Hep Diyoruz Ya Doğaüstü Diye Buda İnsanüstü Bir Olay

  Şimdi sorarım size bu biraz garip değil mi ? Saten orjinali vardı içine edildi ve şimdi ise yapayını yapmaya çalışıyoruz. Akıl alır gibi değil. Trabzon'un Çaykara ilçesinde bulunan dünyaca ünlü turizm merkezlerinden Uzungöl'de, özellikle Körfez ülkelerinden gelen turist sayısındaki fazla olması ile yaşanan yoğunluk nedeniyle yeni arayışlar başladı. 



  Hazırlanacak kapsamlı raporun ardından, içinde yapay göllerin de yer alacağı 3 yeni tesis yap-işlet- devret modeliyle inşa edileceği açıklandı.  Tesisler için yer arayışları sürerken, ilk sırada doğal güzelliğiyle turistlerin ilgi odağı olan ve geçen sene Tabiat Parkı ilan edilen Tonya'daki Kadıralak Yaylası düşünülüyor. Gitti güzelim yayla...



Chucky Dehşeti Geri Dönüyor

  Eski korku filmlerinden olan Chucky, 2018 yılında dehşet saçmaya devam edecek. Eskilerin çok iyi bildiği ve çocukluğumuzun vazgeçilmez korku filmlerinden olan Chucky Filmi, bu kez sahte ikizi olan bebek ile akılları alacak gibi duruyor. 




Doğanın İnsan Oğluna Büyük Hediyesi Pancar Suyu

  Bu güne kadar bir çok bitkisel içeceğin faydalarından söz edilmiştir. Pancar suyu bu bitkilerin yanında süper kahraman gibi duruyor. Şimdiye kadar çok söz edilmemiş olsa da sonunda kıymeti anlaşıldı. 





Türkiye'den En İlginç Haberler

Her gün binlerce olay olan ülkemde öyle ilginç ve garip haberler var ki beynimizde ki hareketliliği kısa süreliğine durdurabilir. Şimdi o haberlerden bir kaçını okuyarak hem üzülecek hem güleceksiniz. 

Dedeyi Azrail Sandı


Cansız Manken Kurtarılamadı

İtfaiyecilerin büyük çabasına rağmen cansız manken kurtarılamadı.

Coca Cola'yı Protesto etmek İçin Aynı Şirket Tarafından Üretilen Fanta İçti...



Ece ergen Kendi Yaptığı Yemekten Canlı Yayında Zehirlendi

İntihar Ederken Çişi Geldi

Kendisinden Fazla Yemek Yediği İçin Arkadaşını Pompalı Tüfek İle Öldürdü Savunmasın da İse "Öldürmeseydim Benide Yiyecekti Hakim Amca" Dedi



Makinist, İntihar Eden Gence Çarpmadı. Genç, Makinistin Kafasını Yardı



Yazacak Söz Bulamadım...


Ambulans Yol Vermediği İçin Ambulans Şöförünü Dövdüler



Reyting Uğruna İki Karısını Öldüren Katile Bebek Yüzlü Diyerek İnsanların Gram Umurunda Olmadığını Gösteren Soytarılar..

 Makyajın Büyüsü..


Adam Öfkelenince Eşinin Çeyizini Yedi

😃 Ülkemizde bildiğiniz üzere çokta normal insan bulmak gerçekten zor ama öyle insanlar var ki gerçekten ağızları açık bırakabiliyor. Üstelik Eşinin çeyizini yediği için eşi tarafından terk edilen adam, iş yerinde de battaniyeyi yediği için işinden oldu. Uzun zamandır psikolojik sorunları olan adam tedavi olsa da tıp bile bu konuda çaresiz kaldı.
 
 

Kara Dedeler Olayı (Davutlu Köyü)

 

  Daha önce filmlere de konu olan ve sırrı çözülemeyen bir çok kişininde ölümüne neden olan doğa üstü bir olaydır. Kara dedeler olayı olarak bilinen yaşandığı şehir ise Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı olan Davutlu köyünde yaşandığı iddia edilen Kara dedeler olayını duymuş olmanız kuvvetle muhtemel. köy halkının anlattıklarına göre, 1989 yılının bir gününde köylüler hava karardıktan sonra cin ve şeytani varlıklar görmeye başlarlar. O günden sonra belli bir süre köy halkı evden dışarı adımını atmaz dışarı çıkanlar ise korku ile evlerine dönmüştür. Bu olay gazetelerde yayınlanınca işin aslını öğrenmek için bir gazeteci köye gider. Gazeteci H.B. köylülerle röportaj yapar, herkes de varlıkları gördüğünü ve köyde neler yaşandığını gazeteciye anlatır. Ancak ne var ki 11 gün boyunca kalan gazeteci bu süre boyunca sıra dışı bir şeye rastlamaz.

 Gazeteci işlerinden dolayı daha fazla beklemek istemez, kamerasını 14 yaşındaki bir çocuğa bırakıp köyden ayrılır. Paranormal bir şey olursa çocuk kayıt altına alacaktır. Üç gün sonra H.B. jandarmalar tarafından göz altına alınır. Köydeki üç ayrı evde yedi kişi parçalanarak öldürülmüştür, kamerayı verdiği çocuk da ölenlerin arasında yer almaktadır. 3 Şubat 1989’da bir ormanda H.B.’nin giysileri ve not defteri bulunur, kendisinden bir daha haber alınamaz. H.B.’yi sorgulayan jandarma ise yıllar sonra bunalıma girerek intihar eder. Bu doğaüstü cinler vakası günümüzde hala çözülememiş ilginç olaydır. Ortada bir çok ölüm bırakarak sırra kadem basmış hikayelerden bir tanesi.

129 Numaralı Apartman Büyü Ölüm Getirir!!!

 

  Günümüzde doğaüstü olayların yaşandığı bir çok vaka meydana gelmiştir. İşte bu apartmanda da pek normal şeyler yaşanmadı. Bir çok söylentiye göre 2009 yılında meydana gelen olayda ODTÜ’de okuyan iki kız öğrenci, gece yarısı 01:00 sularında mumlarla bir takım satanist ayin ve büyüler yaparlar. 129 numaralı apartmanın en üst katında kalan öğrenciler o gece dairelerinde gizemli bir şekilde ölürler. Neden öldükleri adli tıpta bile sonuç bulunmaması da hayli ilginçtir. Ölen kızların dosyası kısa sürede kapatılır. 

