Dünyadan Tuhaf Bilgiler

Catatumbo Yıldırımları

  Venezuela catatumbo nehrine yılın belli zamanlarında saatte 300 yakın yıldırımlar düşer. Bu yüzden bu nehir ozon tabakasının jeneratörü olarak bilinmektedir.  Bu yıldırımlar bir insana denk geldiğinde saniyeler içerisinde kül eder.

Cehennem Kapısı

  Ruslar 1900'lü yıllarda Türkmenistan'da doğal gaz araması yaparken rast gele bir kuyu keşfederler. Bu kuyu içerisinden meta gazı sızmaya başlaması üzerine Rus yetkilileri insanların sağlığında bir problem olmaması için bu kuyuyu ateşe vermişlerdir. Çok uzun zamandır yanmaktadır. Normalde metan gazının bitmesi gerektiğini düşünen uzmanlar hala bu olaya anlam veremedikleri için buraya cehennem kapısı adını vermişlerdir. 


Başka Boyuttan İnsanlar

  

  Parapsikoloji grubuna gittiğim günlerden ve orada tanıştığım bir kız arkadaşımın başına gelen olayı sizlere anlatmak istiyorum. Son birkaç yıldır rüyamda biri bana yardım ediyordu ama uyandığımda hiç yüzünü falan hatırlamıyordum aslında rüyada net görsem de bir türlü hatırlayamıyorum. Yani bana yüzünü hiç göstermedi. Neredeyse 1,5 yıl önce  uykuya dalacakken bir vizyon gördüm. Bir dev hiç görmediğim bir köye saldırıyordu ve ben onu uzaktan izliyordum. Kendimi arkamı dönükken gördüm, zaten görüntü birkaç saniyelik ti. Bu olaydan 2 ay sonra da gruba yazmıştım boyutlarla ilgili konuşuyorduk sohbet ediyordur.
  Arkadaşım bana o devi kendisininde gördüğünü söyledi. Bayağı konuştuktan sonra farkettim olayı. Arkadaşım küçüklükten beri o boyutta uyandığı söylemişti. Yine onunla bağ kurmuş birisi var tabii onunla birlikte oluyor sürekli. Bana iki taraf olduğunu söyledi bir taraf harabe yer devle savaşın olduğu yer olduğunu savunuyor. Diğeride onun gittiği yer normal olan sakin taraf kendisi orta yerde uyanıyor. Dev bir keresinde ona saldırmış ve uyandığında aldığı darbe izi aynı şekilde orada duruyormuş. Neyse o çocukla konuşuyor ben soru sormasını istemiştim. İşte benimle bağ kuran ama yüzünü hiç görmediğim çocukla ilgili. Neyse ertesi gün oldu konuştuk.  
  Aldığı cevaplar şuymuş ''Öyle biriyle bağ kurduğunu iddia eden birisi var evet. O harabe yerde. Yüzünü göstermemesinin sebebi kurallar.'' falan demiş. Arkadaşımda mantıken şu soruyu soruyor ve cevap alamıyor ''Sen nasıl gösterebiliyorsun?'' Bu arada oradan sadece birkaç kişi bizim gibilerle bağ kurmuş bunu öğrendim. Her neyse okuldayken onu düşünüyordum işte baya bir dalmışım farketmedim ta ki onun sesini duyana kadar adımı seslenmişti. O an anladım ki onunla telepatik olarak konuşabiliriz. Konuştum ama tabii cevapları duyamadım. Konuşurken duyduğunu anlıyorsunuz zaten kalbinizde acayip bir ağırlık hissediyorsunuz ve deli gibi çarpmaya başlıyor. Yani onu gerçekten hissediyorsunuz. Sonra, hepsi gitti. Arkadaşım rüyasında o boyutta uyanamaz oldu. Ben onu hissedemez oldum. Eskiden yapabildiğim bu doğaüstü yetenekler bir anda kaybolup gittiler. Şimdi ise tekrar yapmamın yolunu arıyorum.

Kalbimde Ki Umutsuzluk

 
  Hiç beklenmedik bir zamanda hayat gafil avladı kalbimi. Sıcak bir temmuz gününde, güneş ensemi yakıyordu. Ben sadece düşünmeden yürüyordum düşüncesizce. Her şey bir kaç yıl önce başladı. Amacımız sadece şakaydı ama bizi gafil avladı. 3 arkadaş evde oturmuş film izlerken birden Serkan'ın aklına cin çağırmak geldi. Ne kadar kuşku ile yaklaşsak ta içimizdeki yaramaz çocuk "hadi hadi yapalım" Çığlıklarına daha fazla dayanamayıp kabul ettim.
  Serkan gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra bir kaç dua okuyarak tekrarlamamızı istedi. Mümkün olacağına inanmadığım için duayı tekrarlamaya başladım. Aradan geçen 10 dakikada hiç bir şey olmadı ki Serkan'da bunu anladığı için bir kaç soğuk bir şeyler içip yatmamızı önerdi. Saat 1:30 sularında uykuya dalacağım tam o an karşımda siyah, uzun boylu bir varlık belirdi. İçtiklerimin etkisi olduğunu düşünerek ten aldırış etmeden uyumaya devam ettim. Bir şey içimden sürekli uyanmam gerektiğini ve camdan dışarı bakmamı söylüyordu ve daha fazla bu baskıya dayanamayıp camdan baktım. Birde ne göreyim up uzun bir varlık ve yanında bir kaç tanede yüzü olmayan insanlar vardı.  Anladım ki Serkan aslında cin çağırma işini gerçekten başarmış. Çok fazla kendimi paniğe vermeden dua okumaya başladım ama sanki hiç umursamıyor ve etkilenmiyor gibilerdi.
 O geceyi dualarla geçirdim ve uyuya kalmıştım. Sabah uyandığımda masanın üzerinde arapca yazılmış bir kağıt duruyordu ve Dün gece başıma gelen olayları arkadaşlarıma da anlattım. İlk iş olarak mektupla beraber bir hocaya danışmak oldu. Mektup içerisinde yazan aynen şöyleydi;"Ben senin kalbindeki umutsuzluğunum" Ve hala en güzel günümde bile mutsuz ve çaresiz bir şekilde hayatım yön alıyor. Ne iş yapsam hayırsız ve bereketsiz oluyor. Şuan bu yazımı temmuz ayının sıcağında  ıssız bir yolda yürürken  telefonuma yazıyorum. Anladığımız bilmediğimiz farklı alemler ile şaka yapılmadığını anlamış olduk. Bu konu ne kadar korku içerse de ben artık alıştım. Kalbimdeki umutsuzluğum benim hayat ortağım. :(

Lanetli Ekmek Olayı


 

    Bazı belgeler vardır ki kaybedilmek istenebilir. İşte bu hikayedeki belgeler, hatta hikayenin tamamı birileri tarafından unutturulmak isteniyordu. Başardılar da. Hakkında soru işaretleri barındıran Lanetli Ekmek Olayı’nın perde arkasıyla karşınızdayız. Acaba suçlu kim? Fransa’nın Pont-St. Esprit köyü zamanında herkesin birbirini tanıdığı ve insanların huzur içinde yaşadığı küçük bir köydü. Fakat bir sabah bu küçük köydeki tüm insanlar uykusundan delirerek uyandı. Aynı zamanda mide bulantısı ve fiziksel ağrılar da yoğun olarak baş göstermişti.
  Köy halkının tamamına yakını gördükleri halisünasyonların etkisindeydi.Görgü tanıklarının gördükleri arasında, 11 yaşındaki bir çocuğun büyük annesini boğmaya çalışması, bazı insanların kendilerini ölü sanması ve bazılarının da kendilerini ejderha sanarak hayali canavarlarla savaşmaları gibi garip şeyler de var. Doktorlar olayı duyduktan sonra hemen araştırmaya başlar. 250 kişi incelenmeye alınır ve ağır akıl hastalığı başlayan 50 kişi de akıl hastanesine kaldırılarak kontrol altına alınır. Hastaların durumları olaydan sonra iyice ağırlaşmaya başlar. 8 gün sonra hastanede yatan bir hasta kendini uçak sanıp hastanenin 3. katından atlar ve yerden kalkıp koşuşturmaya başlar. Akıl hastanesinde tedavi gören hastalardan 6’sı ise orada intihar ederek hayatını kaybeder. Doktorlar incelemelerden sonra olayın başlangıç noktasının köydeki fırın olduğuna kanaat getirir.
  Çünkü fazla ekmek yiyen kişiler daha ağır halisünasyonlar görürken az yiyenlerde sadece fiziksel şikayetlerin meydana geldiği gözlenir. Ekmeğin lanetli olmasındaki sebep ise işgüzar bir fırıncı olan Roch Briand’ın uyuşturucu etkisi olan ergot mantarını yanlışlıkla ekmek hamurunun içine karıştırması olarak açıklanır. Olaylardan 2 yıl sonra köyden birisi intihar ederek yaşamına son verir ve ardında olayın sadece bir ekmek sebebiyle olmadığı hakkında soru işaretleri bırakır. Sonrasında CIA ile ilgili ortaya çıkan belgeler ise kafaları iyice karıştırır. Olayı araştıran gazeteciler bir ilaç firması ile CIA ajanları arasında geçen görüşmelere dair belgeleri ele geçirir. Belgelerde köydekilerin LSD sebebiyle delirdiklerinin yazdığı iddia edilir. Tabii ki CIA’in zihin kontrolü deneyi için bu köyü kullandığı iddiası ise sadece bir iddia olarak hala zihinleri sorgulamaktadır. Olay ise henüz aydınlatılamadığı gibi artık hatırlanacağa da benzemiyor. İstenileni başardılar.

