Atatürk Ve Amerikalı Çocuğun Duygu Yüklü Mektuplaşması

Curtis Lafrance adında 10 yaşında Amerikalı bir çocuk, Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk'e bir mektup yazar ve sonrasında olaylar gelişir.

1923 yılının ekim ayında bir gün yaveri, elinde bir zarfla Atatürk'ün odasına girer: "paşam, bir mektubunuz var. Amerika'dan!" isme bakan Atatürk, ismi tanıyamaz. mektubun curtis lafrance isminde birinden geldiğini gören Atatürk, merakla mektubu okumaya başlar:

"sayın efendim, ben on yaşında Amerikalı bir çocuğum. Türkiye'ye ve yeni hükumetine büyük bir ilgi duyuyorum. siz ve bayan kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve bayan kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. lütfen Amerikalı bir çocuğa, bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin. bir gün, Türkiye'yi görebileceğimi umut ediyorum. saygılarımla, curtis lafrance."mektubu okuyan Atatürk bir hayli duygulanır ve hemen sonrasında "türkiye cumhuriyeti başkanlığı, özel" başlıklı bir kağıt alır ve başka bir cumhurbaşkanına yazarmışçasına ciddi bir üslupla amerikalı çocuğun mektubunu yanıtlar:

"bay curtis lafrance, mektubunuzu aldım. türk yurdu hakkındaki ilgi ve iyi dileklerinize teşekkür ederim. isteğiniz üzere bir fotoğrafımı gönderiyorum. Amerika'nın zeki ve çalışkan çocuklarına biricik öğüdüm; Türkler hakkında her işittiklerine gerçekmiş gibi bakmayıp, kanılarını bilimsel ve esaslı incelemelere dayandırmaya önem vermelidir. başarılar ve mutluluklar dilerim, Türkiye reisicumhuru Gazi Mustafa kemal. mektup, İngilizceye çevrilerek aslıyla curtis lafrance'a yollanır.
Kaynak
Define Forumu 

Çekoslovakya 1968 Prag Baharı Dönemi


Tarih; 20 ağustos 1968 Prag'daki ruzyne hava alanına uçuş planında olmayan sivil bir sovyet uçağı indi. bunu bir saat sonra ikincisi izledi. bu hava alanında alışıldık bir durum olduğundan, gece yarısını geçene kadar etrafta dolaşan sivil giyimli kişiler dikkat çekmedi. bundan sonra ise alana yeni iniş yapan iki sovyet uçağından çıkan silahlı askerler kısa sürede hava alanını ele geçirdiler. bir buçuk saat sonra da arka akaya inen uçaklardan zırhlı araçlar ve askerler indirilmeye başlandı. hava alanı boşaltıldı. personel, turistler ve yolculuk için bekleyenler şehre gönderildi. bundan çok önce, gece saat 23:00'da ise 5 ülkenin askeri birlikleri çekoslovak sınırını geçmişti. Prag garnizonu alarma geçmiş, ancak bir direniş emri almamıştı. 23:40'da başbakan işgali resmi olarak doğruladı. hava alanı güvenlik şefi albay elias ve bazı görevliler öncesinden işgalden haberdardı. onlar ve bürokrasinin diğer işbirlikçileri birer hain olarak tarihte hak ettikleri sıfatla anılmaktadır.

Gece saat 01:00'da parti merkez komitesi radyodan olayı kınayan, ancak silaha başvurulmamasını isteyen bir bildiri yayınladı. bildirinin daha ilk cümlesinde orta dalga vericisi kapatılarak yayın durduruldu (merkezi haberleşme idaresi müdürü karel hoffman da işbirlikçilerdendi). işgal radyosu doğu almanya üzerinden yayın yapmaya başladı. 03:00'da hükumet binaları işgal edildi ve başbakan oldřich cerník tutuklandı. 04:00'da komünist parti merkez komite binası sarıldı ve sonraki bir saat içinde işgal edildi. uçaklardan şehre işgal güçlerinin bildirisi dağıtıldı. bu bildiride işgalciler sosyalizme bağlı liderlerden gelen yardım ricasına karşılık verdiklerini iddia etmekteydiler.

04:30'da prag radyosu düzenli sabah yayınına yeniden başladı

bu aynı zamanda ülkedeki protesto ve eylemlerin de başlangıcıdır. radyo işgal güçlerine ve birkaç kez de sovyet askerlerince müdahaleye ve işgale uğramasına, tanklardan binaya açılan ateşe rağmen iki hafta boyunca bağımsız yayın yapmaya devam etti. binlerce kişi canlı kalkan olarak radyo binasının çevresini sardı. çatışma olmamasını ve barikat kurulmamasını istemesine rağmen, işgali kabul edilemez olarak duyurdu ve pasif direniş çağrısı yaptı. bu noktada partinin kararsızlığı etkili oldu. reformlara ve özgürlükçü gelişmelere rağmen bürokrasi kökenli yapısı değişmeyen partinin yönetici kadroları, en başından beri sorunun uluslararası kamuoyunun desteğiyle çözebileceği fikriyle ve can kaybını en aza indirmek amacıyla hareket ettiler. nitekim bu ana kadar kimse ölmemişti.