  Apartman sakinlerine göre öldükleri gece şiddetli bir deprem olmuştur ve tüm apartmanda eşyalar sağa sola savrulup kendi kendi kendine camlar kırılmaya başlamış ve evde ki bardaklar tek tek düşmüştür. Bu korku dolu olay yüzünden apartman anında terk edilir. Daha sonra ise içeri girme cesaretinde bulunanlar, tarif etmesi zor kokular duyduklarını ve camların kendi kendilerine kırıldığını gördüklerini söylerler. Bir daha o apartmanda oturan olmamış hala boş durmaktadır. Bu hikaye yüzde yüz olduğu gerçek olduğu iddia edilmektedir. Sonuç olarak büyü ve benzeri ritüeller insan doğasını aşmaktadır. Ölüm, yaralanma ve aklını yitirme durumları kesin olarak kaçınılmazdır. 

Nijerya'da Çocuk Olmak ?

 
Nijerya da çocuk

  Birkaç gün önce TV'de bir haber programı vardı. Dikkatimi çekti ve dinlemeye başladım. Nijerya halkını tanıtıyordu. Halkın büyük bir çoğunluğunun neredeyse yediden yetmişe hepsinin gözlerinde katarakt hastalığı vardı ve Türkiye'den gönüllü Türk doktorları, bir gurup oluşturmuş; onların gözlerini ameliyat etmek için orada bulunuyordu. Bu, benim çok hoşuma gitti. Karşılıksız yardım, çok güzel bir duygu olmalı.... O kadar kaptırmışım ki kendimi, gözleri açılanlar tebessüm ile gördüklerini söylerken, ben de onlarla birlikte tebessüm ediyordum… Ya çocuklar?! O yoksulluğun içinde nasıl da tebessüm ediyorlardı.

  Onlara bakarken Türkiye'de nasıl bir cennette yaşayıp ve bu cenneti nasıl mahvetmeye çalıştığımız geçti aklımdan. Burada yetişen çocuklarla orada yetişen çocukları karşılaştırdım beynimde ve empati yaptım. Yine oradaki çocuklar, burada yetiştirilen var olan bir çok yiyeceğin şeklini bile bilmiyordu belki…Yine de o kapkara masum gözlerine korkunun içinde doyum gizlenmişti. Nijeryalı çocukların bir markete girip birçok çeşit içinden istediklerini seçme şansları yoktu. Bizim ülkemizde yetişen çocuklara baktığımızda, istedikleri her şeye sahip olabilme şanslarına rağmen yine de gözlerinde o doyumu, mutluluğu çok az görmeye başladım ben. Böyle yazıyorum; çünkü onların hakkında ve daha bir çok yaşam hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Haberi sunan spiker, hasta olan bir çocuğun yanına yaklaşarak ilacını içmediği görmüş ve sormuş: "Neden ilacını içmiyorsun?" "Çünkü," demiş çocuk, "...benim o ilacı içmek için su alacak param yok…" Bu insanlar, günde 16 saat çalışıp sadece 1 dolar kazanıp bu para ile de sadece iki şişe su alabiliyorlarmış. Sakın onlara acıdığımı düşünmeyin. Ben, Rabbimin yarattığı hiçbir varlığa acımam. Çünkü hiçbir varlık, acımak için yaratılmamıştır. Sadece ibret örnekleri olarak gözlerimizin önüne serilmiştir. Daha kötü bakan, iyiyi; iyi bakansa, kötüyü görsün diye. Yaşanan her şeyin içinde bilinmeyen sırların gizli olduğunu biliyorum.

  Ben, sadece onların gözlerindeki umut kırıntılarına baktığımda, "Bizler, bu bolluk içinde nereye gidiyoruz?" diye düşünüyorum… Nijerya'da çocuk olmak, nasıl bir duygu, bilmiyorum… Sadece şunu söyleyebilirim: Nijerya'da çocuk olmak, geleceğe güven içinde bakmak değil… Sadece her gecenin sabahına umutla bakmak…
Etiketler; Google atacak etiket bulamadım. Sen takıl kafana göre :(
Yazan: Bircan.M 
Alıntı

Batı Medeniyetinin Sonu Mu Geliyor ?



  Batı medeniyetin de neler oluyor ? Neden sürekli tökezlemeye başlanıldı. Bu kadar üretim ve rahat yaşamın içerisinde neden can çekiliyor. Bunları anlamak için çok derine inmeden gözle görülür bir inceleme ile bile anlatabiliriz aslında. Gerçi konu başlığımıza baktığımızda medeniyet diyoruz ama insanların birbirine davranış şekline baktığımız da hangi medeniyet diye sorabiliriz. Şimdi Medeniyet derken konumuz daha derin "Batı Medeniyeti"den söz edeceğiz. Bundan sonra da ortadoğu ve doğu medeniyetlerinden söz edeceğimiz makalede görüşmek üzere.. İyi Okumalar.

  Batı Medeniyeti inanılmaz bir şekilde büyük bir borç yükü altında yıkım ve iflasa doğru gidiyor ve  bu süreç, AB'nin dağılımına yol açacak ve dünyamızı 2020 yılında bazı çevreler tarafından yaşanması gereken Armagedon savaşı olarak adlandırılan tahminimce 3.Dünya savaşına doğru sürükleyecek. Birçok insanın çalışmadan ve üretmeden sadece tüketerek yaşamaya ve zengin olmaya endekslenmesi ve kısa yoldan hiçbir ahlak kurallarına uymadan köşeyi dönme hevesi, Batı medeniyetinin sonunu getirmiş bulunuyor. Aşırı kâr ve kazanç gözetimi ve insan gücü yerine makina gücü kullanmayı tercih eden "Batı Medeniyeti", kendi buluşları ile kendi sonunu kendisi hazırladı. O, bugün, maddî açlıktan değil; mânevî açlıktan ve doymuşluktan dolayı batıyor. Çünkü maddi olarak Batı'da insanlar ve piyasalar, doymuştur. Bu yüzden üretim durmuştur bunun en büyük sebebi ise artık talebin olmamasıdır

  Yıllardır çok hızlı ve durmadan sanki dünya yarın batacakmış gibi fabrikalarda, iş yerlerinde insanlara üç vardiya üretim yaptırdılar. Simdi malları ellerinde kaldı. Çünkü piyasa doldu. Arz ve talep dengesi bozuldu. Hele Çin de piyasalara girince ve insanları 1$ günlük yevmiye ile çalıştırıp üretim yapınca, "Batı Medeniyeti", yüksek kar elde edebilmek için bütün üretim tesislerini Çin'e kaydırdı ve kendi sonunu hazırladı. Yani kendi fabrikalarında üretmek yerime Çin'e üretmek daha kolay gelir oldu. Artık bu batışa ve yok oluşa  hazırlıklı olmak gerekiyor; çünkü dünyada çok ciddi garip olaylar oluyor. Oyunlar dönüyor; fakat hepsi de İlâhi Kudret'in kontrolü altında cereyan ediyor. Çünkü insanların bir planı varsa, Yüce Allah'ın da bir planı var mutlaka ve bu gidişe bir dur diyecektir.