Gölcük Depreminde Yaşanan Garip Olay

  

  Gölcük depreminden saatler önce yaşanan bir doğa üstü olayı sizler için bulduk. Olayı yaşayan kişi Fevzi Kalem, o tarihte 20 yaşında öğrenci olan Fevzi Kalem'in anlattıklarını sizlerle paylaşıyoruz. Sadece bizim sayfadadır. Fevzi Kalem ; " O gün kız arkadaşımla buluşmak için bir cafeye gitmiştim. Saat 22:00 civarıydı. Kız arkadaşımı bırakmak için taksiye bindik. Onu eve bıraktığımda saat 22:30'du. Ev arkadaşım ailesinin yanına gittiği için evde tek kalıyordum. Taksiye verecek param olmadığı için 6 km yolu yürümeye karar verdim. Ancak saat daha erken olmasına rağmen dışarda çok az insan vardı. Normalde kalabalık olurdu. Telefon kulübesi bulup kartımdaki son kontörle annemi aradım. Havadan sudan konuşurken, oğlum kendimi iyi hissetmiyorum, başın dertte mi dedi.
  Yok anam turp gibiyim dedim. Allaha emanet ol oğlum diyip kapattık telefonu. Yürü yürü bitmiyordu, soluklanmak için az oturdum, saat 02:35'di. Eve 20 dakikalık yolum vardı. Soluklandıktan sonra yola devam ettim. Yaşlı bir amca çevirdi yolumu, oğul dedi şu unu benim dükkana getirmeme yardım et dedi. Ben unu aldım amcanın dükkanına bıraktım. Oğul gel bir çay iç dedi, oturduk bir bardak çay içtik. Sonra saat geç olunca kalktım. Eve yürümeye devam ediyordum büyük bir gürültüyle irkildim. Yer sallanıyordu, ben hemen kendimi güvene aldım, evler gözümün önünde yıkılıyordu, çocuk sesleri, insanların birbirine feryat ederek seslenmesi, çok korkunç bir geceydi. Koşa koşa kendi evime doğru gittim. Benim kaldığım evde yıkılmıştı, elektrikler yok, koca şehir karanlığa bürünmüş, millet çocuğunu karısını kocasını arıyordu.
  Hayatımda yaşadığım en korkunç anları yaşadım. Evin yıkılmasını bırakıp, millete aramasına yardım ettim. O amca beni eylemeseydi ben çoktan evde olacaktım ve büyük ihtimalle ölecektim. Sabaha kadar dışarıda bütün mahalleli ile kaldıktan sonra, o adama teşekkür etmek için gittiğimde, adamı bulamadım. Ortada dükkan felan yoktu. O zaman anlamadım ancak zamanla o kişinin Hızır (a.s) olduğunu anladım.

Google Adsense

  
  Adsense, tüm web site sahiplerinin hayali ve en önemli para kazanma unsurlarından bir tanesidir. Websitesinde para kazanmanın en güvenilir yollarından bir tanesi de adsense sahibi olmaktır. Bildiğiniz üzere adsense, Google şirketine ait bir reklam ajansıdır. Yapmanız gereken bir web sitesi oluşturmak ve özgün içerikler girerek bir kaç ay sabırlı olmaktır. Aksi taktirde adsense hesabınız onaylanmayacaktır. Google, en çok dikkat ettiği noktalar web site içerisinde ki içeriklerdir. Asla yapmamanız gereken adult içerikler, film ve müzik yani telif hakkı içeren konular, intihara teşvik eden içerikler ve uyuşturucu, alkol tüketimi özendirici içeriklerden uzak durmanız gerekmektedir.    
  Bunlara dikkat ederek bir kaç ay özgün konu girdikten sonra adsense başvurunuzu yapabilirsiniz. Büyük ihtimalle ilk onayı alacaksınızdır. Şimdi yapmanız gereken daha dikkatli olmanız artık google sizin sitenizi daha yakından takip ediyor olacaktır. En fazla bir kaç hafta içerisin mail adresinize gelecek onay mailinden sonra adsense reklamlarını sitenize ekleyerek para kazanabilirsiniz. Artık dikkat etmeniz tek gereken hesabınızın ban yememesi için dikkat etmeniz yeterli olacaktır.

  Reklamlarınızdan para kazanmaya başladığınızda 200 tl ulaşmanız halinde Google tarafından pin kodunuzu içeren bir mektup alacaksınız bu yüzden adresinizi doğru ve eksiksiz girmeniz gereklidir. Gelen mektupta, adsense hesabınıza girerek oradaki pin kodunu aktif hale getirdiğinizde artık ödeme alabilirsiniz. Bol kazançlar.

Cin Videosu Çekmeye Giden 4 Youtuber Kayıp

 Bu aralar youtuber'lar cin videoları çekmek için sürekli hızsız ve tekin olmayan yerlere gitmeye başladılar. Ne yalan atiyim aklımdan hep geçiyordu bir gün birileri ya çarpılacak yada başlarına bir şey gelecek diye ve korktuğumuz üzücü haber ise geldi. İstanbul'da 4 arkadaş youtube videosu çekmek için köye gittiler. İlk başlarda her şey yolunda giderken bir daha 4 dende haber alınamadı. Hala jandarma ekipleri 4 arkadaşı arıyorlar ama daha bir ize dahi ulaşamadılar.
  Youtuber'lar kişilerce mi kaçırıldılar yoksa doğaüstü bir durumla karşı karşıya kalarak kayıplara mı karıştılar bilinmemekte. Sırf reklamlardan 3 kuruş kazanacağım diye kendinizi böyle büyük risklere atmayın. Bu gibi olaylar şakaya gelmez. Ele ele cinlerle asla oyun oynanmaz.

Köye Gelen Cin

 
  Bundan seneler önce dışarı çıkmanın dahi yasak olduğu yıllarda kahvelerde gizlice toplanıp, gaz lambası altında sohbet eder konuşurduk. Aslına bakarsanız o zamanki köyümüz çok minik ve ıssız bir köydü. Nereden baksan 15-20 hane vardı. Gene kahvede oturuyoruz, yatsı namazını kıldıktan sonra, o ara kahveye biri girdi. Orta boylarda sakalları göğüs hizasında fes takan biri, selam verdi. Oturdu bizim masaya.. Kimlerdensin dedim, yeni geldim köye dedi. Para kazanmak için geldim ötesini sormayın dedi. Ama gözleri farklıydı. İyi mi anlatayım, gözleri normal bir insanoğlunun gözlerine göre değişikdi. Allah öyle yaratmış demek ki dedim içimden ve kötü düşünmedim.
  Aradan biri 3-4 hafta geçti bu fert insanların kanına girmeye başladı. Camiye gitmeyin, hoca şehirde karılarla yatıp kalkıyor gibi bir sürü yalanlar söylemeye başladı. Yan masadan duyuyorum fakat tepki vermedim. Bu insanın gerisinde namaz kılmak günahtır gitmeyin camiye dedi, bizim köyün asalak insanları buna kanmaz mı?
  Asla biri camiye gelmedi. Hocanın peşinde tek ben namaz kıldım. Namazdan sonrasında hocayı çektim köşeye, dedim hocam vaziyet vahim bu yeni gelen herkese senin hakkında kötü sözler söylüyor. Ben bu adamı neden görmedim, bizim eve getir bakam dedi bu adamı dedi. Hoca haklıydı kimse gündüzleri bu adamı görmüyordu gece kahveye gelip insanları kandırıyordu. Hocayı kahveye çağrı ettim, yatsı namazından sonrasında kahveye geçtik. O adamda oradaydı. Yine insanlara hocayı kötülüyordu ki hoca dayanamayıp araya girdi. s namusu mevzuşuluyordu. Herkes hocayı linç etmek için bir an kolluyor gibi bakıyordu.
  Hoca başladı Ayetel kürsüyü bağlarıra çağıra okumaya, o an, o adamın ses tonu değişti. Şeytanın dölleri diye bağırıyordu, sonrasında kapıdan dışarı çıktı, tüm kahve arkasından dışarı çıktık ancak o adam ortada yoktu. Herkes yine içeri girdi, hoca köylülere " bre gafil insanoğlu, siz iyi mi bu şekilde şeye kanarsınız, insan kılığına giren cin sizi nasıl kandırdı da dinden imandan koptunuz.." diye sert çıktı. Hatasını anlayan halk o günden itibaren camiye yine gelmeye başladı. O gelen cin tekrar görünmedi. Son habere göre başka bir köyde de aynı şeyi yapmış.

Korku hikayesi (Köyün delisi)


   Ben 49 yaşlarında çiftçilik ile geçinen biriyim. Sizlere bugün başımdan geçen gerçek korku hikayesini anlatacağım. İsmim Osman. Gece hat değiştirdiğimiz için tarladan eve gelmem gece 2-3'u buluyordu. Yürüyerek gidip geliyorum, acayip bitkin oluyorduk. Hiç unutmam Çarşamba gecesiydi, tarladan işlerimi bitirip eve dönecektim. Ama iyi mi diyeyim yollarda ışıklandırma vardı ancak 200-300 metre aralıklarla.. Tarladan çıktım eve dönüyorum. Bizim köyün girişinde incir ağacı var, incirler löp löp olmuş. Canım çekti, hem susuzluğumu giderdim hemde poşete koyup eve götürdüm. Bunu her gece meydana getirmeye başladım. İncirler sanki ağaçtan bitmiyordu. Ağacın dibinde oturup yemeye başladım, bizim köyün delisi İbrahim, koşa koşa bu tarafa gelmeye başladı. Elinde büyük bir sopa vardı.
  Önümden geçerken durdu, Niye incirleri yiyorsun, izin aldın mı onlardan dedi. Kimlerden demeye kalmadan sopayı bana fırlattı, kafama gelen sopanın acısıyla yerde dakikalarca kıvrandığımı hatırlıyorum. Kendime geldiğimde gün açıyordu, etrafta İbrahim göremedim. Acı çeke çeke eve vardım. Vurdum kafayı uyudum. Bu sefer biberi sulamak için tarlaya gidecektim. Hanıma yolluk yap dedim, ekmeğin arasına peynir zeytin koydu. Yiye yiye tarlaya vardım. Su motorunu çalıştıracağım sırada, tarlanın içinde hareket eden bir şey görmüş oldum. Bağırdım çağırdım ama ses gelmedi. Elime minik boruyu alıp, o tarafa yöneldim ama o şey gözden kayboldu. Geri döndüğümde İbrahim oradaydı. Yolun karşısında bana bakıyordu. Elimdeki boruyu ona doğru fırlattığım an ensemde nefes hissettim. İbrahim'i takip etmeye başladım. Koşarak gidiyor, düşüyor kalkıyor devam ediyordu. Evine girdi, yani ev sayılırsa o da.. Severim ben İbrahim'i sigara ister devamlı, ama 1 aydır garip garip davranışlar gösteriyordu. Azcık bekledim, yeniden dışarı çıkınca evine girdim.
  Evdeki kokuyu tarif edemem size. Evin ortasında koyun yada keçi bilmiyorum ama ölüsü vardı. Kan içinde yerde duruyordu, duvarlara kanla salak salak şeyler çizmiş, tabi anlamı var mı bilmiyorum ama okuma yazmayan birinin arapca yazılar yazması garibime gitti. Yattığı odaya bakacağım sırada sesler duydum camdan atlayıp oradan uzaklaştım. Eve gittim, konuyu hanıma söyledim. Yardım edelim dedi, kabul ettim. Bakkaldan öteberi aldım. Çikolatayı çok sever diye bir sürü çikolata aldım. Akşam ezanından sonra evine gittim. Evinde gaz lambası yanıyordu, içeri girdiğimde İbrahim'in cesedini görmüş oldum.
  İntihar etmişti. İçerideki kokudan dayanamayıp dışarı çıktım, hemen içeri girdim İbrahim'i alıp dışarı çıkardım. Kalbi ve nabzı atmıyordu. Boğazına doladığı ipi zar zor çıkardım. Vücudunda morluklar vardı. İbrahim'i cenazesini yapmış olduk sadece, evinde ne kadar kapatsak da gaz lambası yanıyordu. Muhtar gaz lambasını alın oradan dedi, Hasan arkadaşım aldı, ertesi gün kaza yaptı. Artık geceleri tarlaya pek gitmiyorum. Beni izleyen birileri var benzer biçimde hissediyorum. 1-2 ayakta İzmir'e taşınmayı aklıma koydum, yoksa delireceğim.. Allah herkese hayırlı ölüm nasip eylesin.. "