21 ağustos sabahı ilk barikatlar kuruldu küçük çatışma haberleri gelmeye başladı. yolların kapalı olması sebebiyle yiyecek sıkıntısı başladı. kısa sürede ayaklanma sivil itaatsızlık eylemleriyle tüm ülkeyi sardı. büyük askeri başarı, devasa bir siyasi başarısızlık tarafından takip edilmekteydi. sovyetlerin içeride yönetim kurdurmayı planladığı işbirlikçiler (ihanetin doğal bir sonucu olarak) halkın tepkisinden duydukları korkuyla çekingen davranmaya başladılar. ülkede hiçbir toplumsal örgüt işgalci güçlere meşru bir zemin sağlamaya yanaşmadı. partinin reform karşıtı muhafazakar kesimlerinin büyük bölümü bile işgale karşı cephe aldı ve temsilcileri eski yöneticileri tanıyacaklarını açıkladılar. bu noktada tüm doğu avrupa için büyük bir fırsat kaçırıldı. 60'ların başına kadar gelen baskı döneminde yarıdan çoğu tasfiye edilen parti halen tüm nüfusun %12'sini kapsamaktaydı. üyelerinin %90'ı reformcuların yanındaydı ve işgalle birlikte muhafazakarlar da onlara katılmıştı. tasfiye edilen bir milyon kişi tekrar partiyle yakınlaşmaya başlamıştı. halkın tamamı işgale karşı reformcuları desteklemekteydi. insanlar silahsız olarak tankların önüne sosyalizm diye imza attıkları pankartlarla çıkmaktaydı. duvarlarda sovyet işgalini ve ağlayan lenin'i tasvir eden posterler asılıydı. ve parti tüm bunlara rağmen silahlı bir direniş örgütlemeye ve ordunun kaynaklarını kullanmaya girişmedi. genel grev çağrısı dahi yapmadı.
Kaynak
Lol 

Kayıp İslam Tarihi Hakkında Tüm Bilgileri Barındıran Kitap


Tarih sahasında genel okuyucu kitlesine hitap eden, dolayısıyla ilmî yönü çok öne çıkmamakla birlikte kuru hamaset girdabında da boğulmayan, ele aldığı konuyu genel hatlarıyla ortaya koyan eserler, belli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Zira ciltler dolduracak ayrıntılı malûmâta sahip eserleri okumak herkes için mümkün olmadığı gibi konu hakkında evvelden umumî bir fikir sahibi olmak, bu hacimli eserler dünyasına girebilmek için bir anahtar vazifesi de görebilmektedir. Birkaç ay öncesinde, İslâm tarihini bu minvalde ele alan bir kitap Türkçeye tercüme edildi.

Firas Alkhateeb tarafından İngilizce kaleme alınan Kayıp İslâm Tarihi adlı bu eser, aslında web tabanlı bir projenin ürünü… Alkhateeb’in kurduğu ve İslam tarihinin sosyal, siyasal, kültürel ve bilimsel mirasını tanıttığı, İslam alimlerinin eserlerinden örnekler, çizimler, bilimsel bilgiler gibi modern Batı insanı bir tarafa, Müslümanların dahi önemli ölçüde haberdar olmadığı verileri sunduğu lostislamichistory.com internet sitesinin büyük bir teveccüh görmesi üzerine bu birikimin bir kitapta toplanması fikri gelişti ve kitap da böylece ortaya çıkmış oldu.

Kitap, İslâm tarihini Cahiliye döneminden başlayıp 21. yüzyıla kadar bütüncül bir şekilde ele alıp değerlendirme hedefine yönelmiş bir çalışma… On bir bölümden oluşan kitapta siyasi gelişmelerin yanı sıra bilimsel faaliyetler ve önemli atılım ve kargaşa dönemlerine de yer verilmiş. Önce Cahiliye toplumu ele alınarak, Risalet ve ardından dört halife dönemi anlatılmış. Bundan sonra kronolojik bir anlatımla Emeviler, Abbasiler ve Moğol istîlâsı geliyor. Endülüs’e ayrı bir bölümün ayrıldığı kitapta Osmanlı devri, “Diriliş” adıyla yeniden toparlanma ve yükseliş olarak işlenmiş. Bundan sonra ise Müslüman medeniyetinin düşüşü ve bu düşüşün doğal bir sonucu olarak hayatımıza giren bazı teolojik sorunlara değinilerek, “tecdîd” hareketlerinden bahsedilmiş.

Açık ve anlaşılır bir üslupla kaleme alınan eserde elbette bu konulara dair teferruatlı malumat bulunmuyor ki kitabın böyle bir iddiası da yok. Kitabı okuduğunuzda, önünüzde İslâm medeniyetinin 1400 yıllık serencamıyla ilgili genel bir resim beliriyor. Dolayısıyla bu kitap, sonraki okumalar için yol gösteren bir başlangıç basamağı olarak görülebilir. Bununla birlikte, kitabın göze çarpan kimi kusurları da yok değil. Meselâ Müslüman ilim adamlarının temel vazifesinin adeta Antik Yunan’la Rönesans Avrupası arasında bir “köprü ve taşıyıcı” olarak değerlendirilmesi, başka birçok eserde de görülen, “övücü” olduğu zannedilen ve fakat esasında pejoratif mahiyeti hâiz bir anlayıştır.

Tüm bunları göz önünde bulundurursak, Türk ve İslam tarihi ile ilgili kitap, film, tiyatro vb. eserleri takip eden Türk insanının İslâm tarihiyle alakalı genel ve özet bilgi ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte olan bu eser okunup ardından daha derin okumalar yapılabilir.
Kaynak 
Burs Haber