  Aslında süreç, tam olarak işliyor ve herkes, kendisine düşen görevi bilerek veya bilmeyerek yerine getiriyor ve insanlık, gitmesi gereken yöne doğru gidiyor. Bazen sıradan bir insan, yaşanan bunca olaylara elbette ki bir anlam veremez. Fakat oyunu ve senaryoyu bilen insanlar çok net bir şekilde görebilir ve bu yaşanan olaylardan bir anlam ve geleceğe yönelik bir analiz çıkarabiliyor. Bu insanlığın düşmesi adına yapılan oyunlar bir bir gün yüzüne çıkmaya başlıyor.

 Batı Medeniyeti, para hırsı ile gözleri kapalı olduğundan dolayı Yüce Allah'ın gücünü ve kudretini bir türlü kavrayamıyor ve göremiyorlar. Onlar, zannediyorlar ki güçlü, daima haklıdır ve istediğini yapmaya muktedirdir. Fakat her şeyi yöneten ve ilmi ile kuşatan bir Yaradan'ın olduğunu düşünemiyorlar. Çünkü birçoğu, inancını yitirmiş ve cahilce bir düşünce yapısı içerisinde olduğundan dolayı maddecilikten başka gözleri bir şey görmüyor. Ne diyelim, ne atarsan aşına; o çıkacak karşına ister şahız ol, ister, büyük güç...

Adolf Hitlerin Hayatı


  Bu şahsın portresi baktığımız da insanların hafızasında şöyle kalmıştır: tarihin en deli adamı, kötü, emosiоnal ve sert konuşması ve jestleri olarak hatırlanır. Evet bu, İkinci Dünya Savaşı'nın ünlü kişisi, adı tarihe geçen, yirminci yüzyılda hakkında en çok bahsedilen liderlerden biri Adolf Hitler'dir. Asıl soyadı Şiklkruber (Schicklgruber) olan Adolf 20 Nisan, 1889 yılında Avusturya'nın Braunau şehrinde gümrük memuru Alois Hitler'in ailesinde dünyaya gelmiştir. Okulda başarısız ve sabırsız olduğu için orta öğretimi tamamlayamadı. Hitler "Mein Kampf (" Benim mücadelem ") eserinde bu yıllarını şöyle anlatıyor:" Babama göre bana uygun olan okul Realschule 3 idi. Avusturya liselerinde liderlik duygusunun gelişimine çok önem verilmediğini söylüyordu. Aslında o, (Hitler'in babası) hükmünü vermişti: Oğlu da kendisi gibi memur olacaktı. Hayatımda ilk kez 11 yaşımdayken muhalefete geçtim babam benim hakkımdaki planları hayata geçirmek için kararlı ve azimli olsa da, oğlu da beğenmediği bu fikri reddetmekte en az onun kadar inatçıydı

   Memur olmak istemiyordum. Usta bir ressam olmalıydım. Yada iyi bir lider. Realschuleda hiçbir başarı olamadığım takdirde, babamın beni hayal ettiğim saadete kavuşmak için serbest bırakacağını zannediyordum. Hoşuma giden ve ileride ressam olarak yararlanabilmek gereken dersleri okuyor, beni ilgilendirmeyen ve lüzumsuz saydığım dersleri ise kasten okumuyordum. Burada "mükemmel" ve "iyi" fiyatlarla birlikte, "yeterli" ve hatta "yetersiz" fiyatlar da alırdım. En başarılı dersler tarih ve coğrafya idi. Çok sevdiğim bu iki derste sınıf birincisi bendim.  Yaşım ilerledikçe mimarlığa daha yakın bir ilgi duymaya başladım ... Babam öldüğünde on üç yaşında idim ... Annem, babamın arzusuna uygun olarak devam etmeyi karar vermişti, yani memur olmamı istiyordu. Ben ise memur olmamak için her zamankinden daha azimli ve kesin kararlı idim ... Birdenbire bir kaç hafta çeken ciğer hastalığına tutuldum ve bu olay tüm aile anlaşmazlığına son verdi. Öyle ki, doktor, anneme ilerde beni hiç bir zaman bir Biro "hapis etmemesi" gerektiğini söyledi ve Realschule'deki eğitimime en az bir yıl ara vermemi tavsiye etti ... Hastalığım yüzünden annem Realschuledən ayrılıp akademiye girmeme izin verdi ".


  Babasının ölümünden birkaç yıl sonra, annesini kaybeden Adolf (Klara Pölzl) Çocukluğun sanata düşkün olduğu izlemek için Viyana'ya gitti. Burada iki kez Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edildi, ancak sonrasında başarılı olamadı.Viyana'da yaşadığı yıllarda Hitler acı çekmekte ve perişan yıllar geçirmekteydi. Hitler Mein Kampf'a şunları yazdı: "Bugün, adı (Viyana'nın adı) son beş yıllık acı hatıradan başka bir şey ifade etmiyor. Beş yıl içinde, önce bir işçi olarak çalışmaya başladım. Karnıma doyuramayacak kadar çok az para kazandım. O günlerde, her zamankinden daha fazla şey öğrendim. Kendimi geliştirmek ve nadiren opera ziyaretlerimden dolayı, aç olduğum kitaplar haricinde eğlencem yoktu ve kitaplarım her geçen gün büyüyordu. Tüm zamanımı yalnız okuyup okumaya adadım. Bu yüzden bugün, bu yıllarda edindiğim bilgilerden (Viyana'da) yararlanıyorum. "

Adolf Hitler, Georges Schönererden ve Karl Lueger'in yaşadığı yıllarda Viyana'daki liderleri olduğu Avusturya Hıristiyan Sosyalist Partisi'nden etkilenmişti.4 O yıllardaki Marksizm fikirlerini ve Yahudileri sonsuz nefrete hakim tutan katı antisemitizm tarafından savundu. Hitler, Mein Kampf'ın eserinde şunları yazdı: " Bu aksiyomunun temelini oluşturan genel kuramlar ve toplantılar o tarihlerde yaratılmıştır . O zamandan beri, bu teorilere ve görüşlere çok şey kattım, ancak esaslı bir şey değiştirmedim. Aksine ben onlara bağlıydım. " Kısa süre sonra Adolf Hitler 1912'de Münih'e taşındı. Savaş sırasında, Bavyera Piyade Alayında teğmen rütbesiyle cephedeki savaşta Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunda gönüllü olarak katıldı.