Büyü 2 Film Tanıtımı

2004 yılında ilk filmi çekilen büyü filminin devamı olan büyü 2 filmi

  Üniversitede psikoloji bölümünde okuyan öğrencilerin cinlerin lanetine uğramış köye gitmeleri ile korku dolu olayların başlamasını anlatıyor. büyü filminin ilk filmi 2004 yılında çekilmişti. Büyü 2 filmi serinin devamı olarak çekilmiş. Yönetmen koltuğunda Adnan Güler var. Filmin yapımcılığını ise Aksoy film üstlenmiş. Özellikle büyü filminin olaylı ve mistik galasından sonra filmin devamının geleceği umulmuyordu. Bakalım ortaya nasıl bir cin filmi çıkmış. Arkadaşlar fragman paylaşmıyorum. Sürekli fragman için bile telif hakkı geliyor ama filmin fragmanı olan sitenin linkini aşağıda veriyorum. 

Dünyanın Konustugu Sihirbaz Steven Frayne


  Steven Frayne, gelmiş geçmiş en iyi ve sırları çözülmemiş sihirbazlardan bir tanesidir. Sokak ortasında biran da uçabilir ve tuhaf  gösteriler yapabilen sihirbazın bir çok kişinin sırrını çözmeye çalışma çabaları boşa gitti. Özellikle uçabiliyor olması ve bunu özel bir sahnede olmadan istediği an yapabilmesi kafaları kurcalıyor dersek inanın yalan atıyor olmayız. Aslen Müslüman olan ve Londra doğumlu sihirbazın Türkiye'de gösteri yapacağını duyurması hayranları için heyecan ve merak uyandırdı.
 Steven Frayne, insanları şaşırtmanın onu var ettiğini düşünüyor. 29 yaşında bir anda ne oldu da dünyanın en iyi sihirbazlarından oldu bilemiyoruz ama en iyisi olduğu aşikar.

Steven Frayne söyleyişi;

- Sergilediğiniz gösteri numaralarınız ne kadarı yeteneğe, ne kadarı bilimsel ve teknik özelliklere dayanıyor.
- Yaptığım numaraların hepsi benim yeteneğim ve odaklanmama, beynime ve hafızama bağlı. Ayrıca şovumun çekimleri için sokağa çıktığımda gözlem yeteneğimi kullanarak her gün karşılaşılamayacağınız insanları seçiyorum.

- En büyük Hayranınız ve en büyük rakibiniz kim?

- En büyük idolüm büyükbabam. O, sihirbaz değildi. Ancak eli çabuk biriydi ve biraz hilebazdı. Bana çocukken okuldaki kabadayılardan kurtulmama yarayacak bir sürü harika numara öğretmişti. En büyük rakibimse kendimim. Sürekli mükemmelliği yakalamaya çalışmak beni oldukça zorluyor.

Korku hikayesi Bölüm 1 (Şeytan Adası)

  Merhaba arkadaşlar bugün bir korku hikayesi serisine başlıyoruz ve bölüm bölüm sizlere aktaracağım. Yazımızın ismi Şeytan geçmesi.
  Asırlar önceden beri şeytan adası söylentileri Murat'ın aklına iyice yatmaya başladı. Murat son zamanlarda sadece bu konu üzerine yoğunlaşarak hikayeleri takip ederek araştırmaya başladı. Ege açıklarında küçük bir ada olan şeytan adası, harita da bile yeri bilinmemekte olup ada içerisinde yaşayan insanların olmadığı da biliniyordu. Murat araştırdıkça daha da ilgisini çekmeye başladı ama tek sorun murat varlığı bile belli olmaya bu adaya nasıl gidecekti. Araştırmalarını tamamlarken eski bir yazıya denk geldi. Yazıda şeytan adasında yaşananları ve bulunması için bir kaç ip ucu barındırıyordu.
  Şeytan adasında yaşayan insanların bir anda kaybolmaları ve eşek adasında bulunan bir tünelin 12 kilometrelik yolun sonunda şeytan adasına vara bileceğini anlatan yazı Murat'ın yola çıkmasına yetecek değere sahip kaynak olmuştu. Lakin kafasını kurcalayan bir soru vardı bir ada da nasıl tünel olur ve 12 kilometre gidilebilirdi. Denizin içerisinden yüzerek mi yol alacaktı yoksa koca ege denizinin altında bir tünel mi vardı. Murat çok geçmeden kafasında ki soruları bir kenara bırakarak eşek adasında ki tünel ve girişleri araştırmaya başladı ama turistlerin bildiği ve değeri olmayan sonuçlara vardı. Artık çaresi yok Murat o adaya gidecek ve ne pahasına olursa olsun bu tüneli bulacaktı. İçinde hem korku hemde heyecan barındırıyor, hemde bu yeni keşfi yapmayı ölümüne arzuluyordu.
  Murat eşyalarını toplamaya başladı. Sabah yola çıkacaktı. Oturduğu yer İstanbul'du ilk olarak eşek adasına geçmek için gerekli hazırlıklarını yaptı. O gece heyecandan sabaha kadar uyumadı. Sabah olduğunda ise usulca eşyasını alarak evden çıktı. Yol üzerinde bir börekçide ufak bir atıştırma yaparak sigarasını yaktı. Artık yepyeni bir yolculuğa çıkacak ve yeni bir ada keşfetme hayali ile son nefes sigarasını alarak otobüsüne binmek üzere ayağa kalktı. 7 saatlik yolculuğun üzerine Çanakkale'ye ulaştı ilk olarak yapması gereken boscaada'da ulaşması gerekecekti ki saten kısa bir yolculuk içerisinde boscaada ya ulaşım kolaydı. Çanakkale'de biraz mola verdikten sonra geyikli giden araca binerek 2 saatlik yol ardından iskeleden boscaada ya gidecek olan gemiye bindi. Eşek adasına oradan geçecek ve birazda diğer adaları dolaşarak yöre alkından şeytan adası hakkında bilgi toplayacaktı.

Korku hikayemizin ilk bölümü burada bitiyor devamında görüşmek üzere..

Ada çayı


  Ada çayı genel olarak Akdeniz bölgesinde yetişir. Güzel kokusu olan bitkilerdendir. Anadolu da 90 farklı çeşitliliğe sahip bir bitkidir. Ada çayının en önemli özelliği eski mısırda, doğurkanlık ve verimlilik için kullanılmış olmasıdır. Yaz aylarında açan bu bitkinin çiçekleri aynı menekşeye benzemektedir. Yüzyıllardır bir çok ilaç yapımında kullanılır ve en şifalı bitkiler arasına gitmiştir. Temmuz aylarında toplana ada çayları güneş görmeyen havadar yerlerde kurutularak tüketilmeye hazırlanır.

Ada çayının iyi geldiği hastalıklar ve faydaları

  Ada çayının en büyük özelliği stres azaltıcı, rahatlatıcı olmasıdır. Vücuda kuvvet verme özelliğide vardır. Gece uyku düzeni sağlayıcı olarak ta bilinmektedir. Mikrop, bakteri önleyici ve engelleyici özelliği bulunur. Ada çayı en etkili grip ve nezle iyileştirici şifalı bitkidir. Menopoz sıkıntılarını azaltır, intihap kurutucu özelliği vardır. 
  Ada çayı demlenerek içilen bir bitkidir ve en dikkat edilmesi gereken 2 dakikadan fazla kaynatıldığında faydasından çok zararı olacaktır. Bir tatlı kaşığı ada çayı kaynar suya atıldığında sadece 2 dakika kadar beklenmeli ve limon sıkılarak tüketilmelidir. Bitki uzun süre kullanıldığında ise kan basıncını yükseltebilir. Günde 2 kahve fincanından fazla tüketilmemeli ve hamile bayanların kullanmaması gerekir. 

Acı pelin otu adlı yazımı da okumak isteyebilirsiniz.

Göl Canavarı

 
  Şimdiye kadar en net videoya kaydedilmiş göl canavarı. Kuzey Amerika'da tatlı su gölünde bir amatör kamera tarafından çekilen görüntüler incelenmeye alındı. Şimdiye kadar polise yapılan yüzlerce ihbardan sonra ilk kez kameralara yakalanan göl canavarı, hayal ürünü olmaktan bu sayede çıkmış oldu. Bu doğaüstü olaya kişinin anlattıklarına göre "Balık tutmaya gelmiştim. Tam oltamı atacaktım ki su içerisinde bir kaos başladı bende değişik bir balık türü olduğunu düşündüğüm için cep telefonum aracılığı ile görüntü almaya başladım." şeklinde oldu.

