakkındaki tahminler bulanık, ancak“ çekirdek karbon oldukça kilitlendi ”diyor. Öte yandan manto karbonu, yanardağlardan ve okyanusun ortasındaki sırtlardan sürekli olarak kaçar ve tektonik plakaların altından aşağıya doğru çöktüğünü keşfettik diyor.

Dünya tarihinin farklı zamanlarından kayanın içindeki karbon analizleri, Dünya'nın dengeli karbon bütçesini ciddi şekilde arttıran olayları ortaya koydu. Bu felaketler arasında, yaklaşık 66 milyon yıl önce dinozorları yok ettiği düşünülen Chicxulub asteroid grevi vardı. Bu etki karbon zengini kayayı buharlaştırarak yüzlerce milyar ton karbondioksiti atmosfere bıraktı sonuç olarak bu şekilde devam edersek çok kısa zamanda sonumuzun yakın olduğunu vurgulayabilirim.

İhtiyarlık Nedir, Ne Zaman İhtiyarlamış Oluruz?

insanlar neden yaşlanır?

İhtiyarlık kaç yaşında başlar her zaman merak edilen bir konu olmuştur. Bir kaç örnek vermek gerekirse Kristof Kolmb Amerikayı keşfettiğinde yaşı 50 üzeriydi. Pasteur ise kuduz aşısını bulduğun 60 yaşındaydı. Buradan anladığımız hiç biri yaşına inanarak biz ihtiyarladık diyerek hayattan vazgeçmemişler. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ve yaşının verdiği psikolojik durum ile yaşlanmış yani ihtiyarlamış olmaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin ve amaçlarının yitip tükenmesidir. Geçip giden yıllar bedenimizde belli izler bırakabilir. Cildimiz buruşa bilir yada görüntümüz değişebilir ancak heyecanımızı yitirmek ruhumuzu buruşturur işte biz o zaman yaşlanmaya başlıyoruz demektir.

insanlar neden yaşlanır ve ihtiyarlar


İnsanların en büyük yanılgısı yaşadıkça yaşlandıklarına inanmasıdır. Ancak bu durum öyle değil yaşamadıkça yaşlanacakları hiç akıllarına gelmez. Gençliğe vurgu yapmak gerekirse, gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphe derecesinde de yaşlıdır. Burada sır insan yaşlanmaya karar verdiği an itibari ile yaşlıdır. Geniş bakış açısına ve yenilikçi insanlar asla yaşlanmazlar. William Gladstone; Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler. Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

Arılar Neden Altıgen Petekler İnşa Ederler?

arıların bal kovanı

Arılar bizler için ve hayatın devamı için en önemli canlılardır. Peki neden arılar sekizgen, dikdörtgen ve üçgen gibi diğer algoritmaları kullanmazlar. İşte bunu merak eden matematikçiler konu hakkında detaylı bir araştırma yaparlar. Araştırmanın sonuçları epeyce ilginç ve akıllıca bir neden taşımaktadır.

Arı, bulunduğu alanın maksimum alanı kullana bilmek için en uygun olan altıgen geometri şeklini tercih eder. Altıgen, hücre en yüksek seviyede bal depolarken diğer hiç bir geometri şekil bu bal seviyesine ulaşamaz. Diğer bir nedeni ise bal kovanının inşası için en az bal mumu gerektirir. Bu durumda arılar en uygun şekilde kovanlarını inşa ederler.

Anadolu'da Üçüncü Jeolojik Dönem


Bu zaman, Türkiye’nin yeryüzü şekillerinin oluşumu bakımından çok önemlidir. Çünkü Alp dağ oluşumu hareketleri bu devirde meydana gelmiştir. Tethys denizinin kuzeyindeki eski Avrupa kıtası (Fenno sarmatia) ve güneyindeki eski Afrika kıtası (Gond-wana) yeniden birbirlerine doğru hareket etmişlerdir. Böylece Alp orojenezi başlamıştır. Alp orojeneziyle Türkiye arazisi büyük bir şekil değişikliğine uğramıştır. Kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları, güneyde ise Toros dağları oluşmuşlardır. Kuzey Anadolu Dağları ve Toros dağları, Alp dağlarından başlayarak Himalayalara kadar uzanan büyük bir kıvrım sisteminin (Alp – Himalaya sistemi) parçalarıdır. Üçüncü Zamanın sonlarına doğru bu sistemi oluşturan dağlar, hızla aşınmaya uğramıştır. Buralardan aşınan materyaller, Orta Anadolu’daki gölleri doldurmaya başlamıştır. Bu göllerde oluşan kalker, kil, marn, kum taşı gibi tortul tabakalar, İç Anadolu Bölgesi’nde geniş alanlar kaplar.