Savaşta iki kez yaralandı ve bulunduğu kahramanlıklar için "Demir Haç" ödülünü almaya laik görüldü. Savaştan sonra orduda propagandacı olarak Alman milliyetçiliyini yaymakla görevlendirilmiştir. 1919 yılının sonbaharında, Hitler ordudaki görevinden ayrılıp A.Dreksler tarafından yeni oluşturulan "Alman İşçi Partisi" ne dahildir ve bu partinin propagandası yürütmektedir. Bir yıl sonra partinin adı Nazi-Sosyalist Alman İşçi Partisi6 olarak değiştirildi6. Bu parti kendi gücünü göstermek için kurduğu SA (Sturmabteilung) organizasyonu ile sosyalist ve komünistlerin toplantılarına tecevüzkar saldırılar ediyordu. Partinin güçlenmesinin nedenini Hitler'de gören yönetim onu ​​1921 yılında parti yönetimine getirdi.  Adolf Hitler, rehberlik görevine geldiklerinde basın vasıtasıyla, hem de düzenlediği mitinglerle seri bir propaganda faaliyetine başladı.
Devamı Eklenecek...

Bebeklerde Burç Özellikleri Nelerdir ?

 

 Her zaman kendimiz için burçlara bakarak fikir sahibi olmaya çalıştık peki bebekler içinde burçların önemini biliyor musunuz ? Bizlerde olduğu kadar bebeklerinde kişisel gelişimini ve davranışlarını etkilemekte hatta ruhani durumlarına da etki edebilmektedir. 

 Yengeç Burcu 


  Yengeç burcu bebekleri, çok sevimli ve ilgi isteyen bebeklerdir. Belirgin ve komik mimikleri vardır. Sürekli şefkat ister. Onu sık sık öpüp kucaklarsanız çok daha mutlu olur. Duygu dünyası, çok geniştir. Adeta hayal aleminde yaşar. Hayalleri gerçekleşmediğinde ise sessizleşir ve içine kapanır. Bu bebekler, kendilerini çok uzun süre tek oynayabilirler Bu yüzden, anneleri bir bakıma şanslıdır. Nostaljik bir yapıya sahip alışkanlıklarına bağlı bebeklerdir. Bir nevi özel bebeklerdir.

Akrep Burcu


Akrep burcu bebekleri, çok hırslı ve mücadelecidirler tabiri caizse tuttuklarını bırakmazlar Sürekli kazanma arzusu olduğundan; hayatı, bir savaş alanına benzer. Oldukça sert ve soğuk görünüşlüdürler. Çabuk öfkelenirler. Ama sevdikleri insanlara çok bağlıdırlar. Zekidirler. Baskıdan hoşlanmazlar ve ters tepki gösterirler Ona istediklerinizi yaptırmak hayli zordur.

Yay Burcu


Yay burcu bebekler neşeli, sevecen, arkadaş canlısı, uysal bebeklerdir. Çok dürüsttürler. Oldukça meraklı ve araştırmacı yapıya sahiptirler. Tüm bu güzel özelliklerin yanında maalesef çok savurgan ve eli açıktırlar. Parayı kullanmayı bilmez, hep parasız kalırlar. Rahatlarına çok düşkündürler. Formaliteleri sevmezler. Hayatta başarılı olmasını istiyorsanız, onu sürekli desteklemeli ve takdir etmelisiniz. Kendi başlarına pek başarılı değillerdir.

Terazi Burcu


Terazi burcu bebekler temiz kalpli, sevimli, çok hassas ve bir o kadar da karar vermekte güçlük çeken bebeklerdir. Seçim yapmak, zorunda kalmak onları strese sokar. Temiz ve düzenlidirler. Sanata yetenekleri vardır. Sakin ve huzurlu bir ortam arzularlar. Yüksek sesle konuşmalara bile tahammül edemez ağlamaya başlarlar.

Oğlak Burcu


Oğlak burcu bebekleri, romantik, azimli, evine düşkün, çalışkan ve uysal bebeklerdir. Uysal olmasına uysaldırlar; ama bir de istedikleri olmayınca tehlikeli bir hal alırlar. Keçi inatları en üst seviyede gelişmiştir. Annesinin dizinin dibinden ayrılmaz. Bu, büyüyünce de böyle olacaktır. Belki yavaş öğrenir; ama çok sebatkar ve isteklidir. Sorumluluk sahibi ve çalışkandır. Bir o kadar da mütevazıdır. Övünmeyi sevmez. Romantizmi onun daha küçük yaslarda aşk peşinde koşmasına sebep olacaktır. Gençlik yaşlarda gençlerin yapmaması gereken bir çok hataya daha çabuk kanarlar aman dikkat.

Koç Burcu


Koç burcu bebeği, dikkatleri üzerine çekmeye bayılır. Her zaman Aleyna Tilki gibi parmakla gösterilmek istenir. :)  Bunun için her yolu dener. Sabırsız ve acelecidir. Büyük olasılıkla erken yürüyüp erken konuşacaktır. Oldukça inatçıdır. Hayal gücü, çok geniştir. İdealisttir. Başarılı olmasını sağlamak için onu destekleyin, sık sık övün. Sert mizaçlı ve biraz da asidir. Göstereceğiniz yoğun sevgi ve şefkat, onun bu sert ve asi yapısını biraz olsun yumuşatacaktır. İşiniz biraz zor ama zeki bir çocuk olduğu için çözersiniz. Şimdiden Size kolay gelsin.

Kova Burcu


Kova burcu bebekleri, bağımsızlıklarına düşkün özgürlük hariç hiç bir şeyi kabul edemezler. Entelektüel bir yapıya sahiptirler. Arkadaşlık etmeyi, konuşmayı, tartışmayı çok severler. Kendilerine has düşünceleriyle çoğu zaman karşılarındakini şaşırtırlar. Ani kararlar verir ve kıvrak zekaları vardır.  Genelde sakin görünürler; ama güvenmemek gerekir, her an her şey olabilir. Okul yaşamındaki disiplin ve monotonluk onu sıksa da arkadaş edinme hevesi onu okula bağlayacaktır. Zekası sayesinde genelde başarılı bir öğrenci olurlar. Bu arada inatlarını da güçümsememek gerekir.

İkizler Burcu


İkizler burcu bebeği, oldukça hareketlidir yerinde duramayan yapıdadırlar. Bütün gün peşinde koşmaktan yorulabilir akşam yatacağınız yatağı bile karıştırabilirsiniz.  Sakın ola ki özgürlüğünü kısıtlamaya kalkmayın; çünkü bu, onu deli eder. Çok zeki ve espritüel olan bu bebeklerin hayal güçleri de çok yüksektir. Her şeyi çok çabuk öğrenen ikizler bebeği, maalesef sebatkar değildir, çabuk sıkılır. Ayrıca yabancı dile yatkındır. Bu konuya yönlendirmek gelişimleri için doğru karar olur.