Göl Canavarı Videosu

Ay piramidi adlı yazımı da okuyabilirsiniz. 


Acı Pelin Otu

 
  Zambakgillerden olan, boyu 15 ile 35 santime ulaşan otsu be yumrulu bir bitki türüdür. Sonbaharda açan bu bitki pembe renkte olup 6 yapraktan oluşmaktadır. Yaprakları ve meyveleri ise ilk baharda çıkmaya başlar. Acı pelin otu Türkiye'ye nazaran Avrupa ülkelerinde daha fazla yetişmektedir. Bitkinin kullanılan kısmı ise yumru ve tohumlarıdır. 
  Romatizma hastalıkların da kullanılır ve idrar sökücü olduğu da bilinmektedir. İştahsızlık, sindirim bozuklukları ve safra kesesi rahatsızlıklarına karşı iyi bir şifalı bitkidir. Mide yanması ve mide kaynamasına da iyi gelir. Diğer büyük özelliği ise kan dolaşımını hızlandırarak daha zinde bir vücut ve kalp krizi riskini de azaltmaktadır. Genelde kansızlık çekenler için ideal bitki türüdür. Bayanlar da ise adet düzensizliği var ise düzenlenmesine yardımcı olur. Yüksek ateş ve enfeksiyonlar da çok etkili bir bitkidir. 

Acı pelin otunun kullanımı

Bir litre kaynatılmış suya 10 gram kadar acı pelin otu koyunuz. 20 dakika kadar kaynatıldıktan sonra süzün ve günde 2 veya 3 çay bardağı olarak tüketin. İştah açmasını istediğinizde yemeklerden yarım saat önce tüketebilirsiniz. İçerisine nane konulduğu taktirde etkisi daha da artacaktır. Sara hastaları içinde 5 gram acı pelin otu konularak günde 2 defa tüketilirse faydası görülecektir. Bu bitki çok sık ve fazla kullanıldığında bağımlılık etkisi vardır. Not:Kesinlikle hamile bayanlar, süt emziren anneler, mide rahatsızlığı ve bağırsağı hasta olanlar en önemlisi böbrek rahatsızlığı olanlar kullanmamalıdır. 

Hamilelikte tüketilmemesi gereken bitkiler yazımı da okuyabilirsiniz.


 

Hamilelikte Tüketilmemesi Gereken Bitkiler

  Şifalı bitkiler olarak nitelendirdiğimiz her bitki bazı koşullarda zararı dokunmaktadır.

  Hamilelik boyunca kadın doğum uzmanına danışmadan bitkisel ilaçlardan uzak durulmalıdır. Bunun için bir çok geçerli neden vardır. Bazı bitkisel ilaçlar şifalı olmak yerine düşük yapma riskini arttırmasıdır. Hamilelik sürecinde uzak durulması gereken bitkiler ise diken üzümü kökü, alıç kabuğu, krizantem, ardıç üzümü, misk otu, yaban fesleğeni, sedef otu, sinameki, kara pelin, solucan otu, pelesenk, frenk maydanozu, çin melek otu, köpek elması ve dağ nanesi gibi bitkilerden uzak durulmasında büyük fayda olacaktır. 
  Kereviz ve maydanozun da belli sınırlar içerisinde tüketilmelidir. Aşırı kafein tüketimi de düşük yapmaya neden olan durumlardandır. Hamilelik boyunca papatya çayı, ıhlamur gibi rahatlatıcı çaylar çok fazla tüketilmedikçe içilebilir.

Melisa otunun faydaları yazımı da okuyabilirsiniz. 

Otoyolda İnsanımsı Yaratık

Tam olarak hayvan mı yoksa yaratık mı bilinmeyen canlı


  Amerika Birleşik Devletlerinde bir otoyolda gözetleme kamerasının çektiği görüntü gerçekten çok tuhaf. Otoyol üzerinden karşı karşıya geçen bu yaratık öyle hızlı geçiyor ki karşıya kamera bile durumu zor fark ediyor.
 Bu insanımsı yaratığın kafası ve dört ayağı olduğu net olarak gözüküyor ama gerçekte bir hayvan mı yoksa bir yaratık mı o tam olarak açıklanamadı. ABD otoyolunda yıllardan beri aynı söylentilerin olduğu biliniyordu ama ilk defa böyle bir canlının kameraya takıldığı görüldü ve daha önce hiç bir zaman resmedilememişti bile. Bu canlının ne olduğu tam olarak anlaşılmadığı için kesin konuşmak yanlış olur videoyu izleyerek siz düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Bu canlı doğaüstü bir varlık mı yoksa sadece bir hayvan mı ?


Rüyada Mezarlık Görmek Ne demek ?

  Rüyada kendini mezarlık ve mezarın içerisin görmenin anlamı nedir ?

  Her insan rüya görür sadece kimimiz hatırlar kimimiz ise hatırlamayız. Bazı rüyalar ise kabus olarak nitelendirilir. Bazen rüyamızda kendimizi mezarın içerisinde veya mezarın başında görürüz bu rüyalar genelde pisliği ve cünüp gezmeyi işaret eden rüyalardan biri olabilir ama bu tarz rüyaların gerçek anlamı cinler tarafından rahatsız edilmek anlamında daha derin bilgiler vardır. 
  Rüya tabirleri yaşanmışlıklara göre nitelendirilir. Mezar içerisinde cesetle olduğunu görmek ise abdest almadan yattığımızda bir cinin bizi rahatsız etmesidir. Bedenimiz ve ruhumuz savunmasız haldedir. Rüyalar aslında çok geniş kavrama dayanır. Bilinç altı rüyalar farklı dini rüyalar farklıdır. Bilinç altı rüyalarımızda çok etkilendiğimiz, korktuğumuz veya sevindiğimiz bir anımızın bilinç altımızdan rüyalarımıza yansımasıdır. Daha doğrusu doktorların dediği budur.
  Sürekli rüyalarınızda pislik olan yerlerde veya mezarlık, mezar içerisinde vede ölüler ile görüyorsanız yatmadan önce abdest alın ve bildiğiniz dualardan içten gelerek okuyarak uyuyunuz bir kaç gün içerisinde kabusların son bulduğunu göreceksiniz. Diğer bir sebebi ise çok sıkıntılar içerisinde iseniz maddi, manevi bu gibi sorunlarda ruh etkilenir kabusların sebebi olabilmektedir. Unutmayın beden hastalandığında ilaç yada dinlenerek geçebiliyor ama ruhun iyileşmesi çok zordur. Rüyalar alemi ile ruh direk bağlantılıdır.

Asgardia Başvurularında Türkiye İkinci Sırada

Asgardia uzay ülkesi başvurusunda Türkiye İkinci, İstanbul İse En Çok Başvuran Şehir oldu.


  Pes diyorum başka da bir şey demiyorum. Bu kadar mı sıkıldınız güzel ülkemizden de Asgardia uzay ülkesinde yaşayacaksınız. Gerçi İstanbul'da yaşayan vatandaşlarımıza hak vermemek elde değil ki İstanbul'da yaşayan bilir. Haberimize gelecek olursak Tarihin ilk uzay ülkesi olacak Asgardia’nın planları geçtiğimiz dönemde Fransa'nın başkenti Paris’te düzenlenen bir etkinlik çerçevesinde uluslararası bilim insanları tarafından açıklanmıştı.

  Tam olarak 100.000 insanın Dünya yörüngesine yerleştirilecek ve bir ülke  kurulacak olan bir uzay istasyonu için ilk adım atılıyor. Bu başvurularda vatandaşlık başvurusu yapanlar arasında ilk sıralarda yer alan ülkelerden biri ise Türkiye oldu. Asgardia'nın resmi internet sayfasında yer alan bilgilere göre, en çok başvuru 31 bin 853 ile Çin'den yapıldı. Çin'i 29 bin 82 başvuru ile Türkiye takip etti. Başka bir deyişle uzay vatandaşı olmak için başvuru yapan ülkeler arasında Türkiye ikinci sırada yer oldu. İstanbul ise 10 binden fazla başvuruyla en çok başvuru yapılan birinci şehirlerden oldu. Türkiye'den en çok başvuru yapılan kentler sıralamasında İstanbul'u 3 bin 564 ile Ankara, 2 bin 868 ile İzmir izledi.İstanbul'dan başvuru yapanlardan yüzde 77'sinin erkek olduğu, genel başvuru yapanlardan ise yüzde 85'inin İngilizce konuştuğu hesaplandı.

2019 Yılında internet Uzaydan Sağlanacak

 
  İnternet günümüzde pahalı ve yavaş olması büyük firmaları harekete geçirmiş durumdadır. Teknoloji şirketlerinin elinde şekillenen ve modern çağın başlangıcını yapan bir devrimdir dersek kesinlikle yalan olmaz. Bilgisayarımıza, akıllı telefonumuza ve daha bir sürü şeye evimize gelen bir kablodan değil, doğrudan uydulardan gelen ultra hızlı ve ucuz internet 2019 yılında olacağı planlanmaktadır. Facebook, Google ve hatta SpaceX gibi büyük şirketler gelişmekte olan dünya için muazzam bir potansiyele sahip geniş bant erişimleri üzerinde çalışıyorlar.
 
  Eski bir Google çalışanı olan ve Elon Musk'un yakın arkadaşı, bütün teknoloji şirketlerini saf dışı bırakarak yeni nesil bir uydu sisteminin kurulması için gerekli izinleri alan ilk girişimci olarak tarihe geçti. Geleneksel şekilde yer altından gelen kabloları kullanarak internete bağlanmak, özellikle kırsal bölgelerde çok zor oluyordu bu girişim sayesinde bununda önüne geçilecek ve daha ucuz internet kullanımı gerçekleştirilecek. Geniş bant bağlantılara ihtiyacı olan çok büyük alanlar mevcut ve söz konusu bu çözümlerin en kısa sürede uygulanması gerekiyor. Projenin 2019 yılında tamamlanması bekleniyor.