 Üçüncü Zamanın son bölümü olan Neojen’de İç Anadolu’daki çukur alanlar, sularla dolarak göl halini almıştır. Bu dönemde Anadolu’da sıcak ve yağışlı iklim koşulları egemen olmuştur. Buna bağlı olarak bu belgede gür bir orman örtüsü oluşmuştur. Bunun sonucu olarak bitkisel organik maddelerin göl diplerine çökelmesi ile çoğunluğu İç ve Batı Anadolu’da bulunan linyit yatakları oluşmuştur. Üçüncü Jeolojik Zamanın sonlarında Anadolu, bütünüyle yükselmeye başlamıştır. Buna karşılık Karadeniz ve Akdeniz çanakları da giderek çökmeye başlamış ve Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan Arabistan kalkanı kuzeye hareket ederek Doğu Anadolu arazisini kuzeye doğru sıkıştırmıştır. Bu sıkışma sırasında çok sayıda kırılmalar olmuştur. Böylece Kuzey Anadolu fay kuşağı oluşmuştur. Türkiye’nin aktif deprem kuşağı üzerinde bulunması da bunun sonucudur. Üçüncü Zaman, Türkiye’de volkanizmanın da yoğun olduğu dönemdir. Doğu ve İç Anadolu’daki volkan konilerinin çoğu, bu zamanda oluşmaya başlamıştır. Her iki bölgedeki yanardağlar, Alp orojenezi sırasında meydana gelen kırık hatları boyunca yer almıştır.

Bilimin Öncüleri Listesi

Bailimin öncüleri kimlerdir

Onlar, "Bilimsel Devrimler" yaparak dünya tarihine öyle damgalar vurdular ki batılı âlimler onların bilgileri ile meşhur olabildi. Bakalım siz onların kaçını tanıyorsunuz Aşağıdaki isimlerden kaç tanesini daha önce duydunuz, kaç tanesini hatırlıyorsunuz ve kaç tanesi hakkında yeterli bilgi sahibisiniz. İsterseniz bu isimleri araştıra bilirsiniz.

 Abbas Vesim Efendi, Abdurrahman el-Hâzinî, Abdurrahman es-Sûfî, Abdüllatif Bağdâdî, Ahmed Cevdet Paşa, Akşemseddîn Ali İbn Rıdvan, Ali Kuşçu, Battânî, Bîrûnî, Bitrûcî, Câbir İbn Eflâh, Câbir İbn Hayyârı, Câhız Cezerî, Çağmînî, Dâvud Ağa, 1 . Dâvûd-i Antâkî, Demîrî, Dîneverî, Ebû Kâmil Şucâ Ebû Ma'şer, Ebû'l-Vefâ Buzcânî, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Evliyâ Çelebi, Fârâbî, Fergânî, Fezârî, Fuzûlî, Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Gıyâsaddîn Cemşîd el-Kâşî, Habeş el-Hâsib Hacı Paşa, Halifezâde Hârizmî, Hâzin, Hoca İshak Efendi Hucendî, Hüseyin Rıfkı Tâmanî, İbn Bâcce, İbn Firnas, İbn Haldûn, İbn Havkal, İbn Rüşd, İbn Sînâ, İbn Tufeyl, İbn Türk, İbn Vahşiyye, İbn Yûnus, İbnü'l-Avvâm, İbnü'l-Baytâr, İbnü'l-Bennâ, İbnü'l-Heysem, İbnü'n-Nefis, İbnü'ş-Şâtır, İdrisî, İhvân-ı Safâ, İsmail Gelenbevî, Kadızâde-i Rûmî Kalesâdî, Karâfî, Kâşgarlı Mahmud, Kâtib Çelebi, Kazvînî, Hamdullah Kazvînî, Zekeriya, Kehhâl, Kemâleddin el-Fârisî Kerecî, Kırımlı Aziz bey Kindî, Lagârî Hasan Çelebi, Mâşâallah, Matrakçı Nasuh, Mecrîtî Mecûsî, Mehmed Fatın, Gökmen, Mes'ûdî, Mimar Sinân, Mirim Çelebi, Molla Lütfi Musaoğulları, Mustafa Behçet Efendi, Nasîrüddin Tûsî, Nidâî, Ömer Hayyâm, Pîri Reis Râzî, Sâbit Ibn Kurre, Sabuncuoğlu Şerefeddîn, Salih Zeki, Şeydi Ali Reis, Seyyid Ali Paşa, Sinan Paşa, Taberî, Takiyyüddîn Uluğ Bey, Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa, Yâkût, Yusuf Hâs Hâcib, Zehrâvî, Zerkâlî Zühroğulları. Bütün bu isimler İslamiyet'in medarı iftiharı ve bugün, dünya üzerinde İslam Medeniyeti'nin üstünlüğünden söz edebilmemizi sağlayan bilim adamları.