Boğa Burcu



Boğa burcu bebekleri, oldukça sağlıklı ve güçlü bebeklerdir. Bu, sadece fiziksel olarak değil ruhsal açıdan da böyledir. Çabuk yıkılmazlar. Oldukça düzenli, espritüel ve biraz da yaramazdırlar. Tabii inatçı olduklarını da unutmamak gerekir. Genelde hayatta başarılı olurlar. Hafızaları, güçlüdür; öğrendiklerini kolay kolay unutmazlar. Büyüyünce sakin ve çok iyi bir ev erkeği / kadını olurlar. Eşleri yaşadı.

Başak Burcu


Başak burcu bebekleri, Arkadaş canlısı, güvenilir, becerikli, titiz ve düzenli bebeklerdir. Ağırbaşlı ve sakindir. Ailesine düşkündür. Edebiyat ve sanata özellikle ressamlığa ilgi duyar. Duygularından çok mantığına güvenir. Sevgi isteğini pek gösteremeyen bu bebeğe siz şefkatle yaklaşmalı ve sevdiğinizi belli etmelisiniz. Araştırma, inceleme merakı olan başak bebekleri okul hayatında da genelde basarili olurlar. Büyüdüklerinde de bu böyle gider.

Balık Burcu


Balık burcu bebeklerinin hayal gücü, hiç kimsede yoktur. Onlar hayalle gerçeği karıştıracak kadar hayal kurarlar bir nevi hayal pereslerdir. Çok hassas ve duygusaldırlar. Kırıldılar mı eskiye dönmeleri çok zordur. Sakin görünüşlüdürler; ama hayal dünyalarında fırtınalar kopar. Sempatikliğini kullanarak size her şeyi yaptırabilecek yetenekleri vardır. O, gerçek yaşama adapte olmakta zorlanacağından, yeteneklerini keşfedip yönlendirmek de size düşüyor. Sürekli teşvik edin. Bu, onu başarıya götürecek tek yoldur.

ÇERNOBİL DE NELER OLUYOR ? İNANILMAZ GÖRÜNTÜLER!!

  Çernobil'de yaşanan o korkunç patlamadan yıllar sonra bile garip olaylar devam ediyor. En son 2016 yılında incelemek için bir grubun çektiği resimler dünya gündemde bomba etkisi yarattı. Tabi ki devlet tarafından aynı hızla yalanlandı. Resimlerde fotoshop omadığı kesinleşmesine rağmen resmi çeken kimselere inandıramadı. Olay kuşkulu bir şekilde üstü örtülerek rafa kaldırıldı. İşte O görüntüler.
Uyarı; Psikolojisi Hassas Olanlar Resimlere Bakması Sakıncalıdır ?




ÇERNOBİL DE NELER OLUYOR ? İNANILMAZ GÖRÜNTÜLER!!

enteresan görüntüler,
Yemek Tarifi
ÇERNOBİL DE NELER OLUYOR ? İNANILMAZ GÖRÜNTÜLER!!

HOLLYWOOD FİLMİNDE TAYYİP ERDOĞAN TEHDİT Mİ EDİLDİ ?

  Sayın Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında subliminal mesaj verilen Hollywood filmi olan Spectral adlı filmde Türkiye'yi ve Cumhur başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit mi ediyor ? Video da amerikan ordusu bir düşmanı silah gücü ile yok etmeye çalışıyor ve yok olan düşman sahnesinde Recep Tayyip Erdoğan bir an ölürken buharlaşan askerin yerine yüzü gözüküyor ve bunun anlamı gizliden bir mesaj mı vermek istiyorlar yoksa sadece bir tesadüf mü?

 Film izlerken sahneler hızlı geçer bizler sadece film oyuncularına odaklanmış oluruz ve çevresel yönlerini fark etsek te anlamayız ve filmlerde verilen bazı gizli mesajları görmeyiz. İşte bugün o gizli mesajlardan birini, Türkiye'yi tehdit eden o film sahnesini SPECTRAL filminden bir sahne resimlerini inceleyeceğiz. Bildiğiniz gibi subliminal mesajlar, videolarda veya reklam afişlerinde kullanılmaktadır. Görebilmeniz için o kareyi durdurup incelemeniz gerekir fakat beyniniz siz bilmeden o kareyi zaten görüp işledikten sonra bilinçaltı hafızanıza aktarıyor yani bunu otomatik yapıyor.

  Böyle bir durumda yapılması istenen ve psikolojiniz yeniden biçimlenmiş oluyor. Yada dünya da olacak başı şeyler bu şekilde de gizlenebiliyor. Örneğin gölçük depreminen 2 yıl önce bir film sahnesinde ABD Başkanın Türkiye'ye gittiği sırada 7.3 şiddet deprem olması ve binlerce insanın ölmesini anlatmasıydı. Bu filmden tam 2 yıl sonra 7.6 şiddetinde deprem meydana gelmiş binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

İşte O filmden Tehdit Sahnesi Resimleri





Uzaydan Gelen Fırtına Bu yılın En Doğa Üstü Filmi


uzaydan gelen fırtına

  Uzun zamandır sabırla beklediğim filmler arasındaydı. Özellikle benim gibi Gerard Butler hayranıysanız bu film kaçmaz diyorum. Filmin fragmanlarından anladığım kadarıyla 2012 kıyamet filmi senaryosunu hatırlarsanız. O filmin daha moderinize, efekt ve bilim kurgu olarak karşımıza çıkmış. Bu kez doğa yerine bilimsel buluşlar dünyanın sonunu getirmeye hazırlanıyor. Bu buluş belli teknoloji ile iklimlerin kontrol edilebilmesine imkan sunuyor. Uzaydan gelen fırtına dünyayı etkisi altına alıyor.

  Dünyadaki iklim değişikliği pekte insanların yararına ve masum olmadığı anlaşılıyor ve insan ırkını tehdit eder hale geliyor. Dünyanın her yerini saran uydulardan oluşan bu sistem doğal afetleri önleme ve hava durumunu kontrol etme görevini 2 yıl başarıyla sürdürdükten sonra yaşanan teknik bir arıza, her şeyi alt üst etmiş insanlar arasında ölüm kalım savaşı başlar. Dünyanın bir manyetik fırtına sonucunda yok olmasını önlemek için birilerinin uzaya giderek uydulardaki sorunu çözmesi gerekecektir. Tabi bu kişi Gerard Butler olacaktır. Uzaydan gelen fırtına filmi 20 Ekim 2017 Tarihinde ülkemizde vizyona girecek.
 Uzaydan gelen fırtına filmini izlemek için linke tıklamanız gerekecek, daha önce fragman koyduğum için telif hakkı ile karşılaştım. Ele ki yerli filmleri bırakın fragman yazı olarak bile yayınlamam. :)

Uzaydan gelen fırtına fragmanı


O;IT Korku- Gerilim Film İncelemesi

 

  Şimdiye kadar izlediğim en ilginç kurguya sahip filmlerden bir tanesiydi. Ele ki palyanço fobiniz varsa kesinlikle tavsiye ediyorum :) Maine adında ufak bir kasaba da yaşayan yedi çocuk, hayatın problemleri, zorbalar ve Pennywise adındaki gizemli palyaço şeklini alan canavarla yüzleşmek ve ona olan korkusunu yenmek zorundadır. 