 UYDU TEKNOLOJİSİ KULLANILACAK 

   Greg Wyler, yeni ağ teknolojilerinin merkezine 720 uyduluk bir filo ordusu kuruyor her bir uydu ise Dünya uzaklığı yaklaşık 1200 kilometrelik mesafedeki yörüngeye yerleştirilecek. İlk uydular önümüzdeki yıl hizmete girecekler, böylece 2019 yılı itibariyle küresel çaptaki bir hayalin gerçekleştiğini görmüş olacağız. Göreceğiz diyorum, çünkü uygulama önce ABD’yi kapsayacak şekilde dizayn edilecek.Diğer ülkeler için geçerli olmayacak. Bu minvalde, yeni ağ teknolojisiyle donatılacak ülkenin dünyanın geri kalanından bir ya da birkaç adım önde olacağını söylemek zorundayım. Nitekim bizler söz konusu teknolojiye geçiş yapana dek aramızda dağlar kadar hız, fiyat ve ulaşılabilirlik farkı olacağı çok kesin gibi görünüyor.

Ay Piramidi

  Apolle17 Görevinde Çekilen Ay Premidi 


  Apollo 17 uzay aracı, aya ilk iniş yaptığında astronot tarafından bir görüntü çekildi. Astronotlar dünyaya döndüklerinde bu görüntüyü nasa'ya ettiler. Nasa ise görüntüyü karartarak ay da çekilen ve halka dağıtılan resimler arasına koydu. Resim bir kişi tarafından fark edilerek ve üzerinde aydınlatma yapılarak ay piramidinin belirmesine sebeb oldu. Nasa bu durumdan ne kadar rahatsız olsa da resim sahte diyerek işin içerisinden sıyrılmaya çalıştı ama kodak yetkililerinin uzun incelemeleri sonucunda resimde aydınlatma hariç hiç bir ekleme veya sahtecilik olmadığı kanıtlanmış oldu.
 Resmi yakından incelediğinizde net olarak piramidi görebilirsiniz. Apollo 17 görevinde daha bir çok bilinmezlik gizli bir astronotun geri dönemediği ama gizlendiği, diğer astronotun ise psikolojik tedavi gördüğü biliniyor.

Peki ay da ne oldu ?

Daha önceki ay ziyaretlerin de bir astronotun yürüyen taşların ve onların şekil değiştirdiğine tanıklık ettik demesi ve daha sonra şaka yaptım gibi ifadeler kullanması gerçekten çok kuşku uyandırmıştı. Aslında sorulması gereken ilk 1945 yıllarda aya gidilebilirken günümüz teknoloji ile neredeyse marsa gidilmesine olanak sağlarken neden artık aya gidilmiyor ve orada bizi korkutan nedir ? Sorusu en doğru soru olabilir. 

Resident Evil 7


  22 Mart 1996'da ilk serisi çıkan ve hayatta kalma korku oyunları türünü adeta baştan yaratan ve bu türün başlıca kurallarını belirleyen Resident Evil serisi sonunda yeni nesilde de yüzünü gösterip bir kez hayatta kalma korku türünün kurallarını yeniden yazmaya geliyor. PlayStation'da altın çağını yaşayan Resident Evil, korku oyunları tarihine adını altın harflerle yazdırmış ve bir kült haline gelmişti. Genelde oyun forumlarda takıldıysanız hatırlarsınız. İnsanlar hep Resident Evil ve Silent Hill'i kapıştırıp hangisi daha korkunç diye yarışmalar düzenlenirdi.

   Silent Hills'in iptali edimesi üzerine baya bir üzülmüştük, yeşeren umutlarımız tekrar solmuş ve bizi tekrar yeni bir korku yapımı bekleme sürecine sokmuştu. Tam "Resident Evil cephesinden de ne zamandır ses yok ya?" diyorduk ki, Capcom E3 2016'da müthiş bir sürpriz yaptı ve Resident Evil 7'yi korku oyunu hayranlarına sundu. Yaklaşık yedi ay sonra çıkardı oyunu. Resident Evil 7 sonunda elimizde ve oynanmaya hazır olarak korku oyunu sevenleri bekliyor.

Plüton'un Yer Altında Okyanus Bulundu


   Cüce gezegen olarak bilinen Plüton, yıllardır bilim adamlarının ve uzay bilimcilerinin göz nuru oldu. İlginç bir şekilde plüton gezegeninde sürekli yaşam belirtileri olabileceğini düşünen bilimciler sonunda iddialarının doğru olduğunu gösterdiler. Amerikalı bilim adamları cüce gezegen olarak bilinen Plüton’un donmuş yüzeyinin altında gizli bir okyanus keşfetti. Söz konusu keşif Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’ya ait New Horizons adlı uzay aracı tarafından çekilen fotoğraflar ve toplanan veriler doğrultusunda kanıtlandı.

   Plüton’da bulunan bu yeraltı okyanusu 100 kilometre derinliğinde. Güneş Sistemi’nin en büyük ikinci cüce gezegeni Plüton, Güneş‘e Dünya’dan neredeyse 40 kat daha uzak oldüğü için okyanusun donuk halde olduğu tahmin ediliyor. Bilindiği üzere gezegen yüzeyi ne kadar soğuk olursa olsun suyun oranı ne kadar fazla ise donmama olasılığı ve suyun gezegenin çekirdeğine ne kadar yakın olursa da donma ihtimalinin ortadan kalktığı bilinmektedir.

 İşte Haberin Videosu:

Avrupa Mars' İstilası Başladı


   Avrupa’nın yıllardır sürdürdüğü dev Mars projesi ExoMars, 14 Mart 2017 tarihinde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Rusya Federal Uzay Ajansı (RFSA)’nın ortak çalışmasıyla gerçek anlamda başlatıldı. ExoMars Uzay Aracı kızıl gezegende yaşamın olup olmadığını araştırmak üzere Proton-M roketi ile Mars’a fırlatıldı.
  Kazakistan’ın Baykonur üssünden fırlatılan uzay aracı, Mars’ta yaşam izleri aramayı ve gezegenin biyolojik ve jeokimyasal geçmişini araştırmayı hedeflerken su ve yaşam destekleyici her maddeyi inceleyerek dünyaya gönderecek.

İnsanda Bioenerji


  İnsan bedeni bizim anlayabileceğimizin çok dışındadır. , Yaratılıştan gelen bir özellik itibariyle devamlı bizim gözle göremediğimiz enerji ve elektrik yani bioenerji üretmektedir. Bu enerji ve elektrik insanın bedeninde manyetik bir alan teşkil eder ve bunada aura deriz. Hayatî bir öneme sahip olan manyetik enerji, ısı, ışık ve elektrik gibi bir kuvvete sahip olmaktadır. İnsan sağlıklı olduğunda vücut: enerjisi dengeli ve düzenlidir. Eğer vücuttaki enerji dengesi bozulursa, insan hasta olur yada morel bozukluğunda ve inanç sayıflığıda böyle rahatsızlık esnasında, dışarıdan verilecek manyetik bir enerji o düzensizliği izole edebilir. Cinler, insanlara musallat olurken, bu enerjilerin düzensizliğinden istifade ederler. İnsan vücudunda menfez dediğimiz olay, ruhun kaynağından çıkan enerji düzeninin bozulması demek ve cinin vücuda kolaylıkla nüfus etmesini sağlar.

  Tecrübelerimde sabittir ki; insanın vücudunun sağ tarafı pozitif, sol tarafı negatif enerji yüklüdür. Ön taraf pozitif, arka taraf negatiftir. Manyetik enerji bir vücuttan diğer vücuda akıp geçebilir. Her insanda manyetik enerji vardır. Fakat, yaratılıştan gelen bir özellik olarak kimisinde fazla, kimisinde az olarak görülmektedir. Bu enerji nefes, göz nazarı ve eller vasıtasıyla karşıya aktarılabilir ve oldukça da tehlike olabilir.. Manyetik enerjinin (biyoenerjinin) çeşitli hastalıklarda kullanılmasını şarlatanlık ile karıştırmamak gerekir. Yani, biyoenerji sahibi olan kişi, elini karşıdaki insanın bedeni üzerinde gezdirirken, gerçek rahatsızlığı olan kişinin vücudundaki enerji bozukluğu ve dengesizliğini tespit edebilir. Ve duruma göre oraya ya eliyle, ya nefesiyle, ya gözleriyle belli bir enerji göndererek o problemi gidermeye çalışır. Biyoenerji konusunda özellikle Rusya, Azerbaycan, Bulgaristan bir hayli mesafe katetmiştir. Bizde ise, bu ilim daha yeni yeni insanlığın hizmetine sunulmaya çalışılmakta ve öğretilmektedir.

Cin Ve Şeytanı Ayıran Özellikler

  

  Şeytan ve cinler arasında ki farklar ve insanlara olan etkilerinden söz edeceğiz. Cinler, insanın doğrudan beynine, aklına, düşünce sistemine nüfuz edebilirler o bölgeleri tesir altına alarak (korku, endişe, ürperti, hayal kurma gibi ve sebebsiz yere ağrılar verebilirler. Şeytan ise farklıdır, o yaratılış gereği kalbe ve inanç merkezine nüfuz eder yani bedenimizin en hassa noktasına nefsimixe hükmetmeye çalışır. Kalbin yanında bulunan lümme-i şeytaniye denilen yerde, devamlı surette insana vesvese verir, onu ifsad etmeye çalışır.
 