 Biz sizlere bütün bu isimleri Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Bayraktar'ın İnkilab Yayınlarından çıkan İslam Bilim Adamları kitabından naklettik. Özellikle gençler için hazırlanmış olmasına rağmen, hemen her Müslümanın bilmesinde büyük yarar bulunan eserde, tüm bu isimlerin hayatı, eserleri, ilmi kişiliği ve bilime katkıları özlü şekilde yer alıyor ve renkli resimlere etikelenmiş genel kültür bilgileri eşliğinde sunuluyor.
Kaynak

Altın Oran Ölçüsü


Orta Çağ'da yaşamış büyük bir matematikçi olan Fibanocci, buldu sayı dizisinin her biri Kendinden önce gelen sayının toplamından oluşan bir diziliş mantığı vardır. Örnek vermek gerekirse; 0, 1,1,2,3,5,8,13,21,34 gibi... Buraya yazdığımız sayıları Kendinden önce gelen sayıya böldüğümüzde de bütün değerleri sabit kalır.
233/144=1.6180556
Bulunan bu rakamda son kuşaklar çıkarttığımız da 1.618 sayısı altın oran denir. Örneğin bir heykel yapacaksınız ya da buna benzer Sanatsal bir eser bırakmak istiyorsunuz yapmanız gereken mutlak olarak altın oran hesaplamasını kullanmak zorunda olmanızdır. Aksi takdirde yapacağınız sanatsal eser de uyuşmazlıklar meydana gelecektir. Allah, Evrenide altın oran kuramı ile var etmiştir.

İnsan ve Altın Oran 

İnsan bedeni Evren üzerinde yaratılmış en şahane varlıktır. Tarihler boyunca kim sana sabır çalışma yaptıysa da insan vücudunu örnek almıştır. Antik kentler bile bu diziliş ve altın oran hesaplama ile meydana gelmiştir. İnsan vücudu en Baş ve göbeğine kadar olan kısım ve göbeğinden ayak ucuna olan kısım Altın Oran sayısını verir. İnsanın boyu kaç olursa olsun bu rakam asla değişmez. Vücudumuzda yüzümüz, Ellerimiz, en önemlisi akciğerlerimizde altınorak kalma uymaktadır ve bu 1980'li yılların da Amerikalı bir fizikçi tarafından tespit edilmiş, rastgele oluşabilecek bir sisteme bağlı olmadığını görmüştür. Şimdi alımı sonucunda Şivan oldu cümlesini bekleyeceksiniz ama maalesef :)

Evren içinde bulunan galaksilerde bir bütünü Altın Oran rakamı ile Dizayn edilmiştir. Altın oran Kuranı Kerim'de detaylı olarak da anlatılmaktadır.
Rabbim, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz ( Enam,80) 
Ayet'inde de Her şeyin bir bilimsel olarak yarattığını belirtmektedir.

Kızıl Gezegen; Mars'ta Göl Bulundu


Şimdi sizleri tam dünyamızda 55 bin kilometre uzaktaki yıllardır çözmeye uğraştığımız Mars' a götüreceğim. Yıllarca Kızıl Gezegen için birçok teoriler ortaya atıldı. O kadar uydu ve keşif aracı göndermenize rağmen tam net sonuçlar alınamadı. Benim fikrim bu kadar keşif aracına rağmen birçok şeyin aslında bilindiğini ve gizlendiğine inanıyorum. 