  Stephen King'in ünlü romanı 'It' 1990'dan sonra yeni uyarlamasıyla 15 Eylül 2017'de Türkiye'de gösterime girdi ve gerçekten beklenmedik izleyici kitlesi oluşturmayı başardı. Filmin prodüksiyon sürecinin başlangıcında yönetmenliğini Cary Fukunaga'nn üstleneceği düşünülüyordu, ancak bütçe konusundaki anlaşmazlıklardan ötürü 2015 Mayıs'ında projeden ayrıldı. Sonrasında projenin başına Andrés Muschietti geçti ve çekimler 2016 Haziran ayında başladı. Sonuç olarak iyi kide tamamlanmış diyebiliriz. Uzun zamandır kaliteli korku, gerilim filmi izlemiyorduk desek abartmış olmayız.

Saten ilgimizi çeken romanın yazarı Stephen King, kesinlikle sırf bu yüzden bile izlenebilir. Bir çok gerilim ve korku, tarihe geçmiş romanları mevcut ve çakal yapımcılar böyle bir fırsatı kaçırır mı değil mi ? :) Üstelik O;lt filminin Türkiye'de dahil Tüm dünya da rekor kırdığını da söylemeden geçmeyelim.

Dünyayı Çevreleyen Gizemli Sualtı Duvarı

 

  Dünya'nın okyanuslarının neredeyse hepsinin altında yer alan tüm dünyamızı  kapsayan süper büyük bir duvar olduğunu iddia etmektedir. Uzak geçmişte, UFO meraklıları ve komplo teorisyenleri, Google Earth üzerinde sayısız açıklanamayan görüntüler elde etti ve büyük tartışmalara neden olmuştur. Gizemli kuleler, mağara resimleri ve batık şehirler ve su altı piramitleri, böylelikle Google Earth dünyadaki insanların hayal gücünü de arttırmış oldu .Fakat her şey bununla sınırlı kalmadı, çünkü bu yüksek teknolojiye ulaşan meraklı ve araştırmacı pek çok kişi bütün dikkatlerini bunda yoğunlaştırarak daha fazla bilim adamının geniş açıdan çalışma yapmalarına neden oldu.

  Öyle doğaüstü ve garip yapılar ve şekiller bulunarak keşfedilen bazı yerler ya uydu görüntü bozukluğu, ya renk ,ışık, gölge oyununa yada belirsiz bir nedene bağlanıp üstü kapatılılarak kamu oyundan saklandı. Fakat bu arada belirlenen bu yerlerden bazıları Google Earth den ya silindi yada askeri özel bölgelerinde olduğu gibi bulurlanarak netliğini kaybettirildi. Bu sebeplerden dolayıda gizemli sualtı duvarlarının gerçekten var olduğununda bir hayal olmadığı apaçık ortaya çıktığıdır.

Cehennem Nasıl Bir Yerdir ? Cehennem Hakkında Herşey


Cehennem Nedir ?

 Cehennemin son kıyamet alameti koptuktan sonra insanların sorgusu bittiğinde azaplarını çekeceği ceza yeri diyebiliriz. Cehennem kıyamet denilen zamanda gelip Dünyayı kuşatması ve yutması şöyle anlatılılmaktadır Abdullah ibni Mesûd’dan nak olmuştur: Rasûlullâh şöyle buyurur;

“O gün cehennem getirilecek!.. Onun yetmiş bin bağı olacak ve her bağ ile beraber cehennemi çeken yetmiş bin melek olacak.”
Sizden Cehennem’e uğramayacak hiç kimse yoktur! Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür. (19.Meryem: 71)

Cehennem kenidi kendini yedi Ayeti'inde anlatılmak istenen Nedir ? 


  “Cehennem kendi kendini yedi” neyi anlatmak istiyor insana verdiği mesaj nedir ? Güneş, tümüyle hidrojen gazından ibaret merkeze sahiptir ve burada 15 milyon derece civarında bir ısı ki daha güneşin çekirdeğinde ki ısıyı ölçecek bir teknolojiye sahip değiliz. Bu yüksek hızı dolayısıyla sürekli nükleer tepkimeler olmakta ve hidrojen atomları kendi kendini yiyerek helyuma dönüşmektedir. Cehennem arasında ki tek fark güneş sonunda soğuyacaktır ama cehennem asla!!  Bu arada yediklerinden artanı da dışarıya atmaktadır.

 Bu atıklar ise tâ Dünya’ya, bizlere kadar ulaşmaktadır. Burada anlayacağımız aslında hiç bir şey filmlerde ki gibi fantastik değildir. Allah, her şeyi bir bilinç doğrultusunda ve mantıklı yaratmıştır. Sadece bizim zekamız ve görümüz bunları algılayamaz. Cehennem de farklı bir boyutta olası olması da asla onun olmadığını göstermez isterseniz ufak bir deneme ile cehennemin sadece tüy kadar kısmını hissedebiliriz. Elinizi teşe tutun bakalım ne kadar dayanacaksınız ki "cehennem ateşinin bir kıvılcımı dünyayı saniyeler içinde yakacak güçtedir"

Yecüc ve Mecüc Seddi Görüntülendi!!! Yecüc ve Mecüc Kavmi Kimdir ?



  İslam inancımıza göre çeşitli kıyamet alametleri bizlere bildirilmiştir ve bu kıyamet alametleri sırayla olacak, bir düzene uyumlu halde işlecektir. İşte yecüc mecüc'te kıyamet alametlerinin sırasında yer alanolaylardan biridir. Yecüc ile Mecüc denilen varlıklardan, Kitab-ı Mukaddes'in Yaratılış, Hezekiel, vahiy kitaplarında ve Kur'an'da dahil tüm kutsal kitaplarda insana bildirilmiştir.