  Şeytan, en büyük düşman olduğu halde, gerektiğinde cinleri, gerektiğinde habis ruhları, gerektiğinde ise insi şeytanları kullanarak, kötülüklerini bunlar vasıtasıyla sergileyerek varlığım insanlara unutturmaya çalışır. Bu gaflet içeren durumdan kurtulmak için, insanın inancı kuvvetli, düşünce ufku berrak, temiz kalbe, hizmet şuurundaki insanlarla münasebetinin çok olması, hakikat derslerinin yapıldığı sohbetlere sık sık gitmesi ve dünyayı bir maddiyata dayalı olarak değil misafirhane yani bir gün öleceğini bilerek yaşaması gerekir.( En zoru bu olsa gerek maalesef hayatımız her noktası maddiyata bağlı olduğunu düşünürsek) Allah yardımcımız olsun. Özellikle sosyete kesiminde bulunup da, sırf macera olsun diye böyle seans düzenleyenler “Mevlana’nın ruhu geldi, falan kimsenin ruhu gitti” diyerek, cinler tarafından aldatıldıklarının ve oyuncakları haline geldiklerinin farkına varmaz ve inançlarında bir şüphe belirir. Birçokları cinlerin aldatmasıyla ibadeti de bırakır. İnsan için en büyük zarar, en kötü hastalık, Allah’dan uzaklaşmaktır ve şeytan bu konuda tuzağına düşen kimseye acımaz.
  Şeytan bir kişide de olsa amacına ulaşmayı hedeflemiş olacaktır. İnsanlar bu gibi cin oyunları, cin çağırma, ruh daveti, seans gibi şeylerle meşgul olup, cinleri görmek sevdası yerine, temiz bir kalble, iyi bir niyetle, iman hakikatlerini anladıktan sonra, nefis terbiyesi neticesinde mânen terakki ederek ulvî ruhlarla, büyük zâtlarla, Allah’ın izniyle görüşebilir. Böyle bir makama erişen insan, cinlerle görüşmeyi onlara soru sormayı veya onlardan herhangi bir bilgi öğrenmeyi ne yapsın. Saten cinler sadece yalan atmaktan başka hiç bir şey yapmamaktadır. Önümüzde, boyutları bizce tam belli olmayan bir metafizik âlem vardır ve cinler bu âlemin sakinlerinden ancak bir çeşididir. Kur’ân-ı Kerim’in hakikatlarıyla, gerçekleri görebilen gözlerle, bu âlemi keşfetmeye ve Allah’ın izni ile fethetmeye devam edeceğiz. Bu sahada ilim ve bilgilerimiz arttıkça, cinleri birçok sahada istihdam edeceğiz. Yeryüzünün ilk sakinlerini olduğunu ve hüküm sürdüklerinde döktükleri kanıda unutmamak lazım.

Cin Mektubu

  Daha önce hiç detaylı işlenmediği kadar Cin mektubu konusunu işleyeceğiz. Cin mektubu Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslüman alemini korumak ve onlardan uzak tutmak için Hazret-i Ali'ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez. Önemli olan ise Cin mektubunu taşıdığımızda ve bulundurduğumuzda bir daha asla yanımızdan ayırmamamız gerekir. Aksi taktirde cinlerin rahatsız edişleri daha da artacaktır. Bunun sebebi ise cin mektubu cinleri yakan ve çok büyük derecede rahatsız eden dualardan olmasıdır.
   Bir Örnek vermek gerekirse; Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır: Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi bir parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah ve çok uzun boylu bir şeyin yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: (Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!) Kalem ve kağıt istedi. Hazret-i Ali'ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koydum ve uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: (Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir.
  Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Sana yalvarırız ki bu mektubu kaldır. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz. Diye cin bana dua etmeye başladı. Ben de ona karşılık verdim. Sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece bana çok uzun geldi ve neredeyse hiç uyuyamadım. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki: O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını ve ıstırabını kıyamete kadar çekerler. [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]
Cin Mektubu بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيْم ِ هَذَا كِتاَبٌ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللهِ رَبِّ العَالَمِينَ إلَى مَنْ طَرَقَ الدَّارَ مِنَ الْعُمَّارِ وَالزُّوَّارِ وَالسَّائِحِينَ إلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَ اللهُ. أَمَّا بَعْدُ فَإنَّ لَناَ وَلَكُمْ فِي الْحَقِّ سِعَةً فَإنْ تَكُ عَاشِقاً مُولِعاً أوْ فَاجِراً مُقْتَحِماً أَوْ رَاعِياً مُبْطِلاً فَهَذاَ كِتاَبُ اللهِ تَعَالىَ يَنْطِقُ عَلَيْنَا وَعَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ إنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ وَرُسُلُنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ اُتْرُكُوا صَاحِبَ كِتَابِي هَذاَ وَانْطَلِقوُا إلىَ عَبَدَةِ اْلأصْنَامِ وَاْلأوْثاَنِ وَإلىَ مَنْ تَزْعُمُ أَنَّ مَعَ اللهِ إلَـهاً آخَرَ لاَ إلَـهَ إلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإلَيْهِ تُرْجَعُونَ، حم لا يُنْصَرُونَ، حمعسق تُغْلَبُونَ حم وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ تُفْرَقُ أعْدَاءُ اللهِ وَبَلَغَتْ حُجَّةُ اللهِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قَوَّةَ إلاَّ بِاللهِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Ay Olmasaydı Dünya'ya Etkisi Ne olurdu ?

  
  Diyelim ki dünyamız oluştu ama uydusu olan ay yok. Dünyada ne gibi değişiklikler meydana gelirdi yada insan oğlunun sonumu gelirdi. Ay aslında en önemli etki gel-gitler de yaşanacaktı. Yalnızca Güneş’in kütleçekim kuvvetiyle, gel-gitlerin üst ve alt seviyesinde inanılmaz derecede düşüşler olacak bu da Dünya’nın hızında yüzyılda yaklaşık 0.002 saniyelik bir yavaşlamaya neden olmasına sebeb verecekti. Bunun uzun dönemdeki etkileri çok daha ciddi ve yıkıcı olacaktır.
  Mevsimler Dünya’nın yörüngesindeki 23.00'lik eğikliğe bağlıdır. Ay’ın görece olarak muazzam kütle çekimi olmadan yörüngedeki eğiklik sabitliğini yitirecek, diğer gezegenlerin kütle çekimi bu açıda büyük değişikliklere neden olacaktır. Ama bu çok kısa zamanda gerçekleşmeyecek. Örneğin Mars’ın etkisiyle açının 60 derece değişmesi bir milyon yıldan fazla zaman alacaktır. Diğer önemli nokta ise ay ışığı olmayacak geceleri gözle göremeyeceğimiz şekilde karanlık olacaktı. Sanıyorum ki kurt adam efsanesi de günümüze kadar gelemeyecekti. :) İşin kısası Allah bizlere dünya üzerinde ve dışında ihtiyacımız olan her şeyi kusursuzca vermiştir.

Kurşun Tabutun Sırrı Çözülemiyor



  Arkeoloji camiasının ilgisinin tabut üzerinde odaklanmasının nedeni, Roma İmparatorluğu’nun anayurdu İtalya’da ölülerin genelde tabutlarla gömülmemesi, istisna olaraksa tahta tabutların kullanılması. Gerçi MS 2. ve 4. yüzyılların arsındaki bu döneme ait birkaç kurşun tabut da bulunmuş, ama Gabii’deki kurşun tabutun özelliği, diğerlerinden çok daha büyük ve ağır olması. Gabii, Roma’nın 18 km doğusunda günümüzde Lazio kentinin bulunduğu yerde kurulmuş.
  Roma’nın kuruluşundan önce bölgenin büyük bir kentiyken, daha sonra Roma İmparatorluğu’nun gölgesinde kalmış. İtalya'da bulunan 500 kilo ağırlığındaki tabut, 2,5 cm kalınlığında yekpare kurşun bir levhanın kendi üzerine katlanmasıyla oluşturulmuş. Kazıları yürüten Michigan Üniversitesi Klasik Araştırmalar Kürsüsü profesörü Nicola Terrenato, “Bu çağlarda 500 kiloluk metal, büyük bir servet demek; böylesine büyük bir maddiyatı bir cenaze için harcamak gerçekten anlaşılır değil” diyor. Terrenato, abutun içindeki ölünün bir askere, bir gladyatöre ya da bir din adamına ait olabileceği görüşünde; ama başka olasılıkları da göz ardı etmiyor. Kurşun tabutlar içindeki insan kalıntıları iyi korunmakla birlikte cesede ulaşmak çok zor oluyor. Kurşun tabutu kırmak için gereken güç, tabutun içindeki ölüye çok fazla neden oluyor.
  Dolayısıyla tabut Roma’daki Amarikan Akademisi’ne nakledilerek burada termografi ve endoskopi yöntemleriyle içerdiği kalıntıların incelenmesine ve içinde kimin yattığı anlaşılmaya çalışılacak. Termografi yönteminde tabut birkaç derece ısıtılarak içeriğinin verdiği termal tepkiler incelenecek. Tabut içindeki kemikler ve cesetle birlikte tabuta konmuş olabilecek değerli eşyanın sıcaklığa farklı tepkiler vermesi bekleniyor. Endoskopi yöntemindeyse tabuta küçük bir delik açılarak içine bir kablo ucunda bir minikamera sokulacak ve içerisinde ne var ne yok görüntü alınmaya çalışılacak. Ancak yöntemin başarısı, tabutun katlanmış uçlarından içeriye fazla toprak dolmamış ve mumya üzerinde törende koyulan eşyalarda önemli ölçüde etkileyecektir.

Cinlerin Bilinmeyen 4 Özelliği

  Genelde cinlerin insanlara verdiği zararlar ve onlardan korunma yolları anlatılır bu gün sizlere cinler hakkında daha ilginç bilgiler vereceğim. Cinler nasıl varlıklardır ve akli dengeleri nasıldır. Cinler in çok önemli birkaç özelliği vardır ki, bu hususlar konuyu dikkatle tetkik edenlerin asla gözünden kaçmaz.
1. Cinler`de mantıksal bütünlük yoktur. Asla sağlıklı düşünemezler
2. Cinler`de büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir. Sürekli insandan üstün olduklarını düşünürler ve kendileri arasında da büyük çekememezlik vardır.
3. Cinler`de kendini kontrol mekanizması çok zayıftır. Kendi başlarına bir iş yapamazlar sürekli toplu halde yardımlaşarak işlerini halletmeye çalışırlar.
4. Cinler`de sürekli tekrarlar mevcuttur. Özellikle insanlar ile konuşurken sürekli aynı cümleyi kurarlar ve cümleleri genel olarak kısa ve anlamsızdır.
 Hangi isim altında, dünyanın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde daima yukarıda saydığımız bu dört esası  tüm cinlerde aynıdır. Sadece bazı halimleri olduğu bilinmektedir. Onlarda Müslüman cinlerden çıkmaktadır. Akıl konusunda diğerlerinden daha zeki ve mantıklı oldukları eskiler tarafından söylenmektedir.