Konumuza dönmek gerekirse, mars için yıllarca birçok teori ortaya atıldı. Kimi bilim adamı Mars'ın dünya gibi bir gezegen olduğunu Kimisi doğuşundan beri bu halde olduğunu ispatlamaya çalıştı. Ancak Son zamanlarda yapılan yeni keşiflerde Mars yüzeyinin altında bir göl tespit edilebildiği açıklandı. Bu göl Mars yüzeyinin altında 20 kilometrelik bir alan içerisinde bulunuyor.

Bu Söyleyeceklerim biraz klasik olacak ama Mars'ta bulunan gölün tekrar Mars'ta hayat olabileceğini kuvvetlendirdi. Artık diyoruz ki orada bir yaşayan varsa dünyamızda en sallarsa çok mutlu olacağız. Yaratılışın doğası sebebiyle eli yok ise kuyruk sallaması hiç tavsiye etmiyorum. :)


Plastik Yiyen Mantar Türü İnsanlığı Kurtarabilir

Pakistan'da şans eseri bulunan plastik yiyen bir mantar türü dünyayı çöp yağınından kurtarması Umut ediliyor. Plastiğin atılmasından sonra doğada yüzyıllarca çözülemedi için dünya kirliliği de artıyordu. Bulunan yeni mantar türü bir plastiği haftalar içinde yok edebiliyor. İngiltere'de yayınlanan Times gazetesinin verdiği bilgilere göre dünya üzerinde 20 ülkeden 200'den fazla bilim adamını bu mantar türünü nasıl İnsanlık adına daha faydalı hale getirmek için çalışmalar sürüyor.


Mantarın salgıladığı enzimler polyester gibi birçok plastikleri eritiyor. Daha açıklayıcı olmak için bir şekeri çayın içinde çözümleniyorsa aynı etkiyi plastiklede gösteriyor. Bu noktada en önemli olan bu Enzimlerin yaratılmasından hangi genlerin sorumlu olduğu tespit edilmesidir. Aksi takdirde bu mantar türü kullanmak daha farklı sonuçlar yaratabilir. Bu genler tespit elbise dahi İnsanlık adına kullanımı onlarca yıl sürebilir.

Su Bulunan 7 Gezegen Keşfedildi

Bilim insanları, uzun süredir araştırdıkları trappist-1 Yıldız sisteminde dünyadan daha büyük ve daha fazla yer çekimine sahip 7 gezegen belirledi. Gezegenlerin en büyük özelliği dünyadan bile daha fazla su barındırıyor olması. İsviçre'de üniversite araştırmalar doğrultusunda, ilk olarak trappist-1 yıldız Yıldız sistemi keşfedilmiştir. Araştırmalar derinlemesine devam edin 7 gezegen dede su bulundu kesinleşti. 


Bu gezegenlerin bize olan uzaklığı 40 ışık yılı, ilk 3 gezegeni keşfet Terapist adı verilen bir teleskop tarafından gözlemlendi hemen ardından NASA toplam 7 gezegen olduğunu ve gezegenlerde yaşamın olma ihtimalini çok yüksek olduğunu söyledi. Unutmadan eklemem gerekirse Bizler sadece evrenin yüzde bir kısmını keşfetmiş olmaktayız. Ve geri kalan bölüm tamamen hayal gücünüze dayalıdır. Yıllar geçtikçe ilginç keşifler sürekli gündeme gelmektedir.

Daha dünyamızın bile yüzde yirmilik kısmına keşfe demedik. Okyanus larımızın büyük bölümü de bir Muamma içindedir. 

Evrende Neler Var ?

evren

Gökyüzünü göz önüne aldığımızda üzerinde bulunduğumuz dünyanın ne kadar küçük olduğunu anlarız. Teknolojik gelişmeler ilerledikçe ne zaman geçtikçe gelişen aletleri ilerlemesiyle evrenin büyüklüğü bizlere hayretler içersinde bırakmaktadır. Her gün neredeyse ben başka gezegenler, takım yıldızları keşfedilmekdedir. 


Sadece evrende değil kendi galaksimizde bile bir nokta bile değiliz. Güneş'in ışığı bize saniyede 300.000 kilometre olduğuna göre 8 dakikada dünyamıza ulaşır. Fakat Andromeda gibi Işığı bize 900.000 yılda dünyamıza ulaşan gök cisimleri bulunduğu da bir gerçektir. Sadece Bu rakamlar bile evrenin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.