 İslam Peygamberimizin bir çok hadislerinde Yecüc ve Mecüc, kıyamet alametlerinden birisi olarak geçer. Bu kavmin çıkışı Mehdi 'nin çıkışından ve İsa Mesih'in sahte mesih Deccal'i öldürmesinden sonra gerçekleşecektir. Yecüc ve Mecüc, Allah'ın kendilerine musallat edeceği bir tür ile helak edileceklerdir. Öylesine korkunç yaratıklardır ki insan etinden beslenecek ve önlerine çıkan her şeyi yıkacaklardır. Bu kavim öylesine kalabalık bir orduya sahiptir ki tüm su kaynaklarını sadece bir günde içerek tüketebileceklerdir. Ölümleri ise toplu bir şekilde olacak ve cesetleri dünya üzerinde tek bir kara parçası gözükmeyecek şekilde kaplayacaktır.

Yecüc Ve Mecüc İnsana Benzerler mi ?

  Bazı sahi hadislerde belirtilen, insandan biraz farklı ve çirkin görünümleri vardır. Yüzleri yassı, gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısa olacaktır. Her birinin bin çocuğu olur. Cin ve insanların sayılarının onda dokuzu bunlar oluşmaktadır. Arkasında kaldıkları duvarı her gün oyarak dünyamıza saldırmak için çabalamaktadırlar. İlk geldiklerinde binaları, dağları, hayvanları ne bulsalar onları yiyecekleri ve nehirleri tüketecekleri bildirilir. Bir gün sonunda boyunlarında çıkacak bir yara ile aynı anda ölecek ve leş kokuları yüzünden dünya da nefes almak bile mümkün olmayacaktır.

Kuran'ı Kerim Yecüc Mecüc'ten Nasıl Söz Eder ?

93 - Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu.
94 - "Ey Zülkarneyn!" dediler, "Ye’cüc ve Me’cüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi vermeyi teklif ediyoruz, ne dersin?"
  95 - O da şöyle cevap verdi: "Rabbimin bana verdiği imkânlar, sizin vereceğinizden daha hayırlıdır. Siz bana beden gücüyle yardımcı olun da sizinle onlar arasında sağlam bir sed yapayım."


96 - "Demir kütleleri getirin bana!" Zülkarneyn iki dağın arasını demir kütleleriyle doldurtup dağlarla aynı seviyeye getirince: "Körükleyin!" dedi. Tam onu bir ateş haline getirince, "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim." dedi.

Cin Seddi O yecüc mecüc Seddi mi ? 

  Bir eski tarihe göre İbn Hordadbeh, dokuzuncu Abbasi halifesi el-Vâsık zamanında (842-847) halifenin elçisi ve çevirmen Sallam'ın Orta Asya üzerinden Yecüc ve Mecüc seddine kadar yolculuğuna bir eserinde değinmiştir. El-Vâsık bir gece rüyasında seddin yıkıldığını görür ve Sallam'a gidip Yecüc ve Mecüc kavimlerinin durumunu araştırmasını ve bilgi toplamasını emir buyurur, Sallam gidip Sedd'i yerinde görür ve istilacı kavmin seddin diğer tarafında olduğunu halifeye bildirir. Her iki kaynakta kastedilen Yecüc Mecüc Seddi, Çin Seddi'dir.

Bebek Kamerasıyla Hayalet Görüntülendi!!!

 

  Avustralya'da evinde garipliklerin olduğundan şüphelenen anne, çocuk odasına yerleştirdiği kamerayla odadaki hayaletleri kaydettiğini iddia etti. Bu olay ülkede bazı  tartışmalara neden oldu. Yates isimli genç annenin Facebook hesabında paylaştığı videoda küçük kızı Ruby'nin beşiğinin üzerinde ve etrafında havada süzülen yuvarlak bir ışık gördüğünü söyledi. Anne Yates, havada süzülen küreye benzer bu cisimleri görene kadar hayaletlere inanmadığını özellikle vurguladı. Küçük kızı ve kendisinden başka hiç kimsenin olmadığı esnada odanın kapısının kapandığını da açıklamalarına ekleyen kadın, "Korkudan ödü kopmuş bir anne" Başlığı ile gazeteler duyurdu.

 Yates gazete ve TV'lere verdiği yorumlarda; "Ruby'den büyük, oturabilen ve ayakta durabilen bir bebek gördüm. Hayalet bebeğe eşlik eden bir de yetişkin hayalet vardı. Hayaletleri hiçbir zaman kötü ruhlar olarak değerlendirmedim. Yetişkin olan hayalet, dikkatle izleyen, nazik birine benziyordu" Dedi ve durum işin içinden çıkılmasını daha zor bir hal aldı.

  Bu haberin doğrulu nedir bilemem ama sosyal medyada patlama yaşadığı gerçek. Bazı yorumcular ise o evde daha önce ölmüş birilerinin hayaletleri olabileceğini kimileri ise (Bizim ülkemizden) cinlerin olabileceğini düşünüyor, Yates şu an yaşadığı evde, daha önce yaşlı bir adamın ölmüş olduğunu açıkladı ki aslında çoğu evde insan ölür . Mesela benim oturduğum ev 40 yıllık ve 40 yıl boyunca ille birileri ölmüştür değil mi ? Ama yok arkadaş tam elimde telefon pat geliverse bak sen işe :) Kadın akıllı hemen Facebook sayfasında hayaletlere ait iki video paylaşmış ve Yates'in videoları yaklaşık 2.500.000 kez izlendi. Sonuç olarak kendimi iyice gariban hissettim. Hayaletler bile gelmiyor ki çekelim bir patlama yaşayalım. Ya işi düşen biri çalar kapıyı yada hırsız :(

Yaşlı Kadın Öldükten Bir Süre Sonra Teşekkür etti

 

  Yine güzel bir hikaye ile devam ediyoruz. Bu kez korku hikayeleri yerine güzel örnmekler veren hikaye ile başlıyoruz. Margerette adında yalı bir kadının köydeki komşusu Elise, kimsesi olmayan tek başına yaşayan yoksul ve yaşlı bir kadındı. Yatağından kalkamayacak kadar ağır hastalandığında, ona, insancıl bir görev anlayışıyla komşusu Margerette destekçi olur her yardımına koşardı. Yaşlı kadın yine fenalaştı ve durumu ciddiydi.  Komşusu o gün bir hekim çağırmış ve ölünceye kadar da ona bakmış Ölümüne yakın olduğu bir saatte, Margerette, yine komşusunun yanındaydı. Minnet dolu tatlı bakışlarıyla hep Margerette'i izliyordu hasta komşusu! Sabaha doğru, Margerette'e, "Sizin gibi bir kızım olmasını çok isterdim. İyilikleriniz için size çok teşekkür ederim. Size söyleyeceğim" derken, sustu; ağırlaştı ve komaya girdi. Ertesi gün öğle üzeri de ölümü gerçekleşti. Seksen yedi yaşındaydı Margerette teyze Cenazesinde, sadece Margerette ve yakın komşuları vardı. Aradan birkaç gün geçti.