Deniz Suyu Neden Tuzludur ?


  Denizlerin neden tuzlu suya sahip olduğunu hiç düşündünüz mü ? Denizlerin tuzu karadaki kayalardan gelir. Dağların kayaların üzerine yağan yağmurun içinde havadan aldığı bir miktar erimiş karbondioksit bulunur. Karbon dioksit ve suyun birlikteliğinden oluşan karbonik asit, yağmur suyunu birazcık asitli yapar. Yağmur kayayı aşındırır, asit ise kayanın bileşiminde bulunan parçacıkları erimiş bir durumda bununla beraber taşır. Bu suyun içindeki iyonlar, akarsular, nehirler ve haliçlerle okyanuslara göç eder.
  Jeolojik süre sürecinde suyun karadaki tuzları çözmesi ve eninde nihayetinde denizlere taşıması ile denizlerdeki minerallerin seviyesinde yavaş da olsa bir artış olmuştur. Bu olaya güneş enerjisi ile buharlaşma da eklenince bu enerjinin şiddeti ile bağımlı olarak denizlerdeki tuz miktari artmıştır. Bu vaka kutuplarda da aşırı soğuma sonucu olmakta ve deniz suyundan ayrışan buz geride tuzu yoğun deniz suyu bırakmakta ve deniz suyunun tuzluluğunu arttır.

Korkunun Resmi Mumya

 
  Amazon bölgesinde gizli bir yeraltı mağarada 600 yıl öncesine ilişkin bir düzine mumya bulunmuş oldu. İşte ölüm öncesi yaşanan vehamet ve dehşeti gözler önüne seren kareler.. Güney ABD’da Amazon bölgesinde mezar ve tapınak olarak kullanılan gizli bir yeraltı mağarasında bulunan 600 yıl öncesine ilişik bir düzine mumya, bilim dünyasında büyük coşku yarattı. Bir kadın mumyasının Norveçli ressam Edvard Munch’un ünlü "Çığlık" tablosunu çağrıştıran şekilde, vehamet ve dehşetten ellerini yüzüne kapatmış olarak bulunması, büyük ilgi çekti.
  Bilim adamları, kadının bu pozisyonunun ölüm korkusunu nasıl yaşamış olduğunı apaçık ortaya koyduğunu söylediler. "Çaçapoyalar" (Bulut İnsanları) kabilesi mensuplarına ait bir düzine mumyanın bulunmuş olduğu mağara, Peru’nun yağmur ormanları kıyısında üç ay önce yürüyen bir köylü tarafından tesadüfen keşfedildi. Bilim adamları, mağarada 600 yıl bozulmadan kalabilmiş mumyalarla birlikte seramik, kumaş ve duvar resimleri de buldular. Çaçapoyalar, uzun boylu sarışın ve beyaz tende oldukları için bazı araştırmacılar Avrupa’dan geldiklerine inanıyor. İnkalar tarafından fethedilen Çaçapoya topraklarındaki tüm kayıtlar, 1512’de İspanyolların işgalinden sonrasında kayboldu. Bir tek Ant Dağlarında 3 bin metre yüksekteki Kuelap Kalesi kaldı.

Vampirler Gerçek Mi ?

 

  Vampirler gerçek mi ? Peki vampirler nedir ve nasıl yaşarlar ? Hangi vampir tam olarak gömülmez ve ruhunun cennet yada cehenneme gideceğine inanmazsa o insanoğluın tabutları içinde ölmeden kalacaklarına dair batıl bir itikat bulunmaktadır. O yüzden bu kimselere ‘yaşayan ölü’denilmektedir. Boyun derisinin altından ısırarak, kurbanlarının kanını içerler. Böylece kan vampirlerin vucudlarını korur. Ancak kalplerine bir kazık çakıldığı takdirde bu korkunç yaratıkları öldürmek mümkün olabilmektedir. Bunun yanında gümüş kurşun veya güneş ışığı yada haç da aynı işe yarayabilmektedir.
  7 nci çocuğun 7 nci çocuğunun vampir olacağı inanışı da yaygındır. Eğer bir kedi ceset üzerinden atlarsa İngiliz inanışlarına bakılırsa vampire dönüşür. Romanya’da da aynı inanış hakimdir. Bunu engellemek için cesedin avucunun içine bir demir parçası koyulur. Cenin zarı ile yada dişli olarak dünyaya gelen bebeklerin vampir olduğu ve ölü doğan çocukların vampirlere dönüşeceği anlatılır. Ölünün bedeni aynada görülürse, Birisi vampir tarafından ısırılırsa İntihar edenlerin aniden ve işkence çekerek ölenlerin gömüt üzerinden atlayan vahşi köpeklerin vampirleşeceği düşünülür. Tabutu üzerinde hiçbir düğüm bırakılmamalıdır. Çünkü düğüm veya ip cesedin cürümesini engelleyerek ölünün bu dünyadan öteki aleme geçişini engeller . Vampirler hakkaten de var mıdır ??? Şüpheciler ve bilim adamaları aksini söylemelerine rağmen bugün bile Dünya üzerinde binlerce insan vampirlerin varlığına inanmaktadır. Eski zamanlarda insanoğlu, daha batıl ititaklı oldukları için açıklayamadıkları bir çok vaka vampirlerin varlığının delili olarak görürlerdi. Bu vakalar çoğu zaman mezarlık cıvarlarında gelişirdi. Geceleri mezarların içinden korkunç sesler duyarlar ve kabirlerin cıvarlarında dolaşan garip şekiller görürlerdi. Sabah araştırdıklarında bazı mezarlarıboş ve terk edilmiş bulurlardı! Kanı vucutlarından çekildiği halde bir türlü cürümeyen cesetler bulunurdu. Bunların vampir oldukları kabul edilirdi!
  Kim bilir yaşayan ölülerin kurbanları olduğu sanılırdı. Mevsimsiz ve vakitsiz ölümler geçmişte ve günümüzde çoğunlukla görülmektedir. Nadir görülen ve katalepsi denilen hastalık kurbanlarını bir süre hareketsiz bırakarak onlara ölü izlenimi vermektedir. Bu hastalığa yakalanarak gömülen insanlar bir süre sonrasında tabutta kendilerine gelerek açlık yada havasızlıktan ölürlerdi. Hayatta kalan pek azcaı kim bilir yaşayabilmek için kendi bedenlerini yemiş olabilirler. …kim bilir tabut ve cesetler üzerine görülen diş izleri ve kanlar bu kimselere aittir. Mezarlarında kaybolan bazı cesetlerin yada organların organ tüccarlarınca tıbbi deneyler icra eden doktorlara satıldığı da düşünülebilir. Gerçek vampir (desmodus rotundus tropikal ABD’da yaşayan sağ fotograf karesinde görülen kanla beslenen bir yarasa olduğu bilinmektedir.

Gerçek Deniz Kızı Türk Tarafından Çekildi

 
  İsrail'in Hayfa yakınlarındaki Kiryat Yam Belediyesi'ne gelen ısrarlı 'denizkızı' ihbarlarını ciddiye alan belediyenin, mitolojik yaratığın varlığını kanıtlayanlara 1 milyon dolar ödül verileceği haberleri üzerine Ordulu Murat Karadeniz, elindeki denizkızı fotoğrafının efsanenin gerçek olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürdü. Bunu yapan bir Türk olduğunu göz önünde bulundurursak bence ciddi bir durum lakin genelde deniz kızları tam tersi olur diye düşünürken aklıma ilk gelen o dönemde fotoshop olmadığı oldu. Daha fotoğraf makineleri bile yeni iken zor tabi. Neyse devam;   Fatsa ilçesinde elektrik ustası olan Murat Karadeniz, Arabistan'da çalışırken bulduğu ve gerçek olduğunu iddia ettiği "denizkızı" fotoğrafı görenlerin ilgisini çekiyor.
  Denizkızı fotoğrafını, Arabistan'da çalışırken bir hastanenin kütüphanesinde kitapları incelerken bir kitabın arasında bulduğunu kaydeden Karadeniz, "O hastanenin müdüründen bu fotoğrafı alabilmek için 2 sene yalvardım. Hastane müdürü beni kıramadı ve memlekete dönerken bana fotoğrafı verdi. Bu denizkızının fotoğrafı benm için çok değerliydi.
  Kızıldeniz'de sahile vurmuş olarak Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri askerleri tarafından çekilmiş. Denizkızı, sahile vurmuş ceset gibi göründüğü için fotoğrafı çekilmiş. Ben iddia ediyorum bu fotoğrafın bir ikincisi hiçbir yerde yok" dedi. Fotoğrafta kafası ve gövdesi balık, belden aşağısı insan görünümünde olan deniz kızı, görenleri şaşırtıyor.

Rusya'da Bulunan Uzaylı ( Gerçektir)


  Rusya'da tatil amaçlı dağa çıkan arkadaşlar karlarda gezinti yapmaya çıkarlar. Çok geçmeden çok ilginç bir cismin yerde yattığını fark ederler ve hemen kameralarını açıp yanına yaklaşırlar. Gördükleri manzara doğa üstüdür ve orada uzaylı ölüsü vardır.  Çektikleri videoyu internete koydukları gibi bölgede bulunan yetkililer bölgeye gelir ve gençlerin cep telefonlarına el koyarlar. İnternete sızan videoyu ise mümkün olduğunca hızlı bir şekilde silerler. Bu sebeb ile sadece bir resmine ulaşabildim. Gönül isterdi ki videoyu da ekleyeyim.
  Bulunan uzaylı kısa süre haberlerde dile gelse de olaydan sadece 2 sonra bir daha konuşulmadı. Gençler tesadüfen de olsa bir uzaylı buldular ama onların başına ne geldi bilmiyorum. isimlerinden yola çıkarak bir kaç araştırmada bulundum. Biri en son 2012 yılında facebook ta bir paylaşımda bulunmuş. En önemlisi bu resim orjinal uzaylı resmidir. dogaustu.org farkı ile sizlere sunulmaktadır.