Güneş sistemi

Güneşin çevresinde onun çekimi altında dönen 9 gezegen vardır Güneşe yakınlık sırasına göre Merkür, venus, Dünya, mars, Jüpiter, Satürn, Üranüs, Neptün, Plüton güneşin çevresinde ve bir yörünge üzerinde ulaştıklarında bunlara gezegen adı verilir. İnsanlar, çok eskiden yapılan araştırmalar doğrultusunda bazı yıldızların yer değiştirdiğini görmüşler, ve bu yıldızları Durağan Yıldızlar dediğimiz iki bölüme ayrılmışlardır. 

Astronomi Tarihi

astronomi

Milattan önce 3000-2000 tarihi yıllar arasında Çin'de astronomi ile ilgili çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. O yıllarda Çin'de dini törenleri vakitlerini bulmak amacıyla ay ve güneşin döngülerine saplayan bilim adamları vardır. Ve bu dönemde güllerin uzunluğu kısalığı ve mevsimlerin süresini ölçmeye başarmışlardır.
Milattan önce büyü matematikçi Çu-Kung Dünya ile Güneş arasındaki mesafeyi ölçmek için yaptığı çalışmalar, nasıl ki günümüzde bazı cahillerin dünyanın düz olduğunu iddia etmesi gibi bu bilim adamınında dünyayı düz olarak hesaplaması yüzünden yanlış sonuca varılmıştır. Bunun ardından Kubilay Han içinde çok farklı aletler icat edilmesine sebep olmuştur. Bilim bu çağda en yüksek gelişme tanıklık etmiştir. Bununla beraber astronomi hızla doğru sonuçlar vermeye başlamıştır.

Eski Mısır'ın Astronomiye Etkileri 

Eski Mısır, yılın uzunluğunu Nil Nehri'nin yıllık taşımasına göre ölçüm işler ve bu arada birçok Yıldızları da incelemişlerdir. Bu inceleme sonuçlarında günümüze kadar gelen birçok doğru bilgiyi onlardan biliyoruz.  
Eski Mısır medeniyeti gökyüzünü araştırmaları ve bu çalışmalarda gösterdiği titizliği Geleceğe ışık tutmuştur. Babil de milattan önce 3800 yıllarında Bugün değişik şekillerini incelendiği yönünde bulgular bulmuştur. O dönemlerde Babil medeniyetinin bile astronomi dalında ne kadar ileriye gittiğini bizlere göstermektedir. Hatta bugünkü bildiğimiz takımyıldızlarının bile babilliler tarafından bulunduğu iddia edilmektedir. Tuttukları yıllıklar ile Ay ve güneş tutulmalarını önceden bile biliyorlardı. Babillerin Mısırlıların bu tutumları daha sonra ülkeye gelen Yunanlıların da bu bilgilere ulaşmasına astronomide çağ Atlamasına sebep olacaktır.

Astronomi Nedir ?

Astronomi, Gök cisimlerini hareketlerini, bulundukları yerleri ve döngülerini fizik ve bilim olarak anlatan bilim dalıdır. Daha ilk başlangıçtan beri gökyüzündeki cisimler insanları yakından ilgilendiren konular olmuştur. Denizlerdeki gelgitlerin, havadaki değişimleri gökyüzündeki cisimlerle alakalı olduğu ilk tarihlerden beri bilinmektedir. Astronomi günümüze gelene kadar birçok devirlerden geçmiştir.

Tektonik Plakaların Etkileyici Yolculuğu


Kuzey Amerika ve Avrasya'da bulunan tektonik plakalar son yıllarda Kuzey Amerika plakası batıya doğru ilerledikçe daha da uzaklaşıyor. Bu etkileyici olay hem karada hem de İzlanda yakınlarındaki iki plak arasında derin dalışlarla gözlemleniyor. Bir çok takım su altı fotoğrafçıları ve bilim adamlarının ve özellikle Alexander Mustard, bu alanı araştırmış ve tecrübesini inanılmaz bir şekilde anlatan bir dalgıç ve deniz biyologudur.

Tektonik hareketler

 Ziyaretçilerin sağlam duvarlar ve berrak suya sahip alanın tektonik plakaların hareketleri sonucu olarak bulantı haline gelebileceğini belirtiyor. Gelecek tamamen öngörülemiyor olsa da araştırmacılar, yılda yaklaşık 2.5 santimetre 1 inç olan plak hareketinin geçerli oranına dayanan tahminlerde bulunabilirler.