  Margerette, rüya mı, dalgınlık mı, nedir, kestiremiyor, bir gece, bu yaşlı kadını gördü: Karyolasının ayak ucunda, ayakta duruyordu! Gençleşmiş gibiydi ve üzerinde, o ana kadar görmediği süslü bir elbise vardı! Açık bir biçimde Margarette'e, - Yavrum! Senin sayende, ömrümün son günlerini çok rahat geçirdim ve mutlu öldüm. Sevildiğimi hissettim. Sana teşekkür etmek istiyorum. Yavrum, bahçeme git, büyük olan ağacının dibindeki toprağı kaz. Orada küçük bir çekmece bulacaksın, o senindir. Bunun için bana teşekkür etme. Kızım, benim için endişelenme. Şimdi öyle mutluyum ki!.. Ara sıra yaşlı Elise'yi düşün!.. Benim için dua et!.. Allah'a ısmarladık.. Sözleri bitince, buharlaşır gibi oldu!.. Boşlukta dağılarak kayboldu. Yanında yatan eşinin nefesleri düzenliydi ve olanlardan habersiz uyuyordu.

  Uyanık olan Margerette'ti. Ertesi sabah olayı, Margerette, eşine anlattı. Eşi, alaycı bir tavırla karşıladı anlattıklarını!.. Margerette, hemen ağacının altını kazmakta ısrarlıydı. Sonunda kazdılar ve ağacın çevresinde gömülü küçük çekmeceyi buldular! Metal çekmece, paslandığı için, kolay açıldı: İçinde, 30.000 altın ve Elise'nin sararmış bir fotorafı vardı!.. Paranın önemli bir kısmıyla, bu yaşlı kadına, bu yaşlı dosta, güzel bir mezar yaptırdılar. Evet; bu ruhsal olay da spritüel gerçekleri anlatmış oluyor.

  Yaşanılan bu olayda  bir hayalet olarak gözüküp geçmiyor. Şayet öyle olsaydı, bu olaya da, biz maddeci insanlar, bir kulp takıp geçerdik. Maddeci bir görüşün ve de anlayışın insanları olduğumuz hesaba katılarak, olayın maddesel yönünü de vererek bizleri olaya tam çekmek istiyorlar. Öteki olaylarda da aynı şekilde dikkati çekiş gözden kaçmıyor. İnce mesajlar ile verilmiş harika bir örnek diyebiliriz. Dünya sandığımızdan daha gizemli ve bizim gözümüzle gördüğümüz gibi basit değil.

Sırat Köprüsünde Tam Ortasında Kalanlara Ne Olacak ?

 
Sırat köprüsü

  Öldükten sonra kıyamet koptuğunda geçeceğimiz ve ahirete girişimizin yolu dediğimiz sırat köprüsü İnsanlar Sırat Köprüsü'nden geçerken iki kısma ayrılacaklardır. Bir kısmına sadece ayak başparmağını gösterecek kadar bir nur verilir. Nuru önünü aydınlatınca bir adım atar, sönünce durur. Bir ayağı sürüklenir, bir ayağı bir yere takılır. Köprüyü geçene kadar yanlarına cehennem ateşi dokunur. Bazıları köprüyü bu şekilde de geçemez. Onun üzerinde yürürken, demir kancalar onu yakalayıp cehenneme çekerler. Hatta bazıları ayağını atar atmaz cehenneme düşerler. Cehennem içinde feryad-u figan ederler. Bir kısmına ise, önünü aydınlatmak için dağlar gibi ya da hurma ağacı büyüklüğünde ya da bundan daha az bir nur verileceği belirtilmiştir.

  Burada ki farklılıklar dünyadaki amelleri yani yapılan iyilikler ve kötülüklerin karşılığında verilen o nurlarının miktarına göre sırat köprüsünü suratle geçerler. Kimisi göz açıp kapayacak kadar bir zamanda, kimisi şimşek gibi, kimisi bulut gibi, kimisi yıldızın kayması gibi, kimisi rüzgar gibi, kimisi atın koşuşu gibi, kimisi de yaya olarak yürüyen bir insanın süratinde sırat köprüsünü geçerler. Bunlar kancalara ve dikenlere takılmazlar, cehennem ateşine düşmezler. Ey nefsim! Akıllı olan bir kimse gibi, Sırat Köprüsü'nden geçmenin dehşetini göz önüne getir ve onu iyice düşün. Dünya ile sarhoş olan bir kişinin yapacağı şekilde, bu anlattıklarımızı sanki duymadın, okumadın gibi olma... Ey nefsim! Eğer sen dünya muhabbetiyle, keyf-ü sefasıyla sarhoş değilsen ve aklın yerinde ise, bu ikisinden kendine faydalı ve selametli olanı seç. Eğer sana dağlar gibi bir nur verilmesini, Sırat Köprüsü'nü şimşek gibi, bir yıldızın kayması gibi ya da rüzgar gibi geçmeyi istiyorsan, kancalara takılmamayı ve cehennem ateşine düşmemeyi istiyorsan, söylediğimiz programa uy ve Allah-u Zülcelal'e itaat et burada yazılı olan saten nedemek istediğimizi ve sırat köprüsünden bol nur ile geçmeyi açık şekilde açıklıyor. Allah herkese güzel emeller eylesin...

Ölünce Ruhumuz Maşer de Hangi Dili Konuşacak


Ahiret

  Aslında bilindiği üzere Ruhun dili yoktur. Nasıl ki elektrik hangi şeye girerse ona göre görevini yapar ve sadece etkiye tepki olarak yönelir durum aynen böyledir. Örneğin buz dolabında soğuk, fırında sıcak, lambada ışık, bilgisayarda bilgi olabiliyor. Ayrıca hava zerreleri bütün dünya dillerini bize aktarabiliyor. Ben bu dili hiç duymadım demiyor. Dil bir yemeği tattığında, kulak duyduğu, göz gördüğü her şeyi fark eder ve ilk defa olması onun işitmesine, tadını almasına ve görmesine engel olmaz. Basit bir konu gibi gözükse de aslında çok detaylı ve derin bir konudur.

  Bunlar gibi ölen bir insanı, nasıl anlaması gerekiyorsa o dille Allah onu imtihan edecektir. İlk defa duyduğu bir şeyi anlamasına asla engel yoktur. Dünyada bile bunların örneğini gördüğümüze göre ahirette en ileri derecede olabilir. Ancak hesap bittikten sonra ve cennete gidildiğinde konuşulacak dilin Arapça olduğu bildirilmiştir. Konuşmanın Arapça olması Ruhun anlamasına engel olmayacağı da açık bir şekilde belirtilmiştir.