İlk Vampir Cesedi Bulundu



  Venedik'te yapılan mezar kazılarında ilginç bir kadın cesedine rastlanıldı. Uzmanlar tarafından incelenmeye alınan iskelet de tuhaflıklar olduğu anlaşıldı. Vampir iskeletini incelemeye arkeologlar hariç bilim adamlarıda katıldı. Güğnümüz insanlarına oranla köpek dişlerinin 2 katı büyüklükte olduğu ve kemik yaşının 145 yaşında öldürüldüğü tespit edildi.
 Venedik'te bilindiği üzere şehrin altı kemiklerle doludur. Bunun sebebi ile sürekli kazılar yapılmakta ve o dönem  tarihinin neler yaşanıldığını açıklamaya çalışılmaktadır. Bu doğa üstü olay ise ilk kez bir vampir iskeletinin bulunması olmuştur ve genelde askerler ve tarih öncesi kemiklerin bulunmasıdır. Bulanan vampir iskeletinin dikkat çeken yönü ise ağzına kazık saplayarak öldürülmüş olmasıdır. Genelde vampirlerin kalbine saplanan kazık acaba acemi biri tarafından ağzına saplanmış olabilir. :)

Şeytanın Kafatası Bulundu

  Bu inanılmaz haberi bir çok yerde inceledim. Varlığı kabul ediliyor görgü tanıkları bile var ama gelelim bu  şeytanın kafatası kayıplara karışmış durumda. 

  Gelelim haberimize, derginin haberine göre 1880 senesinde Amerikanın Pensilvanya eyaletinde bulunan Bradford Kasabası yakınlarındaki Sayre höyüğünde birden fazla boynuzlu insan kafası kazılar yapılırken arkeologlar tarafından çıkarıldı. Yapılan testlerde M.Ö. 1200 yıllarında gömüldüğü tespit edilen bu insanların tahmini 2 metre 10 cm boylarında oldukları kesinleşti. Dev vücut ölçüleri ve kafalarının üzerindeki yaklaşık 6-7 cm. uzunluğundaki boynuzlar dışında iskeletler oldukça doğal gözükmekteydi. Boynuzları araştırıldığında inanılmaz derecede sağlam oldukları da gözlemlendi.
   Kafatasları o zamanlarda Presbyterian Kilisesi tarih bölümünde Prof. A. B. Skinner ve American Investigating Museum’da çalışan Prof. W.K. Morehead tarafından detaylı olarak incelendi. Massechusetts’dek müzeye gönderilen kafatasları daha sonra buradan çalındığı iddia edilerek hiç bir zaman ortaya çıkarılmadı. Ve böylece buluş tuhaf ve sessiz bir şekilde ortadan kaldırıldı. Geriye sadece bir kaç satırlık dergi ve gazete haberi kaldı. ‘Şeytan ırkına ait kafatasları’ hala sır olarak kalmış ve bir çok habercinin bu işin üzerine düşmesine rağmen bir sonuca varılamamıştır.

İnsan Yüzüne Aynı Doğan Oğlak


   İzmir'in Tire İlçesi'nde 5 senedir vazife meydana getiren 29 yaşındaki Uzman baytar tabip Erhan Elibol, bir çiftçinin iki hamile keçisini ameliyata alarak sezaryen ile doğurttu.    
  Doğumlardan birinde çok ender görülen 'malformasyon' (acaibat / garip oluşum bozukluğu) vakasıyla karşılaşıldı. Oğlaklardan birinin yüzünün insan simasını andırması, şaşkınlığa sebep oldu.
  Oğlakların tek tırnaklı oldukları da ifade edildi. Niçin Daha önceki doğumlarda bu vaka gibi olmasa da, birkaç oluşum bozukluğu durumu görmüş olduğunü belirten veteriner Elibol, "Daha önce rastladığım vakalarinek ve koyunlardaydı. Çift başlı buzağı, el ve ayakları oluşmamış tek gözlü buzağı, beş ayaklı buzağı gibi oluşum bozuklukları ile karşılaştım. Ama böylesini ilk kez görüyorum. Bu sananen ırkı keçilerin normal doğum süreı gelmişti, fakat hayvanlar doğum yapamadıklarından sezaryene karar verdim. Sonrasında da bu durumla karşılaştım. Kafası ve yüzü insanı çağrıştıran oğlak beni ve sahibi olan köylü vatandaşı şaşkına çevirdi.
   Nedeni Öğrendiğim kadarıyla böyle bir vaka en son Zimbabve'deki Lower Gweru kentinde yaşanmış. Vakasın nedenini araştırmış olduğumda ise sebebin, aşırı şekilde ve şuursizce kullanılan 'A' vitamini uygulamaları olduğu bilgisine ulaştım" diye konuştu. Veteriner, üreticileri bilinçsiz vitamin mevzularında uyardı.

Otelde Kameraya Yakalanan Cin

 
   Güvenlik kameralarına öyle bir görüntü yakalanıyor ki hayretler içerisinde izleyeceksiniz. Araştırmalarıma göre video ile oynanmamış ve gerçek güvenlik kamerası görüntüleridir. 

  Bir konaklama şirketinin akşam yaşadıkları enteresan olayı konu alan bu video da geçmiş bakınca bu görüntüleri her şeyi açıklıyor. Bir ses duyan güvenlik görevlisi, sesin geldiği yere doğru gider otel güvenlik elemanı odayı iyice kolaçan edip çıktıktan sonra arkasından geçen doğaüstü cini hisseder ama göremez. Güvenlik görevlisi cin geçince büyük panik yaşar.

İşte Cin Videosu


Aile Geçimine İyi Gelen Dua

    Her ailede mutlaka sıkıntılar yaşanır. Kimi geçim, kimi aileler arasında uyumsuzluktur. Bazı ailelerde hiç sebeb olmaksızın da sürekli ve şiddetli geçimsizlikler olur. Öncelikle bunu engellemenin yolu ailelerin birbirilerini dinlemeleri ve anlamalarıdır. Bunun yanında aile geçimsizliği için okunacak dualarda mevcuttur. Aşağıda vereceğim duayı okumanızda fayda olacak ve daha rahatlamış bir şekilde sorunlarınızın üstesinden geleceksiniz.

 Aile Geçimine İyi Gelen Dua


Ve lein seeltehüm men halekas semavati yel erda le yekulünne halekahünnel azizül alim* Ellezi ceale lekümül erda mehden ve ceale leküm fiha sübülen lealleküm tehtedun * Vellezi nezzele mines semai maen bi ka derin, fe enşarna bihi beldeten meyten kezalike tuhracun* Vellezi halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki yel en’ami ma terkebun* Li testevu ala zuhurihi sümme tezküru ni’mete Rabbiküm izesteveytüm aleyhi ve tekulu sübhanellezi sehhara lena haza ve ma künna lehu mukrinin* Ve inna ila rabbina le münkalibun*

Transformers 5: Son Şövalye

  
  Son Şövalye adından da anlaşılacağı üzere serinin son filmi olabilir.  Transformers bu sefer serinin özündeki efsaneleri paramparça etme hedefini kafasına koymuş gibi gözüküyor. İnsanlar ve Transformerlar arasında büyük bir savaş çıkıyor, Optimus Prime ise gitmiş. Geleceğimizi kurtarmanın yegane çıkar yolu geçmişin sırlarında ve Transformerların dünyadaki gizli geçmişinde bulunan sırlar ve bu sırları çözebilecekler mi ? Yoksa insanlığın sonu gelecek mi bilinmiyor.

  Dünyayı kurtarma görevi Cade Yeager Bumblebee; bir İngiliz lordu ve bir Oxford profesöründen oluşan sıradışı bir birliğe kalıyor. Ekip savaş konusunda kesinlikle becerisiz olsalarda zeka olarak istenileni vereceklerdir. Hep güldürecek hemde duygusal anlamda bizlerin kalp atışlarını hızlandıracaklar. Sevilen fantastik serisi Transformers filminin 5. devam halkası olan Transformers 5: Son Şövalye'nin yönetmen koltuğunda serinin ünlü yönetmeni Michael Bay oturuyor. Filmin başrollerinde bir önceki filmin Cade Yeager'ı Mark Wahlberg, Laura Haddock, Anthony Hopkins, Josh Duhamel ve Santiago Cabrera yer alıyor.

Transformers 5: Son Sövalye Vizyon Tarihi:


Vizyon tarihi 23 Haziran 2017- (2s 29dk) -Yönetmen Michael Bay -Oyuncular: Mark Wahlberg, Isabela Moner, Anthony Hopkins -Tür Aksiyon, Bilimkurgu -Ülke ABD

Transformers 5: Son Şövalye Fragmanı:


Thor 3 :Ragnarok

   
  Thor serisinin son filmi Thor 3 ragnarok 2017 yılında izleyiciyle buluşacak olan üçüncü filminde, yaklaşmakta olan Norse kıyametine tanık olacağız. Asgard'tan uzakta, evrenin öbür ucunda hapsolmuş olan Thor çıkış yolu bulabilmek için uğraş verecektir. .


   En kötüsü ise Thor'un çekici de yanında değildir ve Asgard yok oluş eşiğindedir. Ragnarok zamanı gelmiştir, eğer gerçekleşirse bütün Asgardlıları yok edecek olan yıkımın sorumlusu ise acımasız Hela'dır. Ancak Asgard'ı kurtarabilmek için öncelikle özgür kalmalı ve bunun içinde karşısına eski müttefiki Hulk ile sırt sırta vererek ölümcül bir yarışmayı kazanmalıdır.  


   Craig Kyle ve Christopher Yost ikilisinin senaryosunu kaleme aldığı filmin başrollerinde bir kez daha Chris Hemsworth ve Tom Hiddleston bulunuyor. Bu süper ikili kesin olarak büyük işler çıkartmış olduğunu düşünüyoruz.

 Vizyon tarihi 27 Ekim 2017- Yönetmen Taika Waititi -  Oyuncular: Chris Hemsworth, Tom Hiddleston, Cate Blanchett  - Tür Aksiyon, Fantastik - Ülke ABD

Thor 3: Ragnarok Fragmanı İzle